<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122</id><updated>2011-04-21T16:27:07.988-07:00</updated><category term='Nazım Hikmet Ran Şiirleri'/><category term='Necati Cumali Hayatı'/><category term='Rıfat Ilgaz Şiirleri'/><category term='C.Sıtkı Tarancı Hayatı'/><category term='Uğur Işılak Şiirleri'/><category term='Yunus Emre Hayatı'/><category term='Aşık Veysel Hayatı'/><category term='Özdemir Asaf Hayatı'/><category term='S.Faik Abasıyanık Resimler'/><category term='Uğur Aslan Şiirleri'/><category term='Can Yücel Hayatı'/><category term='Orhan Veli Kanık Hayatı'/><category term='Sezai Karakoç Hayatı'/><category term='Mehmet Akif Ersoy Hayatı'/><category term='Lale Müldür Şiirleri'/><category term='Yunus Emre Şiirleri'/><category term='Aziz Nesin Hayatı'/><category term='Tevfik Fikret Şiirleri'/><category term='Rıfat Ilgaz Hayatı'/><category term='Bülent Ecevit Hayatı'/><category term='Özdemir Asaf Şiirleri'/><category term='Yahya Kemal Beyatlı Hayatı'/><category term='A.Hamdi Tanpınar Hayatı'/><category term='Y.Kemal Beyatlı Resimler'/><category term='N.Fazıl Kısakürek Şiirleri'/><category term='Atilla İlhan Resimleri'/><category term='Bülent Ecevit Şiirleri'/><category term='Orhan Veli Kanık Şiirleri'/><category term='EN GÜZEL ŞİİRLER'/><category term='Yunus Emre Resimler'/><category term='Aziz Nesin Şiirleri'/><category term='Sait Faik Abasıyanık Hayatı'/><category term='Mehmet Akif Ersoy Şiirleri'/><category term='A.Hamdi Tanpınar Şiirler'/><category term='M.Celalettin Rumi Hayatı'/><category term='Orhan Veli Kanık Resimler'/><category term='Nazım Hikmet Ran Hayatı'/><category term='Aşık Veysel Şiirleri'/><category term='Can Yücel Şiirleri'/><category term='Sait Faik Abasıyanık Şiirleri'/><category term='Atilla İlhan Hayatı'/><category term='Necati Cumali Şiirleri'/><category term='Ziya Gökalp Hayatı'/><category term='Tevfik Fikret Hayatı'/><category term='Namık Kemal Hayatı'/><category term='N.Fazıl Kısakürek Hayatı'/><category term='Ceyhun Atıf Kansu Hayatı'/><category term='Ahmet Poyrazoğlu Hayatı'/><category term='Bekir Sıtkı Erdoğan Şiirleri'/><category term='Lale Müldür Hayatı'/><category term='Ceyhun Atıf Kansu Şiirleri'/><category term='Ziya Gökalp Şiirleri'/><category term='C.Sıtkı Tarancı Şiirler'/><category term='Yahya Kemal Beyatlı Şiirleri'/><category term='Louis Aragon Hayatı'/><category term='Atilla İlhan Şiirleri'/><category term='Namık Kemal Şiirleri'/><category term='M.Celalettin Rumi Şiirleri'/><category term='Bekir Sıtkı Erdoğan Hayatı'/><category term='Aragon Şiirler'/><category term='Sezai Karakoç Şiirleri'/><title type='text'>Sanat Dünyası</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>108</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-3268005096762248573</id><published>2008-04-29T01:52:00.000-07:00</published><updated>2008-04-29T01:54:05.001-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ahmet Poyrazoğlu Hayatı'/><title type='text'>Ahmet Poyrazoğlu Hayatı</title><content type='html'>Ahmet Poyrazoğlu, Ülkemizde halk ozanları hep atışmalarıyla bilinir. Herhangi bir etkinlikte &lt;br /&gt;bir araya gelen aşıklar, kırıp dökmeden birbirlerine laf yetiştirirler. &lt;br /&gt;Atışmalarıyla ünlü ozanlar dün bir dayanışma örneği sergilediler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Halk Ozanları Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Aşık Ahmet Poyrazoğlu^nun &lt;br /&gt;gecesine katılan ozanlar, arkadaşları için sazlarının tellerine vurup en güzel &lt;br /&gt;türkülerini okudular. Önceki akşam Zeytinburnu Öğretmenevi^ndeki programa &lt;br /&gt;katılan Hilmi Şahballı, Orhan Üstündağ, Mürsel Sinan, Maksut Feryadi, Aşık &lt;br /&gt;Fikret Ünal ve İsmail Azeri birbirleriyle atışmadılar. Aşık Fikret Ünal^ın tüm &lt;br /&gt;meydan okumalarına rağmen, diğer aşıklar "Bu bir dayanışma gecesidir" diyerek &lt;br /&gt;birlikte sahneye bile çıkmadılar. Her ozan tek tek sahneye çıkarak, arkadaşları &lt;br /&gt;Ahmet Poyrazoğlu^nun gecesini renklendirmeye özen gösterdi. Aşıkların dayanışma &lt;br /&gt;örneği salonda büyük takdir topladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ercişli Ozan Ahmet Poyrazoğlu^nun sanattaki 30. yıl kutlamasına ozan &lt;br /&gt;arkadaşlarının yanı sıra sanatçı Celal Yarıcı, Mehmet Ündül, Osman Gümüş, Cahit &lt;br /&gt;Özdağlar ve Maraşlı Tacim ile Van iline ait dernek yöneticileri katıldı. Konuşma &lt;br /&gt;yapan sanatçı ve dernek yöneticileri Ahmet Poyrazoğlu^nun kişiliği ve sanatına &lt;br /&gt;olan sevgisini dile getirdiler. Milli ve manevi değerlere saygınlığı ile &lt;br /&gt;dikkatleri üzerine çeken Ahmet Poyrazoğlu ise kendisini yalnız bırakmayan tüm &lt;br /&gt;dostlarına teşekkür etti. Aşıkların sıkıntılarının çözümü konusunda devletin de &lt;br /&gt;destek vermesi gerektiğini belirten Poyrazoğlu, ozan dayanışmasından gurur &lt;br /&gt;duyduğunu söyledi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-3268005096762248573?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/3268005096762248573/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=3268005096762248573' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/3268005096762248573'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/3268005096762248573'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/ahmet-poyrazolu-hayat.html' title='Ahmet Poyrazoğlu Hayatı'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-1718317120655422828</id><published>2008-04-06T00:22:00.002-07:00</published><updated>2008-04-06T00:24:26.646-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='C.Sıtkı Tarancı Hayatı'/><title type='text'>Cahit Sıtkı Tarancı Hayatı</title><content type='html'>&lt;strong&gt; Hayatı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt; Diyarbakır'da doğdu, İlk öğrenimini aynı şehirde yaptı. Orta öğrenimi için İstanbul'a gönderilerek, Kadıköy Fransız Saint Joseph Lisesi'ne yazıldı. Burada dört yıl okuduktan sonra Galatasaray Lisesi'ne geçti. Mülkiye Mektebi'ne girdi. Buradaki öğrenimini tamamlamadan paris'e gitti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci Dünya Savaşı'nın çıkması üzerine yurda döndü. Anadolu Ajansı ve Çalışma Bakanlığı'nda çevirmen olarak çalıştı. 1954'te ağır bir hastalığa yakalandı. Türkiye'de tedavisi sonuç vermeyince Viyana'ya götürüldü. 13 Ekim 1956'da orada bir hastanede öldü. Ankara'da toprağa verildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Sanat için sanat' ilkesine bağlı kaldı. Ona göre şiir, kelimelerle güzel şekiller kurma sanatıdır. Vezin ve kafiyeden kopmamış; ama ölçülü veya serbest, her türlü şiirin güzel olabileceği inancını taşımıştır. Açık ve sade bir üslubu vardır. Çoğu gerçeğe bağlı olan mecazları, derin, karışık ve şaşırtıcı değildir. Uzak çağrışımlara ve hayal oyunlarına pek itibar etmemiştir. Zaman zaman bazı imaj ve sembollere başvurmuştur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiirlerinde en çok yaşama sevinci ve ölüm temalarına yer vermiş, nedense hep ölümün üstüne gitmiştir. Ayrıca yitik aşklar, mutlu sevdalar, yalnızlık, yaşadığı bohem hayatın buruklukları, çocukluk özlemi de şiirlerine konu olmuştur.  &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ESERLERİ &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Şiir kitapları: Ömrümde Sükut (1933) , Otuz Beş Yaş (1946) , Düşten Güzel (1952) ,&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-1718317120655422828?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/1718317120655422828/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=1718317120655422828' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/1718317120655422828'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/1718317120655422828'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/cahit-stk-taranc-hayat.html' title='Cahit Sıtkı Tarancı Hayatı'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-627306289160846752</id><published>2008-04-06T00:22:00.001-07:00</published><updated>2008-04-06T00:22:52.671-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='C.Sıtkı Tarancı Şiirler'/><title type='text'>Cahit Sıtkı Tarancı dan '' OTUZBEŞ YAŞ ŞİİRİ '' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;OTUZBEŞ YAŞ ŞİİRİ&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.&lt;br /&gt;Dante gibi ortasındayız ömrün.&lt;br /&gt;Delikanlı çağımızdaki cevher,&lt;br /&gt;Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,&lt;br /&gt;Gözünün yaşına bakmadan gider.&lt;br /&gt;Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?&lt;br /&gt;Benim mi Allahım bu çizgili yüz?&lt;br /&gt;Ya gözler altındaki mor halkalar?&lt;br /&gt;Neden böyle düşman görünürsünüz,&lt;br /&gt;Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?&lt;br /&gt;Zamanla nasıl değişiyor insan!&lt;br /&gt;Hangi resmime baksam ben değilim.&lt;br /&gt;Nerde o günler, o şevk, o heyecan?&lt;br /&gt;Bu güler yüzlü adam ben değilim;&lt;br /&gt;Yalandır kaygısız olduğum yalan.&lt;br /&gt;Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;&lt;br /&gt;Hatırası bile yabancı gelir.&lt;br /&gt;Hayata beraber başladığımız,&lt;br /&gt;Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;&lt;br /&gt;Gittikçe artıyor yalnızlığımız.&lt;br /&gt;Gökyüzünün başka rengi de varmış!&lt;br /&gt;Geç farkettim taşın sert olduğunu.&lt;br /&gt;Su insanı boğar, ateş yakarmış!&lt;br /&gt;Her doğan günün bir dert olduğunu,&lt;br /&gt;İnsan bu yaşa gelince anlarmış.&lt;br /&gt;Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!&lt;br /&gt;Her yıl biraz daha benimsediğim.&lt;br /&gt;Ne dönüp duruyor havada kuşlar?&lt;br /&gt;Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?&lt;br /&gt;Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?&lt;br /&gt;Neylersin ölüm herkesin başında.&lt;br /&gt;Uyudun uyanamadın olacak.&lt;br /&gt;Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?&lt;br /&gt;Bir namazlık saltanatın olacak,&lt;br /&gt;Taht misali o musalla taşında.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Cahit Sıtkı Tarancı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-627306289160846752?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/627306289160846752/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=627306289160846752' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/627306289160846752'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/627306289160846752'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/cahit-stk-taranc-dan-otuzbe-ya-iiri.html' title='Cahit Sıtkı Tarancı dan &apos;&apos; OTUZBEŞ YAŞ ŞİİRİ &apos;&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-4294820704840415129</id><published>2008-04-06T00:20:00.000-07:00</published><updated>2008-04-06T00:22:03.392-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='C.Sıtkı Tarancı Şiirler'/><title type='text'>Cahit Sıtkı Tarancı dan '' KARASEVDA '' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;KARASEVDA&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kere sevdaya tutulmaya gör;&lt;br /&gt;Ateşlere yandığının resmidir.&lt;br /&gt;Aşık dediğin, Mecnun misali kör;&lt;br /&gt;Ne bilsin alemde ne mevsimidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya bir yana, o hayal bir yana;&lt;br /&gt;Bir meşaledir pervaneyim ona.&lt;br /&gt;Altında bir ömür dönedolana&lt;br /&gt;Ağladığım yer penceresi midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir köşeye mahzun çekilen için,&lt;br /&gt;Yemekten içmekten kesilen için,&lt;br /&gt;Sensiz uykuyu haram bilen için,&lt;br /&gt;Ayrılık ölümün diğer ismidir &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Cahit Sıtkı Tarancı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-4294820704840415129?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/4294820704840415129/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=4294820704840415129' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/4294820704840415129'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/4294820704840415129'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/cahit-stk-taranc-dan-karasevda-iiri.html' title='Cahit Sıtkı Tarancı dan &apos;&apos; KARASEVDA &apos;&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-2965348666981307818</id><published>2008-04-06T00:19:00.002-07:00</published><updated>2008-04-06T00:20:29.218-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aziz Nesin Şiirleri'/><title type='text'>Aziz Nesin den '' SEN SÖYLEMEDEN DE BİLİYORUM '' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;SEN SÖYLEMEDEN DE BİLİYORUM&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seziyorum ki kaçacaksın..&lt;br /&gt;Yalvaramam koşamam&lt;br /&gt;Ama sesini bırak bende&lt;br /&gt;Biliyorum ki kopacaksın&lt;br /&gt;Tutamam saçlarından&lt;br /&gt;Ama kokunu bırak bende&lt;br /&gt;Anlıyorum ki ayrılacaksın&lt;br /&gt;Çok yıkkınım yıkılamam&lt;br /&gt;Ama rengini bırak bende&lt;br /&gt;Duyumsuyorum ki yiteceksin&lt;br /&gt;En büyük acım olacak&lt;br /&gt;Ama ısını bırak bende&lt;br /&gt;Ayrımsıyorum ki unutacaksın&lt;br /&gt;Acı kurşun bir okyanus&lt;br /&gt;Ama tadını bırak bende&lt;br /&gt;Nasıl olsa gideceksin&lt;br /&gt;Hakkım yok durdurmaya&lt;br /&gt;Ama kendini bırak bende.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Aziz Nesin&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-2965348666981307818?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/2965348666981307818/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=2965348666981307818' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/2965348666981307818'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/2965348666981307818'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/aziz-nesin-den-sen-sylemeden-de.html' title='Aziz Nesin den &apos;&apos; SEN SÖYLEMEDEN DE BİLİYORUM &apos;&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-7234237050329892892</id><published>2008-04-06T00:19:00.001-07:00</published><updated>2008-04-06T00:19:46.799-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aziz Nesin Şiirleri'/><title type='text'>Aziz Nesin den '' SUSARAK '' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;SUSARAK&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş altında söylenmedik söz yokmuş..&lt;br /&gt;Bu yüzden geceleri söylüyorum sevdiğimi..&lt;br /&gt;Ne gece ne gündüz yokmuş söylenmemiş söz..&lt;br /&gt;Bende söylenmişleri söylüyorum yeni biçimde..&lt;br /&gt;Hiç bir biçim kalmamış dünyada denenmedik...&lt;br /&gt;Bende susuyorum sevgimi saklayıp içimde....&lt;br /&gt;Duyuyorsun değilmi suskunluğumu nasıl haykırıyor...&lt;br /&gt;Susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim ...&lt;br /&gt;Ama bir başka seven yok benim sustuğum biçimde .....&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Aziz Nesin&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-7234237050329892892?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/7234237050329892892/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=7234237050329892892' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/7234237050329892892'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/7234237050329892892'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/aziz-nesin-den-susarak-iiri.html' title='Aziz Nesin den &apos;&apos; SUSARAK &apos;&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-574317559992584810</id><published>2008-04-06T00:17:00.000-07:00</published><updated>2008-04-06T00:19:06.463-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aziz Nesin Şiirleri'/><title type='text'>Aziz Nesin den '' Özlem '' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;ÖZLEM..&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O denli o denli çok beklettin&lt;br /&gt;Alıştırdın bekletmeye kendini&lt;br /&gt;Çok zamanlar geçti de geldin&lt;br /&gt;Senden çok seviyorum senin özlemeni.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Aziz Nesin&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-574317559992584810?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/574317559992584810/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=574317559992584810' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/574317559992584810'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/574317559992584810'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/aziz-nesin-den-zlem-iiri.html' title='Aziz Nesin den &apos;&apos; Özlem &apos;&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-5869336358074614382</id><published>2008-04-06T00:16:00.000-07:00</published><updated>2008-04-06T00:17:25.727-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aragon Şiirler'/><title type='text'>Aragon dan '' MUTLU AŞK YOK Kİ DÜNYADA '' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;MUTLU AŞK YOK Kİ DÜNYADA&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında hiçbir şey kâr değil insana&lt;br /&gt;Ne gücü ne zayıf yanları ne de yüreği&lt;br /&gt;Gölgesi bir haç gölgesidir kollarını açsa&lt;br /&gt;Ve kırar göğsüne bastırırken sevdiği şeyi&lt;br /&gt;Tuhaf bir ayrılıktır hayatı kapkara&lt;br /&gt;              Mutlu aşk yok ki dünyada&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani giydirilmiş erler bir başka yazgıya&lt;br /&gt;İşte o silahsız askerlere benzer hayatı&lt;br /&gt;Sabahları o yazgı için uyanmış olsalar da&lt;br /&gt;Tükenmiştirler ve kararsızdırlar akşamları&lt;br /&gt;Söyle yavrum şu sözleri ve sakın ağlama&lt;br /&gt;              Mutlu aşk yok ki dünyada&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel aşkım tatlı aşkım çıbanım derdim&lt;br /&gt;Yaralı bir kuş gibi taşırım seni şuramda&lt;br /&gt;Ve görmeden bakanlar şu halimize bizim&lt;br /&gt;Süzdüğüm sözleri söylerler benden sonra&lt;br /&gt;Ve her şey der demez ölür iri gözlerin uğruna&lt;br /&gt;              Mutlu aşk yok ki dünyada&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamayı öğrenmek bizimçin geçti çoktan&lt;br /&gt;Ağlasın gece içinde kalplerimiz yan yana&lt;br /&gt;En küçük şarkıyı mutsuzluktur kurtaran&lt;br /&gt;Her ürperiş borçlu baştan bir hayıflanmaya&lt;br /&gt;Ve her kitar havası beslenir hıçkırıkla&lt;br /&gt;              Mutlu aşk yok ki dünyada&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acılara batmamış bir aşk söyle bana&lt;br /&gt;Yıkmamış kıymamış olsun bir aşk söyle&lt;br /&gt;Bir aşk söyle sarartıp soldurmamış ama&lt;br /&gt;İnan ki senden artık değil yurt sevgisi de&lt;br /&gt;Bir aşk yok ki paydos demiş gözyaşlarına&lt;br /&gt;              Mutlu aşk yok ki dünyada&lt;br /&gt;              Ama şu aşk ikimizin öyle de olsa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Louis Aragon&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-5869336358074614382?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/5869336358074614382/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=5869336358074614382' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/5869336358074614382'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/5869336358074614382'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/aragon-dan-mutlu-ak-yok-ki-dnyada-iiri.html' title='Aragon dan &apos;&apos; MUTLU AŞK YOK Kİ DÜNYADA &apos;&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-3076546009700779007</id><published>2008-04-06T00:15:00.000-07:00</published><updated>2008-04-06T00:16:15.410-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aragon Şiirler'/><title type='text'>Aragon dan '' ŞİİR SANATI '' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;ŞİİR SANATI&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Mayıs'ta ölmüş dostlar için&lt;br /&gt;Sadece ama sadece onlar için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İncelik olmalı kafiyelerimde&lt;br /&gt;Gözyaşlarım gibi silahların üstünde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve tüm yaşayanlara&lt;br /&gt;Değişse de rüzgarla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüler adına orda bilensin dursun&lt;br /&gt;O beyaz silahı pişmanlık duygusunun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evli sözcükler yara almış sözcükler&lt;br /&gt;Suçun basbas bağırdığı kafiyeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dibinde çıkararak acı bir hikayenin&lt;br /&gt;Çifte su sesini küreklerin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem yağmur kadar adi&lt;br /&gt;Parlayan bir cam gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanki geçitte ayna&lt;br /&gt;Ölen çiçek bluzda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğun çemberle oynaması&lt;br /&gt;Ayın ırmakta yansıması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dolaptaki güve otu&lt;br /&gt;Bellekteki bir koku&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafiyeler kafiyeler orda duyarım&lt;br /&gt;Kırmızı ısısını kanın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bize hatırlatın bunu&lt;br /&gt;İnsanlar kadar zalim olduğumuzu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve yüreğimiz gücünü yitirdi mi&lt;br /&gt;Unutkanlık uykusundan uyandırın bizi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sönmüş lambayı yakın yeniden&lt;br /&gt;Yine ses gelsin boşalan kadehlerden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben hep şarkı söylemekteyim orda&lt;br /&gt;Mayıs'ta ölen dostlarım arasında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Louis Aragon&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-3076546009700779007?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/3076546009700779007/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=3076546009700779007' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/3076546009700779007'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/3076546009700779007'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/aragon-dan-iir-sanati-iiri.html' title='Aragon dan &apos;&apos; ŞİİR SANATI &apos;&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-8682734361963737859</id><published>2008-04-06T00:13:00.000-07:00</published><updated>2008-04-06T00:15:30.653-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aragon Şiirler'/><title type='text'>Aragon dan '' ELSA'NIN GÖZLERİ '' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;ELSA'NIN GÖZLERİ&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de&lt;br /&gt;Bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm&lt;br /&gt;Orada bütün ümitsizleri bekleyen ölüm&lt;br /&gt;Öyle derin ki herşeyi unuttum içlerinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uçsuz bir denizdir bulanır kuş gölgelerinde&lt;br /&gt;Sonra birden güneş çıkar o bulanıklık geçer&lt;br /&gt;Yaz meleklerinin eteklerinden bulutlar biçer&lt;br /&gt;Göklerin en mavisi buğdayların üzerinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karanlık bulutları boşuna dağıtır rüzgâr&lt;br /&gt;Göklerden aydındır gözlerin bir yaş belirince&lt;br /&gt;Camın karılan yerindeki maviliğini de&lt;br /&gt;Yağmur sonu semalarını da kıskandırırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...............&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bu radiumu bir pekbilent taşından çıkardım&lt;br /&gt;Benim de yandı parmaklarım memnu ateşinde&lt;br /&gt;Bulup bulup yeniden kaybettiğim cennet ülke&lt;br /&gt;Gözlerin Peru'mdur benim Golkond'um Hindistan'ım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kâinat param parça oldu bir akşam üzeri&lt;br /&gt;Her kurtulan ateş yaktı üstünde bir kayanın&lt;br /&gt;Gördüm denizin üzerinde parlarken Elsa'nın&lt;br /&gt;Gözleri Elsa'nın gözleri Elsa'nın gözleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Louis Aragon&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-8682734361963737859?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/8682734361963737859/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=8682734361963737859' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/8682734361963737859'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/8682734361963737859'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/aragon-dan-elsanin-gzleri-iiri.html' title='Aragon dan &apos;&apos; ELSA&apos;NIN GÖZLERİ &apos;&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-5733200218025249610</id><published>2008-04-06T00:12:00.000-07:00</published><updated>2008-04-06T00:13:35.498-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Louis Aragon Hayatı'/><title type='text'>Louis Aragon Hayatı</title><content type='html'>3 Ekim 1897 de Parisde doğmuştur. Siyasal eylemci ve komünizm yanlısı şair, romancı ve deneme yazarı.      "Bugünkü Fransız ozanlarının en önemlilerinden biri diye biliniyor. Önceleri, Dada akımının öncüleri arasında sayılıyordu, sonradan Bréton, Soupaux ile birlikte bu yüzyılın en önemli şiir akımı olan Sürrealizm'in kurucularından biri oldu. Bugüne değin şiir, roman, eleştiri, deneme, çeviri olarak 61 kitap yayımladı.&lt;br /&gt;        Aragon'un ünü, öte yandan, İkinci Dünya Savaşında gizli karşı koyma hareketiyle daha bir büyümüştür. Le Paysan de Paris adlı romanı, gerçeküstücülüğün en güzel örneklerinden biri olarak gösterilmektedir.&lt;br /&gt;        Charles d'Orléans'dan, Victor Hugo'ya değin uzayan bir şiir çizgisini sürdürür gibidir Aragon.   Aragon açık yazan ozanlardandır, birçok şiirleri bu yüzden şarkı haline getirilmiştir. Aragon, romancı olarak da ün yapmıştır. Çağdaş romanların arasında önemli bir yer tutar. Birkaç çevirisi de vardır. 24 Aralık 1982 de Pariste ölmüştür&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-5733200218025249610?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/5733200218025249610/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=5733200218025249610' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/5733200218025249610'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/5733200218025249610'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/louis-aragon-hayat.html' title='Louis Aragon Hayatı'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-7781308310315055362</id><published>2008-04-06T00:10:00.000-07:00</published><updated>2008-04-06T00:12:52.823-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aragon Şiirler'/><title type='text'>Aragon dan '' SANA BÜYÜK BİR ŞEY SÖYLEYECEĞİM '' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;SANA BÜYÜK BİR ŞEY SÖYLEYECEĞİM&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana büyük bir sır söyleyeceğim&lt;br /&gt;Korkuyorum senden&lt;br /&gt;Korkuyorum yanınsıra gidenden&lt;br /&gt;Pencerelere doğru akşam üzeri&lt;br /&gt;El kol oynatışından&lt;br /&gt;Söylenmeyen sözlerden&lt;br /&gt;Korkuyorum hızlı-yavaş zamandan&lt;br /&gt;Korkuyorum senden&lt;br /&gt;Sana büyük bir sır söyleyeceğim&lt;br /&gt;Kapat kapıları&lt;br /&gt;Ölmek daha kolaydır, sevmekten&lt;br /&gt;Bundandır işte benim yaşamaya&lt;br /&gt;katlanmam&lt;br /&gt;sevgilim... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Louis Aragon&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-7781308310315055362?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/7781308310315055362/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=7781308310315055362' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/7781308310315055362'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/7781308310315055362'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/aragon-dan-sana-byk-bir-ey-syleyeceim.html' title='Aragon dan &apos;&apos; SANA BÜYÜK BİR ŞEY SÖYLEYECEĞİM &apos;&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-4148339950841471586</id><published>2008-04-06T00:08:00.000-07:00</published><updated>2008-04-06T00:35:15.079-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='A.Hamdi Tanpınar Hayatı'/><title type='text'>Ahmet Hamdi Tanpınar Hayatı</title><content type='html'>23 Haziran 1901’de İstanbul’da doğdu. Kadı Hüseyin Fikri Efendi'nin oğlu. Baytar Mektebi'ni bırakarak girdiği Darülfünun-ı Osmani'nin (Bugünkü İstanbul Üniversitesi) Edebiyat Fakültesi’nden 1923’te mezun oldu. Erzurum, Konya ve Ankara'daki liselerde öğretmenlik yaptı. Gazi Terbiye Enstitüsü'nde (Gazi Eğitim Enstitüsü) edebiyat dersleri verdi. 1933'ten sonra İstanbul'da Kadıköy Lisesi'nde edebiyat öğretmenliği yaptı. Güzel Sanatlar Akademisi’nde sanat tarihi ve estetik dersleri verdi. 1939'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde yeni kurulan Türk Edebiyatı Kürsüsü profesörlüğüne getirildi. 1942 ara seçimlerinde CHP'den Maraş Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girdi, üniversitedeki görevinden ayrıldı. 1946 seçimlerinde tekrar aday gösterilmeyince bir süre Milli Eğitim Müfettişliği yaptı. Güzel Sanatlar Akademisinde tekrar derse girmeye başladı. 1949'da da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne döndü. Bu görevdeyken 24 Ocak 1962’de İstanbul’da yaşamını yitirdi. Adını ilk kez "Altın Kitap" dergisinde yayınlanan "Musul Akşamları" şiiriyle duyurdu. Dergah, Milli Mecmua, Hayat, Görüş, Ülkü, Varlık, Oluş, Kültür Haftası ve Aile dergilerinde şiirleri yayınlandı. Hece vezniyle yazdığı bu ilk şiirler, imge zenginliklikleri ve müzikal nitelikleriyle dikkat çeker. Edebiyat Fakültesi'nde öğrencisi olduğu Yahya Kemal Beyatlı'dan çok etkilendi. Ama ilk eserlerinde Yahya Kemal'den çok Ahmet Haşim izleri görülür. Haşim gibi o da küçük yaşta kaybettiği annesinin yokluğundan duyduğu acıyı ve kendisini avutacak bir sevginin özlemini dile getirir. İçe dönük bir bakışla doğa ile iletişim kurmaya çalışır. Şiirinin bir başka yönü Bergson felsefesinden kaynanlanan zaman kavramıdır. Onun eserlerinde zaman, basit bir süreklilik değil, çok katlı ve karmaşık bir akıştır. "Ne İçindeyim Zamanın", "Bursa'da Zaman" şiirleri bu olgunun örnekleridir. İlk romanı "Mahur Beste" 1944'te Ülkü Dergisi'nde yayınlandı. Osmanlı Devleti'nin son döneminde seçkin bir çevrenin yaşayışını sergileyen bu romanın ardandan, kendi yaşamından da izler taşıyan "Huzur" 1949'da basıldı. Huzur, hem bir aşk hem de Tanpınar'ın İstanbul'a olan derin sevgisinin romanıdır. Estetik anlayışının, kültür birikiminin ve geçmiş kültürlere yaslanan yaşam felsefesini yansıttığı bu kitabı Tanpınar'ın en yetkin romanı sayılır. Romanda, Mümtaz ile Nuran'ın aşkı çerçevesinde Doğu ile Batı, eski ile yeni, geçmişin değerleriyle var olan değerler, aşk ile toplumsal sorumluluk arasındaki çatışmayı ve bu çatışmanın doğurduğu bireysel bunalımları irdeler. 1950'de Yeni İstanbul gazetesinde yayınlanan ancak ölümünden sonra 1973'te basılan "Sahnenin Dışındakiler" ile 1961'de basılan "Saatleri Ayarlama Enstitüsü"nde de iki uygarlık, iki değerler sistemi arasında bocalayan Türk toplumunun ironik tablosu çizilir. Ölümünden sonra plan ve notlarına dayanılarak biraraya getirilen ve 1987'de yayınlanan "Aydaki Kadın" da da aynı irdeleme vardır. Şiir, roman ve yazılarının yanısıra İstanbul, Bursa, Ankara, Ersurum ve Konya kentlerini doğal, tarihsel ve kültürel yapılarıyla anlattığı 1946'da basılan "5 Şehir" önemli eserleri arasındadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ESERLERİ &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ŞİİR: &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bütün Şiirleri (1976-1981) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ROMAN:&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;Mahur Beste (tefrika 1944 - basım 1975) &lt;br /&gt;Huzur (1949-1983) &lt;br /&gt;Sahnenin Dışındakiler (tefrika 1950- basım 1973) &lt;br /&gt;Saatleri Ayarlama Enstitüsü (1961-1977) &lt;br /&gt;Aydaki Kadın (ölümünden sonra 1987) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ÖYKÜ: &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Abdullah Efendi’nin Rüyaları (1943-1983) &lt;br /&gt;Yaz Yağmuru (1955-1983) &lt;br /&gt;Hikayeler (Kitaplaşmayan iki hikayesiyle birlikte tüm öyküleri, 1983) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;DENEME: &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Beş Şehir (1946-2001) &lt;br /&gt;Edebiyat Üzerine Makaleler (1969-1977) &lt;br /&gt;Yaşadığım Gibi (1970-1977) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ANTOLOJİLER:&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;Tevfik Fikret (1937-1944) &lt;br /&gt;Namık Kemal (1942) &lt;br /&gt;Yahya Kemal (1940-1982) &lt;br /&gt;19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi (Ancak birinci cildini tamamlayabildi, 1942-1985&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-4148339950841471586?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/4148339950841471586/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=4148339950841471586' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/4148339950841471586'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/4148339950841471586'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/ahmet-hamdi-tanpnar-hayat.html' title='Ahmet Hamdi Tanpınar Hayatı'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-2268645284213235967</id><published>2008-04-06T00:07:00.002-07:00</published><updated>2008-04-06T00:33:39.837-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='A.Hamdi Tanpınar Şiirler'/><title type='text'>Ahmet Hamdi Tanpınar dan '' BİR ADIN KALMALI... '' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;BİR ADIN KALMALI...&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir adın kalmalı geriye&lt;br /&gt;bütün kırılmış şeylerin nihayetinde&lt;br /&gt;aynaların ardında sır&lt;br /&gt;yalnızlığın peşinde kuvvet&lt;br /&gt;evet nihayet&lt;br /&gt;bir adın kalmalı geriye&lt;br /&gt;bir de o kahreden gurbet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sen say ki&lt;br /&gt;ben hiç ağlamadım&lt;br /&gt;hiç ateşe tutmadım yüreğimi&lt;br /&gt;geceleri, koynuma almadım ihaneti&lt;br /&gt;ve say ki&lt;br /&gt;bütün şiirler gözlerini&lt;br /&gt;bütün şarkılar saçlarını söylemedi&lt;br /&gt;hele nihavent&lt;br /&gt;hele buselik hiç geçmedi fikrimden&lt;br /&gt;ve hiç gitmedi&lt;br /&gt;bir topak kan gibi adın&lt;br /&gt;içimin nehirlerinden&lt;br /&gt;evet yangın&lt;br /&gt;evet salaş yalvarmanın korkusunda talan&lt;br /&gt;evet kaybetmenin o zehirli buğusu&lt;br /&gt;evet nisyan&lt;br /&gt;evet kahrolmuş sayfaların arasında adın&lt;br /&gt;sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı&lt;br /&gt;bu sevda biraz nadan&lt;br /&gt;biraz da hıçkırık tadı&lt;br /&gt;pencere önü menekşelerinde her akşam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dağlar sonra oynadı yerinden&lt;br /&gt;ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca&lt;br /&gt;sen say ki&lt;br /&gt;yerin dibine geçti&lt;br /&gt;geçmeyesi sevdam&lt;br /&gt;ve ben seni sevdiğim zaman&lt;br /&gt;bu şehre yağmurlar yağdı&lt;br /&gt;yani ben seni sevdiğim zaman&lt;br /&gt;ayrılık kurşun kadar ağır&lt;br /&gt;gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın&lt;br /&gt;yine de bir adın kalmalı geriye&lt;br /&gt;bütün kırılmış şeylerin nihayetinde&lt;br /&gt;aynaların ardında sır&lt;br /&gt;yalnızlığın peşinde kuvvet&lt;br /&gt;evet nihayet&lt;br /&gt;bir adın kalmalı geriye&lt;br /&gt;bir de o kahreden gurbet&lt;br /&gt;beni affet&lt;br /&gt;Kaybetmek için erken, sevmek için çok geç &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet Hamdi Tanpınar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-2268645284213235967?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/2268645284213235967/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=2268645284213235967' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/2268645284213235967'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/2268645284213235967'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/ahmet-hamdi-tanpnar-dan-bir-adin.html' title='Ahmet Hamdi Tanpınar dan &apos;&apos; BİR ADIN KALMALI... &apos;&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-8699368587487443317</id><published>2008-04-06T00:07:00.001-07:00</published><updated>2008-04-06T00:34:03.197-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='A.Hamdi Tanpınar Şiirler'/><title type='text'>Ahmet Hamdi Tanpınar dan '' SONBAHAR '' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;SONBAHAR&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durgun havuzları işlesin bırak&lt;br /&gt;Yaprakların güneş ve ölüm rengi,&lt;br /&gt;Sen kalbini dinle,ufkuna bak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünme mevsimi inleten rengi&lt;br /&gt;Elemdir mest etsin ruhunu&lt;br /&gt;Eser rüzgarların durgun ahengi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yan yana sessizce mevsimle keder&lt;br /&gt;Hicrana aldanmış kalbimde gezin&lt;br /&gt;Esen rüzgarlara sen kendini ver &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet Hamdi Tanpınar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-8699368587487443317?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/8699368587487443317/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=8699368587487443317' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/8699368587487443317'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/8699368587487443317'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/ahmet-hamdi-tanpnar-dan-sonbahar-iiri.html' title='Ahmet Hamdi Tanpınar dan &apos;&apos; SONBAHAR &apos;&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-3922672665109142868</id><published>2008-04-06T00:06:00.000-07:00</published><updated>2008-04-06T00:34:18.579-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='A.Hamdi Tanpınar Şiirler'/><title type='text'>Ahmet Hamdi Tanpınar dan '' MAVİ MAVİYDİ GÖKYÜZÜ '' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;MAVİ MAVİYDİ GÖKYÜZÜ&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mavi, maviydi gökyüzü&lt;br /&gt;Bulutlar beyaz, beyazdı&lt;br /&gt;Boşluğu ve üzüntüsü&lt;br /&gt;İçinde ne garip yazdı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Garip, güzel, sonra mahzun&lt;br /&gt;Işıkla yağmur beraber,&lt;br /&gt;Bir türkü ki gamlı, uzun,&lt;br /&gt;Ve sen gülünce açan güller,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyaz, beyazdı bulutlar,&lt;br /&gt;Gölgeler buğulu, derin;&lt;br /&gt;Ah o hiç dinmeyen rüzgâr&lt;br /&gt;Ve uykusu çiçeklerin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mor aydınlıkta bir çınar&lt;br /&gt;Veya kestane dibinde;&lt;br /&gt;Mahmur süzülen bakışlar&lt;br /&gt;İkindi saatlerinde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birden gülümseyen yüzün&lt;br /&gt;Sabahların aynasında&lt;br /&gt;Ve beni çıldırtan hüzün&lt;br /&gt;İki bakış arasında.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ahmet Hamdi Tanpınar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-3922672665109142868?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/3922672665109142868/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=3922672665109142868' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/3922672665109142868'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/3922672665109142868'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/ahmet-hamdi-tanpnar-dan-mavi-maviydi.html' title='Ahmet Hamdi Tanpınar dan &apos;&apos; MAVİ MAVİYDİ GÖKYÜZÜ &apos;&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-9056655841089687600</id><published>2008-04-06T00:05:00.000-07:00</published><updated>2008-04-06T00:34:37.621-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='A.Hamdi Tanpınar Şiirler'/><title type='text'>Ahmet Hamdi Tanpınar dan '' ÖZLEM '' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;ÖZLEM.. .&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kime dokunsam sensin&lt;br /&gt;Kimi çağırsa dudaklarım...&lt;br /&gt;Başımın tacı, canım efendim.&lt;br /&gt;Görünmez çığlıklarımı gören&lt;br /&gt;Eğilmez başımı öpensin.&lt;br /&gt;Sen bir deniz derinliğisin&lt;br /&gt;Uslanmak bilmez kederler ülkesi...&lt;br /&gt;Coşup yağan fırtına sessizliğim&lt;br /&gt;Kül kedisi yorgunluğunda kalbim&lt;br /&gt;Masalcı ninesini arıyor &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Ahmet Hamdi Tanpınar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-9056655841089687600?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/9056655841089687600/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=9056655841089687600' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/9056655841089687600'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/9056655841089687600'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/ahmet-hamdi-tanpnar-dan-zlem-iiri.html' title='Ahmet Hamdi Tanpınar dan &apos;&apos; ÖZLEM &apos;&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-4235148764152901501</id><published>2008-04-06T00:03:00.000-07:00</published><updated>2008-04-06T00:34:55.906-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='A.Hamdi Tanpınar Şiirler'/><title type='text'>Ahmet Hamdi Tanpınar dan ''BEKLEYECEĞİM '' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;BEKLEYECEĞİM&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aylar geçip yıllar olsa da&lt;br /&gt;Yıllar geçip zaman dolsa da&lt;br /&gt;Aşkın arzuları beni boğsa da&lt;br /&gt;Bir gün seversin diye bekleyeceğim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün nişanlansan, yarın evlensen&lt;br /&gt;Benden başka binbir kişi sevsen&lt;br /&gt;Hepsiyle ayrı ayrı izdivaç görsen&lt;br /&gt;Bir gün dönersin diye bekleyeceğim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni beklemekle geçse de ömrüm&lt;br /&gt;Şu fani dünyada kalmasa günüm&lt;br /&gt;Senden uzakta ölürsem bir gün&lt;br /&gt;Ahirette seni bekleyeceğim... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Ahmet Hamdi Tanpınar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-4235148764152901501?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/4235148764152901501/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=4235148764152901501' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/4235148764152901501'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/4235148764152901501'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/ahmet-hamdi-tanpnar-dan-bekleyeceim.html' title='Ahmet Hamdi Tanpınar dan &apos;&apos;BEKLEYECEĞİM &apos;&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-8132470105152889566</id><published>2008-04-06T00:00:00.000-07:00</published><updated>2008-04-06T00:03:20.958-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Can Yücel Şiirleri'/><title type='text'>Can Yücel den '' İKİMİZİN ARASINDA '' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;İKİMİZİN ARASINDA..&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün şayet camsız çerçevesiz penceresiz&lt;br /&gt;Bir gün ben, çadır bezi bir perdeden&lt;br /&gt;Günlerin toz-toprak şarkısını çırparken&lt;br /&gt;Canevimin önünden geçersen,&lt;br /&gt;Bir gün şayet boynumda yem torbası hayallerim asılı&lt;br /&gt;Bir gün şayet samançöpü bir sokak dişlerim arasında&lt;br /&gt;Canevinin önünden geçersem&lt;br /&gt;Anlatırım nasıl nerde&lt;br /&gt;Bir ulu çınara takılı bir kuyrukluyıldız&lt;br /&gt;Bir yeşil telaşta çırpınan ışığımız&lt;br /&gt;Anlatırım nasıl nerde...&lt;br /&gt;Sonra eğilir kulağına derim: Bekle&lt;br /&gt;Çocukken kaçırdığım uçurtma dönsün gelsin&lt;br /&gt;Hele çarpsın bu çerçi yükü şehirlere,&lt;br /&gt;Hele ürksün fincancı katırları!&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;    Can Yücel&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-8132470105152889566?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/8132470105152889566/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=8132470105152889566' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/8132470105152889566'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/8132470105152889566'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/can-ycel-den-ikimizin-arasinda-iiri.html' title='Can Yücel den &apos;&apos; İKİMİZİN ARASINDA &apos;&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-4960121648238333061</id><published>2008-04-05T23:59:00.000-07:00</published><updated>2008-04-06T00:00:08.841-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Can Yücel Şiirleri'/><title type='text'>Can Yücel den '' BU KADARCIK '' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;BU KADARCIK&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su istemeye geldiler çocuklar&lt;br /&gt;Kumsalda çimerken farımışlar&lt;br /&gt;Mayolarıyla geldiler&lt;br /&gt;En arkada sarışın şipşirin&lt;br /&gt;Olsun olsun dört yaşında bir oğlan&lt;br /&gt;Güler su veriyor onlara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de olsam onlara daha ne verebilirim ki&lt;br /&gt;Musluktan taşan su seslerine karışan&lt;br /&gt;O cıvıl cıvıl seslerini cankulağıylan&lt;br /&gt;Dinlemekten başka?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;   Can Yücel&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-4960121648238333061?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/4960121648238333061/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=4960121648238333061' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/4960121648238333061'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/4960121648238333061'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/can-ycel-den-bu-kadarcik-iiri.html' title='Can Yücel den &apos;&apos; BU KADARCIK &apos;&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-6442433038891463188</id><published>2008-04-05T23:58:00.000-07:00</published><updated>2008-04-05T23:59:20.508-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Can Yücel Şiirleri'/><title type='text'>Can Yücel den '' BULUŞMAK ÜZERE '' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;BULUŞMAK ÜZERE&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyelim yağmura tutuldun bir gün&lt;br /&gt;Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek&lt;br /&gt;Öbür yanda güneş kendi keyfinde&lt;br /&gt;Ne de olsa yaz yağmuru&lt;br /&gt;Pırıl pırıl düşüyor damlalar&lt;br /&gt;Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın&lt;br /&gt;Dar attın kendini karşı evin sundurmasına&lt;br /&gt;İşte o evin kapısında bulacaksın beni&lt;br /&gt;Diyelim için çekti bir sabah vakti&lt;br /&gt;Erkenceden denize gireyim dedin&lt;br /&gt;Kulaç attıkça sen&lt;br /&gt;Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan&lt;br /&gt;Ege denizi bu efendi deniz&lt;br /&gt;Seslenmiyor&lt;br /&gt;Derken bi de dibe dalayım diyorsun&lt;br /&gt;İçine doğdu belki de&lt;br /&gt;İşte çil çil koşuşan balıklar&lt;br /&gt;Lapinalar gümüşler var ya&lt;br /&gt;Eylim eylim salınan yosunlar&lt;br /&gt;Onların arasında bulacaksın beni&lt;br /&gt;Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya&lt;br /&gt;Çakmak çakmak gözleri&lt;br /&gt;Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı&lt;br /&gt;Herkes orda sen de ordasın&lt;br /&gt;Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından&lt;br /&gt;Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim&lt;br /&gt;Özgürlüğe mutluluğa doğru&lt;br /&gt;Her işin başında sevgi diyor&lt;br /&gt;Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili&lt;br /&gt;Bi de başını çeviriyorsun ki&lt;br /&gt;Yanında ben varım&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Can Yücel&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-6442433038891463188?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/6442433038891463188/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=6442433038891463188' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/6442433038891463188'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/6442433038891463188'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/can-ycel-den-bulumak-zere-iiri.html' title='Can Yücel den &apos;&apos; BULUŞMAK ÜZERE &apos;&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-8239564839728352309</id><published>2008-04-05T23:57:00.000-07:00</published><updated>2008-04-05T23:58:33.644-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Can Yücel Şiirleri'/><title type='text'>Can Yücel den '' BU DA ÖYLE BİR AŞK '' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;BU DA ÖYLE BİR AŞK&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırtımda çıplak&lt;br /&gt;Islak nefesin&lt;br /&gt;Bi gidip bi geliyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz senlen yatmıyoruz ki&lt;br /&gt;Yaşamıyoruz da&lt;br /&gt;Hep yarışıyoruz&lt;br /&gt;Sen mi ben mi&lt;br /&gt;Önce kim&lt;br /&gt;Ölümü öldürecek diye&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Can Yücel&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-8239564839728352309?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/8239564839728352309/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=8239564839728352309' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/8239564839728352309'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/8239564839728352309'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/can-ycel-den-bu-da-yle-bir-ak-iiri.html' title='Can Yücel den &apos;&apos; BU DA ÖYLE BİR AŞK &apos;&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-1706070949249093273</id><published>2008-04-05T23:52:00.000-07:00</published><updated>2008-04-05T23:57:36.850-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Can Yücel Şiirleri'/><title type='text'>Can Yücel den '' Özledim Seni '' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;ÖZLEDİM SENİ..&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;özledim seni...&lt;br /&gt;ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.&lt;br /&gt;beynimi uyuşturuyor özlemin...&lt;br /&gt;çok sık birlikte olmasak bile&lt;br /&gt;benimle olduğunu bilmenin&lt;br /&gt;bunca zamandır içimi ısıttığını&lt;br /&gt;yeni yeni anlıyorum&lt;br /&gt;Yokluğun,&lt;br /&gt;Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp&lt;br /&gt;mütemadiyen bir boşluğa&lt;br /&gt;Sabahları seni okşayarak başlamaları&lt;br /&gt;aksamları her isi bir kenara koyup&lt;br /&gt;seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;&lt;br /&gt;oynaşmalarımızı,&lt;br /&gt;yürüyüşlerimizi,&lt;br /&gt;sevimli haşarılığını,&lt;br /&gt;çocuksu küskünlüğünü...&lt;br /&gt;Nasılda serttin başkalarına karşı&lt;br /&gt;beni savunurken;&lt;br /&gt;ve ne kadar yumuşak&lt;br /&gt;bir çift kısık gözle kendini&lt;br /&gt;ellerimin okşayışına bırakırken&lt;br /&gt;Gitmeni asla istemediğim halde&lt;br /&gt;buna mecbur olduğunu görmek&lt;br /&gt;ve sana bunları söylemeden&lt;br /&gt;'git artık' demek&lt;br /&gt;'beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk&lt;br /&gt;kavuşacaksın mutluluğa'&lt;br /&gt;demek sana nede zor&lt;br /&gt;seni görmemek ve belki yıllar sonra&lt;br /&gt;karsılaştığımızda&lt;br /&gt;bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...&lt;br /&gt;yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek.... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                     Can Yücel&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-1706070949249093273?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/1706070949249093273/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=1706070949249093273' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/1706070949249093273'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/1706070949249093273'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/can-ycel-den-zledim-seni-iiri.html' title='Can Yücel den &apos;&apos; Özledim Seni &apos;&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-4151135293364818345</id><published>2008-04-03T05:24:00.000-07:00</published><updated>2008-04-03T05:26:13.053-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yunus Emre Şiirleri'/><title type='text'>Yunus Emre den '' KALANLARA SELAM OLSUN ''</title><content type='html'>KALANLARA SELAM OLSUN &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dünyadan gider olduk&lt;br /&gt;Kalanlara selam olsun&lt;br /&gt;Bizim için hayır dua&lt;br /&gt;Kılanlara selam olsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ecel büke belimizi&lt;br /&gt;Söyletmeye dilimizi&lt;br /&gt;Hasta iken halimizi&lt;br /&gt;Soranlara selam olsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tenim ortaya açıla&lt;br /&gt;Yakasız gömlek biçile&lt;br /&gt;Bizi bir aşan vech-ile&lt;br /&gt;Yunanlara selam olsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Azrail alır canımız&lt;br /&gt;Kurur damarda kanımız&lt;br /&gt;Yuyacağın kefenimiz&lt;br /&gt;Saranlara selam olsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sala verile kasdimize&lt;br /&gt;Gider olduk dostumuza&lt;br /&gt;Namaz için üstümüze&lt;br /&gt;Duranlara selam olsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyaya gelenler gider&lt;br /&gt;Hergiz gelmez yola gider&lt;br /&gt;Bizim halimizden haber&lt;br /&gt;Soranlara selam olsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Miskin Yunus söyler sözün&lt;br /&gt;Yaş doldurmuş iki gözün&lt;br /&gt;Bizi bilmeyen ne bilsin&lt;br /&gt;Bilenlere selam olsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Yunus Emre&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-4151135293364818345?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/4151135293364818345/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=4151135293364818345' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/4151135293364818345'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/4151135293364818345'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/yunus-emre-den-kalanlara-selam-olsun.html' title='Yunus Emre den &apos;&apos; KALANLARA SELAM OLSUN &apos;&apos;'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-6039978036076921465</id><published>2008-04-03T05:23:00.000-07:00</published><updated>2008-04-03T05:24:24.726-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yahya Kemal Beyatlı Şiirleri'/><title type='text'>Yahya Kemal Beyatlı dan ''  EYLÜL SONU '' şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;EYLÜL SONU &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Günler kısaldı. Kanlıca'nın ihtiyarları&lt;br /&gt;Bir bir hatırlamakta geçen sonbalarları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız bu semti sevmek için ömrümüz kısa...&lt;br /&gt;Yazlar yavaşça bitmese, günler kısalmasa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçtik bu nadir içki'yi yıllarca kanmadık...&lt;br /&gt;Bir böyle zevke tek bir ömür yetmiyor, yazık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor;&lt;br /&gt;Lakin vatandan ayrılışın ıztırabı zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç dönmemek ölüm gecesinden bu sahile,&lt;br /&gt;Bitmez bir özleyiştir, ölümden beter bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; YAHYA KEMAL BEYATLI&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-6039978036076921465?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/6039978036076921465/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=6039978036076921465' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/6039978036076921465'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/6039978036076921465'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/yahya-kemal-beyatl-dan-eyll-sonu-iiri.html' title='Yahya Kemal Beyatlı dan &apos;&apos;  EYLÜL SONU &apos;&apos; şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-2594706185903492251</id><published>2008-04-03T05:22:00.000-07:00</published><updated>2008-04-03T05:23:27.891-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yahya Kemal Beyatlı Şiirleri'/><title type='text'>Yahya Kemal Beyatlı dan '' SÜLEYMANİYEDE BAYRAM SABAHI  '' şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;SÜLEYMANİYEDE BAYRAM SABAHI &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Artarak gönlümün aydınlığı her saniyede&lt;br /&gt;Bir mehabetli sabah oldu Süleymaniye'de&lt;br /&gt;Kendi gök kubbemiz altında bu bayram saati,&lt;br /&gt;Dokuz asrında bütün halkı, bütün memleketi&lt;br /&gt;Yer yer aksettiriyor mavileşen manzaradan,&lt;br /&gt;Kalkıyor tozlu zaman perdesi her an aradan.&lt;br /&gt;Gecenin bitmeğe yüz tuttuğu andan beridir,&lt;br /&gt;Duyulan gökte kanad, yerde ayak sesleridir.&lt;br /&gt;Bir geliş var!.. Ne mübarek, ne garib alem bu!..&lt;br /&gt;Hava boydan boya binlerce hayaletle dolu...&lt;br /&gt;Her ufuktan bu geliş eski seferlerdendir;&lt;br /&gt;O seferlerle açılmış nice yerlerdendir.&lt;br /&gt;Bu sukünette karıştıkca karanlıkla ışık&lt;br /&gt;Yürüyor, durmadan, insan ve hayalet karışık;&lt;br /&gt;Kimi gökten, kimi yerden üşüşüp her kapıya,&lt;br /&gt;Giriyor, birbiri ardınca, ilahi yapıya.&lt;br /&gt;Tanrının mabedi her bir tarafından doluyor,&lt;br /&gt;Bu saatlerde Süleymaniye tarih oluyor. &lt;br /&gt;Ordu-milletlerin en çok döğüşen, en sarpı&lt;br /&gt;Adamış sevdiği Allah'ına bir böyle yapı.&lt;br /&gt;En güzel mabedi olsun diye en son dinin&lt;br /&gt;Budur öz şekli hayal ettiği mimarının.&lt;br /&gt;Görebilsin diye sonsuzluğu her yerden iyi,&lt;br /&gt;Seçmiş İstanbul'un ufkunda bu kudsi tepeyi;&lt;br /&gt;Taşımış harcını gazileri, serdarıyle,&lt;br /&gt;Taşı yenmiş nice bin işcisi, mimarıyle.&lt;br /&gt;Hür ve engin vatanın hem gece, hem gündüzüne,&lt;br /&gt;Uhrevi bir kapı açmiş buradan gökyüzüne,&lt;br /&gt;Taa ki geçsin ezeli rahmete ruh orduları.. &lt;br /&gt;Bir neferdir bu zafer mabedinin mimari.&lt;br /&gt;Ulu mabed! Seni ancak bu sabah anlıyorum;&lt;br /&gt;Ben de bir varisin olmakla bügün mağrurum;&lt;br /&gt;Bir zaman hendeseden abide zannettimdi;&lt;br /&gt;Kubben altında bu cumhura bakarken şimdi,&lt;br /&gt;Senelerden beri ru'yada görüp özlediğim&lt;br /&gt;Cedlerin mağfiret iklimine girmiş gibiyim.&lt;br /&gt;Dili bir, gönlü bir, imanı bir insan yığını&lt;br /&gt;Görüyor varliğının bir yere toplandığını;&lt;br /&gt;Büyük Allah'ı anarken bir ağızdan herkes&lt;br /&gt;Nice bin dalgalı Tekbir oluyor tek bir ses;&lt;br /&gt;Yükselen bir nakaratın büyüyen velvelesi,&lt;br /&gt;Nice tuğlarla karışmış nice bin at yelesi! &lt;br /&gt;Gördüm ön safta oturmuş nefer esvaplı biri&lt;br /&gt;Dinliyor vecd ile tekrar alınan Tekbir'i&lt;br /&gt;Ne kadar saf idi siması bu mu'min neferin!&lt;br /&gt;Kimdi? Banisi mi, mimarı mı ulvi eserin?&lt;br /&gt;Taa Malazgirt ovasından yürüyen Türkoğlu&lt;br /&gt;Bu nefer miydi? Derin gözleri yaşlarla dolu,&lt;br /&gt;Yüzü dünyada yiğit yüzlerinin en güzeli,&lt;br /&gt;Çok büyük bir iş görmekle yorulmuş belli;&lt;br /&gt;Hem büyük yurdu kuran hem koruyan kudretimiz&lt;br /&gt;Her zaman varlığımız, hem kanımız hem etimiz;&lt;br /&gt;Vatanın hem yaşıyan varisi hem sahibi o,&lt;br /&gt;Görünür halka bu günlerde teselli gibi o,&lt;br /&gt;Hem bu toprakta bugün, bizde kalan her yerde,&lt;br /&gt;Hem de çoktan beri kaybettiğimiz yerlerde. &lt;br /&gt;Karşı dağlarda tutuşmus gibi gül bahçeleri,&lt;br /&gt;Koyu bir kırmızılık gökten ayırmakta yeri.&lt;br /&gt;Gökte top sesleri var, belli, derinden derine;&lt;br /&gt;Belki yüzlerce şehir sesleniyor birbirine.&lt;br /&gt;Çok yakından mı bu sesler, cok uzaklardan mı?&lt;br /&gt;Üsküdar'dan mı? Hisar'dan mı? Kavaklar'dan mı?&lt;br /&gt;Bursa'dan, Konya'dan, İzmir'den, uzaktan uzağa,&lt;br /&gt;Çarpıyor birbiri ardınca o dağdan bu dağa;&lt;br /&gt;Şimdi her merhaleden, taa Beyazıd'dan, Van'dan,&lt;br /&gt;Aynı top sesleri birbir geliyor her yandan.&lt;br /&gt;Ne kadar duygulu, engin ve mübarek bu seher!&lt;br /&gt;Kadın erkek ve çocuk, gönlü dolanlar, yer yer,&lt;br /&gt;Dinliyor hepsi büyük hatıralar rüzgarını,&lt;br /&gt;Çaldıran topları ardınca Mohaç toplarını. &lt;br /&gt;Gökte top sesleri, bir bir, nerelerden geliyor?&lt;br /&gt;Mutlaka her biri bir başka zaferden geliyor:&lt;br /&gt;Kosva'dan, Niğbolu'dan, Varna'dan, İstanbul'dan..&lt;br /&gt;Anıyor her biri bir vak'ayı heybetle bu an;&lt;br /&gt;Belgrad'dan mı? Budin, Eğri ve Uyvar'dan mı?&lt;br /&gt;Son hudutlarda yücelmiş sıra-dağlardan mı? &lt;br /&gt;Deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor?&lt;br /&gt;Barbaros, belki, donanmayla seferden geliyor!..&lt;br /&gt;Adalar'dan mı? Tunus'dan mı, Cezayir'den mi?&lt;br /&gt;Hür ufuklarda donanmış iki yüz pare gemi&lt;br /&gt;Yeni doğmuş aya baktıkları yerden geliyor;&lt;br /&gt;O mübarek gemiler hangi seherden geliyor? &lt;br /&gt;Ulu mabedde karıştım vatanın birliğine.&lt;br /&gt;Çok sükür Tanrıya, gördüm, bu saatlerde yine&lt;br /&gt;Yaşıyanlarla beraber bulunan ervahı. &lt;br /&gt;Doludur gönlüm ışıklarla bu bayram sabahı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; YAHYA KEMAL BEYATLI&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-2594706185903492251?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/2594706185903492251/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=2594706185903492251' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/2594706185903492251'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/2594706185903492251'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/yahya-kemal-beyatl-dan-sleymaniyede.html' title='Yahya Kemal Beyatlı dan &apos;&apos; SÜLEYMANİYEDE BAYRAM SABAHI  &apos;&apos; şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-4989465052638639121</id><published>2008-04-03T05:21:00.000-07:00</published><updated>2008-04-03T05:22:36.067-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yahya Kemal Beyatlı Şiirleri'/><title type='text'>Yahya Kemal Beyatlı dan '' MOHAÇ TÜRKÜSÜ  '' şiiri</title><content type='html'>MOHAÇ TÜRKÜSÜ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizdik o hücumun bütün aşkıyle kanatlı;&lt;br /&gt;Bizdik o sabah ilk atılan safta yüz atlı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uçtuk Mohaç ufkunda görünmek hevesiyle,&lt;br /&gt;Canlandı o meşhur ova at kişnemesiyle!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fethin daha bir ülkeyi parlattığı gündü;&lt;br /&gt;Biz uğruna can verdiğimiz yerde göründü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gül yüzlü bir afetti ki her pusesi lale;&lt;br /&gt;Girdik zaferin koynuna, kandık o visale!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyaya veda ettik, atıldık dolu dizgin;&lt;br /&gt;En son koşumuzdur bu! Asırlarca bilinsin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir bir açılırken göğe, son def'a yarıştık;&lt;br /&gt;Allaha giden yolda meleklerle karıştık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtik hepimiz dört nala cennet kapısından;&lt;br /&gt;Gördük ebedi cedleri bir anda yakından!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir bahçedeyiz şimdi şehitlerle beraber;&lt;br /&gt;Bizler gibi ölmüş o yiğitlerle beraber.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lakin kalacak doğduğumuz toprağa bizden&lt;br /&gt;Şimşek gibi bir hatıra nal seslerimizden!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; YAHYA KEMAL BEYATLI&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-4989465052638639121?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/4989465052638639121/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=4989465052638639121' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/4989465052638639121'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/4989465052638639121'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/yahya-kemal-beyatl-dan-moha-trks-iiri.html' title='Yahya Kemal Beyatlı dan &apos;&apos; MOHAÇ TÜRKÜSÜ  &apos;&apos; şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-6304415548463757397</id><published>2008-04-03T05:20:00.000-07:00</published><updated>2008-04-03T05:21:52.992-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yahya Kemal Beyatlı Şiirleri'/><title type='text'>Yahya Kemal Beyatlı dan ''SİSTE SÖYLENİŞ '' şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;SİSTE SÖYLENİŞ &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Birden kapandı birbiri ardınca perdeler...&lt;br /&gt;Kandilli, Göksu, Kanlıca, İstinye nerdeler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Som zümrüt ortasında, muzaffer, akıp giden&lt;br /&gt;Firuze nehri nerde? Bugün saklıdır, neden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benzetmek olmasın sana dünyada bir yeri;&lt;br /&gt;Eylül sonunda böyledir İsviçre gölleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir devri lanetiyle boğan şairin Sis'i.&lt;br /&gt;Vicdan ve ruh elemlerinin en zehirlisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hülyama bir eza gibi aksetti bir daha;&lt;br /&gt;-Örtün! Muebbeden uyu! Ey şehr! -O beddua...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır bu hal uzun süremez, sen yakındasın;&lt;br /&gt;Hala dağılmayan bu sisin arkasındasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıyrıl, beyaz karanlık içinden, parıl parıl&lt;br /&gt;Berraklığında bilme nedir hafta, ay ve yıl.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hüznün, ferahlığın bizim olsun kışın, yazın,&lt;br /&gt;Hiç bir zaman kader bizi senden ayırmasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; YAHYA KEMAL BEYATLI&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-6304415548463757397?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/6304415548463757397/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=6304415548463757397' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/6304415548463757397'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/6304415548463757397'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/yahya-kemal-beyatl-dan-siste-syleni.html' title='Yahya Kemal Beyatlı dan &apos;&apos;SİSTE SÖYLENİŞ &apos;&apos; şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-5454026988398646614</id><published>2008-04-03T05:19:00.000-07:00</published><updated>2008-04-03T05:20:15.675-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Rıfat Ilgaz Şiirleri'/><title type='text'>Rıfat Ilgaz dan '' SULARDA GÜNEŞ OLMAK  '' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;SULARDA GÜNEŞ OLMAK &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;I&lt;br /&gt;Kıyıda kum çakıl yosun. Gidenlerden&lt;br /&gt;Boşuna değil martıların hırçınlığı&lt;br /&gt;Köprülerin altından geçen sular var ya&lt;br /&gt;Kürsülerde lafını ettiğimiz&lt;br /&gt;Biraz da köprülerin üstünden akmalı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;II&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeşilin sarıya dönüşü korkutmasın seni&lt;br /&gt;Morarıp silinmesin maviliklerin&lt;br /&gt;Kırmızının akıp gitmesi damarlarından&lt;br /&gt;İşimiz kolay değil o denli&lt;br /&gt;Kargaların içgdüsel ölmezliğine inat&lt;br /&gt;İnsanca ölebilmeli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;III&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne ilkyaz bulutlarında yıkanan&lt;br /&gt;Bir mezar taşının uzun ömürlü&lt;br /&gt;Ne kış güneşinde silkinen selvisin&lt;br /&gt;Bir mezarlık değilsin anıların gömüldüğü&lt;br /&gt;Yeşilin bitkiselliğini sürdürmeye gelmedin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IV &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En güzel sarılara düşsel&lt;br /&gt;Bir ayçiçeği güneşte tek başına&lt;br /&gt;Bir de karanlık&lt;br /&gt;sularda güneş olmak&lt;br /&gt;Bu daha güzel&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; RIFAT ILGAZ&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-5454026988398646614?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/5454026988398646614/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=5454026988398646614' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/5454026988398646614'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/5454026988398646614'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/rfat-ilgaz-dan-sularda-gne-olmak-iiri.html' title='Rıfat Ilgaz dan &apos;&apos; SULARDA GÜNEŞ OLMAK  &apos;&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-7383459605748551797</id><published>2008-04-03T05:17:00.000-07:00</published><updated>2008-04-03T05:19:20.948-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Rıfat Ilgaz Şiirleri'/><title type='text'>Rıfat Ilgaz dan ''ZİYARET GÜNÜ NOTLARI '' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;ZİYARET GÜNÜ NOTLARI&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün başlıyor asıl çilesi,&lt;br /&gt;Namus yüzünden on beş yıl giyen&lt;br /&gt;Besiktaş'lı Ragıp'ın,&lt;br /&gt;Bugün tuttu Adana'nın yolunu&lt;br /&gt;İki çocuklu karısı;&lt;br /&gt;Seyhan Bar'a kontratlı gidiyor.&lt;br /&gt;Kaşlar alındı, saçlar boyandı.&lt;br /&gt;Roplar dikildi modaya uygun,&lt;br /&gt;İki çocuk bırakıldı komşuya.&lt;br /&gt;Nedir ki masrafı ikisinin,&lt;br /&gt;Kazan kazan ver postaya,&lt;br /&gt;Altına döndü Çukurova'da başaklar&lt;br /&gt;Parmaklığa dayamış alnını Ragıp'ım&lt;br /&gt;Bekliyor karısını orta koğuşta&lt;br /&gt;Olandan bitenden habersiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ögretmeni tanımadan&lt;br /&gt;Ögrendi polisi, jandarmayı,&lt;br /&gt;Koltuğunda babasının çamaşır paketi&lt;br /&gt;Köylü sigarası, üç paket,&lt;br /&gt;Bu da kendi armağanı.&lt;br /&gt;Ayıplasalar da mahallede yeridir&lt;br /&gt;Böyle taşınmasını cezaevine,&lt;br /&gt;Parmak kadar çocuğun.&lt;br /&gt;Komşuya düşer dedikodusu elbet&lt;br /&gt;Kitap yüzünden yatanın:&lt;br /&gt;Böylesi hiç geçer mi gazeteye&lt;br /&gt;Yıl 1944&lt;br /&gt;Babasına bakarsan oralı değil,&lt;br /&gt;Varsın diyor, su yolunda kırılsın&lt;br /&gt;Bizim su testisi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güngörmüs oğlan şu Fikri,&lt;br /&gt;Bilir nasıl karşılanır&lt;br /&gt;3 numaradan Adalet.&lt;br /&gt;Ne çıkar üstte yok, başta yoksa,&lt;br /&gt;Konyalının ceketi yenicedir,&lt;br /&gt;Temel'in pabuçları biçimli.&lt;br /&gt;Uğursuz derler Fatihlinin boyunbağına,&lt;br /&gt;-Bir ayda üç hüküm yedi-&lt;br /&gt;Böyle günde takılır elbet,&lt;br /&gt;Açar çiçek gibi adamı.&lt;br /&gt;Güler yüz, tatlı dil Fikri'den,&lt;br /&gt;At elin, eyer emanet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç kuruş, beş kuruş&lt;br /&gt;Harçlık gelir dışardan,&lt;br /&gt;Eşten, dosttan, akrabadan.&lt;br /&gt;Yalnız Necati içerden çıkarır&lt;br /&gt;Genç karısının ekmek parasını.&lt;br /&gt;Kalmadı elde avuçta,&lt;br /&gt;Buraya düştü düşeli,&lt;br /&gt;Bir gençliği kaldı para eder.&lt;br /&gt;Şöyle her ziyaret sonu&lt;br /&gt;Beş liracık sıkıştırır eline;&lt;br /&gt;Her seferinde mahçup,&lt;br /&gt;Her seferinde kendinden iğrenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ters yüzüne çevirdiler kapıdan&lt;br /&gt;Tütündeki Seviye'yi.&lt;br /&gt;Sarılacak kocasının boynuna&lt;br /&gt;Neler anlatacaktı, neler!&lt;br /&gt;Şimdi düşünüyor kara, kara:&lt;br /&gt;"İhtilattan men"de ne demek?&lt;br /&gt;Gitti havaya gündelik,&lt;br /&gt;Bir de gelip görememek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; RIFAT ILGAZ&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-7383459605748551797?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/7383459605748551797/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=7383459605748551797' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/7383459605748551797'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/7383459605748551797'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/rfat-ilgaz-dan-ziyaret-gn-notlari-iiri.html' title='Rıfat Ilgaz dan &apos;&apos;ZİYARET GÜNÜ NOTLARI &apos;&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-6194705827691920807</id><published>2008-04-03T05:16:00.000-07:00</published><updated>2008-04-03T05:17:40.488-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mehmet Akif Ersoy Şiirleri'/><title type='text'>Mehmet Akif Ersoy dan '' Hüsran Şiiri</title><content type='html'>HÜSRAN &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben böyle bakıp durmayacaktım, dili bağlı,&lt;br /&gt;İslâmı uyandırmak için haykıracaktım.&lt;br /&gt;Gür hisli, gür imanlı beyinler, coşar ancak,&lt;br /&gt;Ben zaten uzun boylu düşünmekten uzaktım?&lt;br /&gt;Haykır! Kime, lâkin? Hani sâhipleri yurdun?&lt;br /&gt;Ellerdi yatanlar, sağa baktım, sola baktım;&lt;br /&gt;Feryâdımı artık boğarak, na'şını, tuttum,&lt;br /&gt;Bin parça edip şi'rime gömdüm de bıraktım.&lt;br /&gt;Seller gibi vâdîyi enînim saracakken,&lt;br /&gt;Hiç çağlamadan, gizli inen yaş gibi aktım.&lt;br /&gt;Yoktur elemimden şu sağır kubbede bir iz;&lt;br /&gt;İnler "Safahât"ımdaki husran bile sessiz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Mehmet Akif Ersoy&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-6194705827691920807?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/6194705827691920807/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=6194705827691920807' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/6194705827691920807'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/6194705827691920807'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/mehmet-akif-ersoy-dan-hsran-iiri.html' title='Mehmet Akif Ersoy dan &apos;&apos; Hüsran Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-7835437490791361873</id><published>2008-04-03T05:15:00.000-07:00</published><updated>2008-04-03T05:16:39.610-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mehmet Akif Ersoy Şiirleri'/><title type='text'>Büyük Şairimizden İstiklal Marşımız</title><content type='html'>&lt;strong&gt;İSTİKLâL MARŞI &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O benimdir, o benim milletimindir ancak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklâl!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim îman dolu göğsüm gibi serhaddim var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Medeniyyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakkı'ın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bastığın yerleri "toprak!" diyerek geçme, tanı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hüdâ,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruhumun senden, İlâhi, şudur ancak emeli:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değmesin mabedimin göğsüne nâmahrem eli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ezanlar - ki şahâdetleri dinin temeli -&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman vecd ile bin secde eder - varsa - taşım,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her cerîhamdan, İlâhi, boşanıp kanlı yaşım,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman yükselerek arşa değer belki başım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklâl!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Mehmet Akif Ersoy&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-7835437490791361873?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/7835437490791361873/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=7835437490791361873' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/7835437490791361873'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/7835437490791361873'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/byk-airimizden-istiklal-marmz.html' title='Büyük Şairimizden İstiklal Marşımız'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-1584421486761040323</id><published>2008-04-03T05:13:00.000-07:00</published><updated>2008-04-03T05:15:10.105-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ziya Gökalp Şiirleri'/><title type='text'>Ziya Gökalp ten '' Lisan '' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;LİSAN &lt;/strong&gt;Güzel dil Türkçe bize,&lt;br /&gt;Başka dil gece bize.&lt;br /&gt;İstanbul konuşması&lt;br /&gt;En sâf, en ince bize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lisanda sayılır öz&lt;br /&gt;Herkesin bildiği söz;&lt;br /&gt;Ma'nâsı anlaşılan&lt;br /&gt;Lûgate atmadan göz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uydurma söz yapmayız,&lt;br /&gt;Yapma yola sapmayız,&lt;br /&gt;Türkçeleşmiş, Türkçedir;&lt;br /&gt;Eski köke tapmayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açık sözle kalmalı,&lt;br /&gt;Fikre ışık salmalı;&lt;br /&gt;Müterâdif sözlerden&lt;br /&gt;Türkçesini almalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni sözler gerekse,&lt;br /&gt;Bunda da uy herkese,&lt;br /&gt;Halkın söz yaratmada&lt;br /&gt;Yollarını benimse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yap yaşayan Türkçeden,&lt;br /&gt;Kimseyi incitmeden.&lt;br /&gt;İstanbul'un Türkçesi&lt;br /&gt;Zevkini olsun yeden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arapçaya meyletme,&lt;br /&gt;İran'a da hiç gitme;&lt;br /&gt;Tecvîdi halktan öğren,&lt;br /&gt;Fasîhlerden işitme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gayrılı sözler emmeyiz,&lt;br /&gt;Çocuk değil, memeyiz!&lt;br /&gt;Birkaç dil yok Tûran'da,&lt;br /&gt;Tek dilli bir kümeyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tûran'ın bir ili var&lt;br /&gt;Ve yalnız bir dili var.&lt;br /&gt;Başka dil var diyenin,&lt;br /&gt;Başka bir emeli var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türklüğün vicdânı bir,&lt;br /&gt;Dîni bir, vatanı bir;&lt;br /&gt;Fakat hepsi ayrılır&lt;br /&gt;Olmazsa lisânı bir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ziya Gökalp&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-1584421486761040323?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/1584421486761040323/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=1584421486761040323' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/1584421486761040323'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/1584421486761040323'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/ziya-gkalp-ten-lisan-iiri.html' title='Ziya Gökalp ten &apos;&apos; Lisan &apos;&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-7048956965846728000</id><published>2008-04-03T05:12:00.000-07:00</published><updated>2008-04-03T05:13:36.260-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Orhan Veli Kanık Şiirleri'/><title type='text'>Orhan Veli Kanık tan '' DENİZİ ÖZLEYENLER İÇİN  '' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;DENİZİ ÖZLEYENLER İÇİN &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Gemiler geçer rüyalarımda, &lt;br /&gt;Allı pullu gemiler, damların üzerinden; &lt;br /&gt;Ben zavallı, &lt;br /&gt;Ben yıllardır denize hasret, &lt;br /&gt;Bakar ağlarım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatırlarım ilk görüşümü dünyayı, &lt;br /&gt;Bir midye kabuğunun aralığından: &lt;br /&gt;Suların yeşili, göklerin mavisi, &lt;br /&gt;Lapinaların en harelisi... &lt;br /&gt;Hala tuzlu akar kanım &lt;br /&gt;İstiridyenin kestiği yerden. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neydi o deli gibi gidişimiz, &lt;br /&gt;Bembeyaz köpüklerle, açıklara! &lt;br /&gt;Köpükler ki fena kalpli değil, &lt;br /&gt;Köpükler ki dudaklara benzer; &lt;br /&gt;Köpükler ki insanlarla &lt;br /&gt;Zinaları ayıp değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gemiler geçer rüyalarımda, &lt;br /&gt;Allı pullu gemiler, damların üzerinden; &lt;br /&gt;Ben zavallı, &lt;br /&gt;Ben yıllardır denize hasret.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ORHAN VELİ KANIK&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-7048956965846728000?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/7048956965846728000/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=7048956965846728000' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/7048956965846728000'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/7048956965846728000'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/orhan-veli-kank-tan-denizi-zleyenler.html' title='Orhan Veli Kanık tan &apos;&apos; DENİZİ ÖZLEYENLER İÇİN  &apos;&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-6778698211609121826</id><published>2008-04-03T05:11:00.002-07:00</published><updated>2008-04-03T05:12:39.460-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Orhan Veli Kanık Şiirleri'/><title type='text'>Orhan Veli Kanık tan '' BİRDENBİRE  '' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;BİRDENBİRE &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Her şey birdenbire oldu. &lt;br /&gt;Birdenbire vurdu gün ışığı yere; &lt;br /&gt;Gökyüzü birdenbire oldu; &lt;br /&gt;Mavi birdenbire. &lt;br /&gt;Her şey birdenbire oldu; &lt;br /&gt;Birdenbire tütmeye başladı duman topraktan; &lt;br /&gt;Filiz birdenbire oldu, tomurcuk birdenbire. &lt;br /&gt;Yemiş birdenbire oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birdenbire, &lt;br /&gt;Birdenbire; &lt;br /&gt;Her şey birdenbire oldu. &lt;br /&gt;Kız birdenbire, oğlan birdenbire; &lt;br /&gt;Yollar, kırlar, kediler, insanlar... &lt;br /&gt;Aşk birdenbire oldu, &lt;br /&gt;Sevinç birdenbire.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ORHAN VELİ KANIK&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-6778698211609121826?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/6778698211609121826/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=6778698211609121826' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/6778698211609121826'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/6778698211609121826'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/orhan-veli-kank-tan-birdenbire-iiri.html' title='Orhan Veli Kanık tan &apos;&apos; BİRDENBİRE  &apos;&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-3837163831274010363</id><published>2008-04-03T05:11:00.001-07:00</published><updated>2008-04-03T05:11:51.937-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Orhan Veli Kanık Şiirleri'/><title type='text'>Orhan Veli Kanık tan '' AH! NEYDİ BENİM GENÇLİĞİM '' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;AH! NEYDİ BENİM GENÇLİĞİM &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Nerde böyle hüzünlenmek o zaman; &lt;br /&gt;İçip içip ağlamak, &lt;br /&gt;Uzaklara dalıp şarkı söylemek; &lt;br /&gt;Hafta sekiz ben eğlentide; &lt;br /&gt;Bugün saz,yarın sinema, &lt;br /&gt;Beğenmedin Aile Bahçesi; &lt;br /&gt;Onu da beğenmedin,parka; &lt;br /&gt;Sevdiğim dillere destan; &lt;br /&gt;Sevdiğim, &lt;br /&gt;Meyil verdiğim; &lt;br /&gt;Ben dizinin dibinde elpençe divan, &lt;br /&gt;Samanlık seyran. &lt;br /&gt;Nerde, &lt;br /&gt;Nerde, &lt;br /&gt;Nerde böyle hüzünlenmek o zaman!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ORHAN VELİ KANIK&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-3837163831274010363?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/3837163831274010363/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=3837163831274010363' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/3837163831274010363'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/3837163831274010363'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/orhan-veli-kank-tan-ah-neydi-benim.html' title='Orhan Veli Kanık tan &apos;&apos; AH! NEYDİ BENİM GENÇLİĞİM &apos;&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-553547975895905256</id><published>2008-04-03T05:09:00.000-07:00</published><updated>2008-04-03T05:11:04.924-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Orhan Veli Kanık Şiirleri'/><title type='text'>Orhan Veli Kanık tan '' AÇSAM RÜZGARA '' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;AÇSAM RÜZGARA &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş &lt;br /&gt;Mavilerde sefer etmek! &lt;br /&gt;Bir sahilden çözülüp gitmek &lt;br /&gt;Düşünceler gibi başıboş. &lt;br /&gt;Açsam rüzgara yelkenimi; &lt;br /&gt;Dolaşsam ben de deniz deniz &lt;br /&gt;Ve bir sabah vakti, kimsesiz &lt;br /&gt;Bir limanda bulsam kendimi. &lt;br /&gt;Bir limanda, büyük ve beyaz... &lt;br /&gt;Mercan adalarda bir liman.. &lt;br /&gt;Beyaz bulutların ardından &lt;br /&gt;Gelse altın ışıklı bir yaz. &lt;br /&gt;Doldursa içimi orada &lt;br /&gt;Baygın kokusu iğdelerin. &lt;br /&gt;Bilmese tadını kederin &lt;br /&gt;Bu her alemden uzak ada. &lt;br /&gt;Konsa rüya dolu köşkümün &lt;br /&gt;Çiçekli dalına serçeler. &lt;br /&gt;Renklerle çözülse geceler, &lt;br /&gt;Nar bahçelerinde geçse gün. &lt;br /&gt;Her gün aheste mavnaların &lt;br /&gt;Görsem açıktan geçişini &lt;br /&gt;Ve her akşam dizilişini &lt;br /&gt;Ufukta mermer adaların. &lt;br /&gt;Ne hoş. ey Tanrım, ne hoş, &lt;br /&gt;İller, göller, kıtalar aşmak. &lt;br /&gt;Ne hoş deniz deniz dolaşmak &lt;br /&gt;Düşünceler gibi başıboş. &lt;br /&gt;Versem kendimi bütün bütün &lt;br /&gt;Bir yelkenli olup engine; &lt;br /&gt;Kansam bir an güzelliğine &lt;br /&gt;Kuşlar gibi serseri ömrün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ORHAN VELİ KANIK&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-553547975895905256?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/553547975895905256/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=553547975895905256' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/553547975895905256'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/553547975895905256'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/orhan-veli-kank-tan-asam-rzgara-iiri.html' title='Orhan Veli Kanık tan &apos;&apos; AÇSAM RÜZGARA &apos;&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-8028185721873033749</id><published>2008-04-03T05:08:00.000-07:00</published><updated>2008-04-03T05:09:32.373-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Atilla İlhan Şiirleri'/><title type='text'>Atilla İlhan dan ' EMPERYAL OTELİ  ' şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;EMPERYAL OTELİ &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;ben hiç böylesini görmemiştim &lt;br /&gt;vurdun kanıma girdin itirazım var &lt;br /&gt;sımsıcak bir merhaba diyecektim &lt;br /&gt;başımı usulca dizine koyacaktım &lt;br /&gt;dört gün dört gece susacaktım &lt;br /&gt;yağmur sönecekti yanacaktı &lt;br /&gt;sameland seferden dönecekti &lt;br /&gt;duvardaki saat duracaktı &lt;br /&gt;kalbim kendiliğinden duracaktı &lt;br /&gt;ben hiç böylesini görmemiştim &lt;br /&gt;vurdun kanıma girdin itirazım var &lt;br /&gt;emperyal otelinde bu sonbahar &lt;br /&gt;bu camların nokta nokta hüznü &lt;br /&gt;bu bizim berheva olmuşluğumuz &lt;br /&gt;bir nokta bir hat kalmışlığımız &lt;br /&gt;bu rezil bu çarşamba günü &lt;br /&gt;intihar etmiş kötümser yapraklar &lt;br /&gt;öksürüklü aksırıklı bu takvim &lt;br /&gt;ben hiç böylesini görmemiştim &lt;br /&gt;vurdun kanıma girdin itirazım var &lt;br /&gt;sesleri liman sislerinde boğulur &lt;br /&gt;gemiler yorgun ve uykuludur &lt;br /&gt;sabahtır saat beş buçuktur &lt;br /&gt;sen kollarımın arasındasın &lt;br /&gt;onlar gibi değilsin sen başkasın &lt;br /&gt;bu senin gözlerin gibisi yoktur &lt;br /&gt;adamın rüyasına rüyasına sokulur &lt;br /&gt;aklının içinde siyah bir vapur &lt;br /&gt;kıvranır insaf nedir bilmez &lt;br /&gt;otelin penceresinde duracaktın &lt;br /&gt;şehri karanlıkta görecektin &lt;br /&gt;karanlıkta yağmuru görecektin &lt;br /&gt;saçların ıslanacak ıslanacaktı &lt;br /&gt;kış geceleri gibi uzun uzun &lt;br /&gt;tek damla gözyaşı dökmeksizin &lt;br /&gt;maria dolores ağlayacaktı &lt;br /&gt;istanbul'u yağmur tutacaktı &lt;br /&gt;bütün bir gün iş arayacaktım &lt;br /&gt;sana bir türkü getirecektim &lt;br /&gt;kulaklarımız çınlayacaktı &lt;br /&gt;emperyal oteli'nin resmini çektim &lt;br /&gt;akşam saçaklarından damlıyordu &lt;br /&gt;kapısında durmanı söylemiştim &lt;br /&gt;yüzün zambaklara benziyordu &lt;br /&gt;cumhuriyet bahçesi'nde insanlar geziyordu &lt;br /&gt;tepebaşı'ndaki küçük yahudiler &lt;br /&gt;asmalımesçit'teki rum kemancı &lt;br /&gt;böyle rüzgarsız kalmışlığımız &lt;br /&gt;bu bizim çektiğimiz sancı &lt;br /&gt;el ele tutuşmuş geziyordu &lt;br /&gt;gazeteler cinayeti yazıyordu &lt;br /&gt;haliç'e bir avuç kan dökülmüştü &lt;br /&gt;emperyal oteli'nde üç gece kaldık &lt;br /&gt;fazlasına paramız yetmiyordu &lt;br /&gt;gözlerin gözlerimden gitmiyordu &lt;br /&gt;dördüncü gece sokakta kaldık &lt;br /&gt;karanlık bir türlü bitmiyordu &lt;br /&gt;sirkeci garı'nda sabahladık &lt;br /&gt;bilen bilmeyen bizi ayıpladı &lt;br /&gt;halbuki kimlere kimlere başvurmadık &lt;br /&gt;hiçbiri yüzümüze bakmıyordu &lt;br /&gt;hiç kimse elimizden tutmuyordu &lt;br /&gt;ben hiç böylesini görmemiştim &lt;br /&gt;vurdun .... kanıma girdin ..... kabulümsün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ATTİLA İLHAN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-8028185721873033749?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/8028185721873033749/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=8028185721873033749' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/8028185721873033749'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/8028185721873033749'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/atilla-ilhan-dan-emperyal-oteli-iiri.html' title='Atilla İlhan dan &apos; EMPERYAL OTELİ  &apos; şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-2215980053926353435</id><published>2008-04-03T05:07:00.000-07:00</published><updated>2008-04-03T05:08:33.084-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Atilla İlhan Şiirleri'/><title type='text'>Atilla İlhan dan 'İSTANBUL AĞRISI 'şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;İSTANBUL AĞRISI &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kanatları parça parça bu ağustos geceleri &lt;br /&gt;Yıldızlar kaynarken &lt;br /&gt;Şangır şungur ayaklarımın dibine dökülen &lt;br /&gt;Sen &lt;br /&gt;Eğer yine İstanbul'san &lt;br /&gt;Yine kan kopuklu cehennem sarmaşıkları büyüteceğim &lt;br /&gt;Pançak pançak şiirler tüküreceğim &lt;br /&gt;Demek yine ben &lt;br /&gt;Limandaki direkler ormanında bütün bandıralar ayaklanıyor &lt;br /&gt;Kapı önlerinde boyunlarını bükmüş tek tek kafiyeler &lt;br /&gt;Yahudi sokaklarını aydınlatan Telaviv şarkıları &lt;br /&gt;Mavi asfaltlara çökmüş &lt;br /&gt;Diz bağlıyor &lt;br /&gt;Eğer sen yine İstanbul'san &lt;br /&gt;Kirli dudaklarını bulut bulut dudaklarıma uzatan &lt;br /&gt;Sirkeci Garı'nda tren çığlıklarıyla bıçaklanıp &lt;br /&gt;İntihar dumanları içindeki Haydarpaşa'dan &lt;br /&gt;Anadolu üstlerine bakıp bakıp &lt;br /&gt;Ağlayan &lt;br /&gt;Sen eğer yine İstanbul'san &lt;br /&gt;Aldanmıyorsam &lt;br /&gt;Yakaları karanfilli ....... eğer beni aldatmıyorsa &lt;br /&gt;Kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar &lt;br /&gt;Yine senin emrindeyim &lt;br /&gt;Utanmasam &lt;br /&gt;Gözlerimi damla damla kadehime damlatarak &lt;br /&gt;Kendimi yani şu bildiğim Atilla İlhan'i &lt;br /&gt;Zehirleyebilirim &lt;br /&gt;Sonbahar karanlıkları tuttu tutacak &lt;br /&gt;Tarlabaşı pansiyonlarında bekarlar buğulanıyor &lt;br /&gt;İmtihan çığlıkları yükseliyor üniversite'den &lt;br /&gt;Tophane İskelesi'nde diesel kamyonları sarhoş &lt;br /&gt;Direksiyonlarının koynuna girmiş bıçkın şöförler &lt;br /&gt;Uykusuz dalgalanıyor &lt;br /&gt;Ulan İstanbul sen misin &lt;br /&gt;Senin ellerin mi bu eller &lt;br /&gt;Ulan bu gemiler senin gemilerin mi &lt;br /&gt;Minarelerini kürdan gibi dişlerinin arasında &lt;br /&gt;Liman liman götüren &lt;br /&gt;Ulan bu mazot tüküren bu dövmeli gemiler senin mi &lt;br /&gt;Akşamlar yassıldıkça neden böyle devleşiyorlar &lt;br /&gt;Neden durmaksızın imdat kıvılcımlari fışkırıyor &lt;br /&gt;Antenlerinden &lt;br /&gt;Neden &lt;br /&gt;Peki İstanbul ya ben &lt;br /&gt;Ya mısralarını dört renkli duvar afişleri gibi boy boy &lt;br /&gt;Gümrük duvarlarına yapıştıran yolcu abbas &lt;br /&gt;Ya benim kahrım &lt;br /&gt;Ya senin ağrın &lt;br /&gt;Ağır kabaralarınla uykularımı ezerek deliksiz yaşattığın &lt;br /&gt;Çaresiz zehirler kusan çılgın bir yılan gibi &lt;br /&gt;Burgu burgu içime boşalttığın &lt;br /&gt;O senin ağrın &lt;br /&gt;O senin &lt;br /&gt;Eğer sen yine İstanbul'san &lt;br /&gt;Yanılmıyorsam &lt;br /&gt;Koltuğumun altında eski bir kitap diye götürmek istediğim &lt;br /&gt;Sicilyalı balıkçılara Marsilyalı dok işçilerine &lt;br /&gt;Satır satır okumak istediğim &lt;br /&gt;Sen &lt;br /&gt;Eğer yine İstanbul'san &lt;br /&gt;Eğer senin ağrınsa iğneli beşik gibi her tarafımda hissettiğim &lt;br /&gt;Ulan yine sen kazandın İstanbul &lt;br /&gt;Sen kazandın ben yenildim &lt;br /&gt;Kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar &lt;br /&gt;Yine emrindeyim &lt;br /&gt;Ölsem yalnız kalsam cüzdanım kaybolsa &lt;br /&gt;Parasız kalsam tenhalarda kalsam çarpılsam &lt;br /&gt;Hiç bir gün hiçbir postacı kapımı çalmasa &lt;br /&gt;Yanılmıyorsam &lt;br /&gt;Sen eğer yine İstanbul'san &lt;br /&gt;Senin ıslıklarınsa kulaklarıma saplanan bu ıslıklar &lt;br /&gt;Gözbebeklerimde gezegenler gibi dönen yalnızlığımdan &lt;br /&gt;Bir tekmede kapılarını kırıp çıktım demektir &lt;br /&gt;Ulan bunu sen de bilirsin İstanbul &lt;br /&gt;Kaç kere yazdım kimbilir &lt;br /&gt;Kaç kere kirpiklerimiz kasaturalara dönmüş diken diken &lt;br /&gt;1949 Eylül'ünde birader mirc ve ben &lt;br /&gt;Sokaklarında mohikanlar gibi ateş yaktık &lt;br /&gt;Sana taptık ulan &lt;br /&gt;Unuttun mu &lt;br /&gt;Sana taptık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ATTİLA İLHAN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-2215980053926353435?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/2215980053926353435/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=2215980053926353435' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/2215980053926353435'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/2215980053926353435'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/atilla-ilhan-dan-istanbul-arisi-iiri.html' title='Atilla İlhan dan &apos;İSTANBUL AĞRISI &apos;şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-2831989232478007604</id><published>2008-04-03T05:06:00.000-07:00</published><updated>2008-04-03T05:07:25.408-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Atilla İlhan Şiirleri'/><title type='text'>Atilla İlhan dan 'GECENİN KAPILARI'şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;GECENİN KAPILARI &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bütün kapılar kapandı, dışardayım&lt;br /&gt;Birden karşıma çıkmayın korkuyorum&lt;br /&gt;Uykusuzum fena halde, sokaktayım&lt;br /&gt;Karanlık bastırdı mı bozuluyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fena bir yerimden koptuğum doğru&lt;br /&gt;Kendimden çok fazla yaşamaktayım&lt;br /&gt;Nereye bağlanacak bu işin sonu&lt;br /&gt;Aslında ben kimim meraktayım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün kapılar kapandı, sokaktayım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ATTİLA İLHAN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-2831989232478007604?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/2831989232478007604/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=2831989232478007604' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/2831989232478007604'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/2831989232478007604'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/atilla-ilhan-dan-gecenin-kapilariiiri.html' title='Atilla İlhan dan &apos;GECENİN KAPILARI&apos;şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-7738415419799775151</id><published>2008-04-03T05:05:00.000-07:00</published><updated>2008-04-03T05:06:23.424-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Atilla İlhan Şiirleri'/><title type='text'>Atilla İlhan dan 'BÖYLE BİR SEVMEK 'şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;BÖYLE BİR SEVMEK &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;ne kadınlar sevdim zaten yoktular &lt;br /&gt;yağmur giyerlerdi sonbaharla bir &lt;br /&gt;azıcık okşasam sanki çocuktular &lt;br /&gt;bıraksam korkudan gözleri sislenir &lt;br /&gt;ne kadınlar sevdim zaten yoktular &lt;br /&gt;böyle bir sevmek görülmemiştir &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayır sanmayın ki beni unuttular &lt;br /&gt;hala arasıra mektupları gelir &lt;br /&gt;gerçek değildiler birer umuttular &lt;br /&gt;eski bir şarkğ belki bir şiir &lt;br /&gt;ne kadınlar sevdim zaten yoktular &lt;br /&gt;böyle bir sevmek görülmemiştir &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalnızlıklarımda elimden tuttular &lt;br /&gt;uzak fısıltıları içimi ürpertir &lt;br /&gt;sanki gökyüzünde bir buluttular &lt;br /&gt;nereye kayboldular şimdi kimbilir &lt;br /&gt;ne kadınlar sevdim zaten yoktular &lt;br /&gt;böyle bir sevmek görülmemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ATTİLA İLHAN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-7738415419799775151?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/7738415419799775151/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=7738415419799775151' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/7738415419799775151'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/7738415419799775151'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/atilla-ilhan-dan-byle-bir-sevmek-iiri.html' title='Atilla İlhan dan &apos;BÖYLE BİR SEVMEK &apos;şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-8291902105744621385</id><published>2008-04-03T05:02:00.000-07:00</published><updated>2008-04-03T05:04:56.893-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Atilla İlhan Şiirleri'/><title type='text'>Atilla İlhan dan ''AYDINLIK NEYİN OLUYOR SENİN'' şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;AYDINLIK NEYİN OLUYOR SENİN? &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;aydınlık neyin oluyor senin &lt;br /&gt;gökyüzü akraban filan mı &lt;br /&gt;beni bulur bulmaz gözlerin &lt;br /&gt;şimşek çakıyorum yalan mı &lt;br /&gt;yüzünde yalazını gezdirdiğin &lt;br /&gt;saçlarından tutuşmuş orman mı &lt;br /&gt;akla ziyan bir şey elektriğin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayışığı mavisi dudaklarından mı &lt;br /&gt;o ışık zenginliği mi giyindiğin &lt;br /&gt;uzay tozları mı yıldızlardan mı &lt;br /&gt;elime dokunduğu an elin &lt;br /&gt;güneşler açıyorum sahi ondan mı &lt;br /&gt;aydınlık neyin oluyor senin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ATTİLA İLHAN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-8291902105744621385?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/8291902105744621385/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=8291902105744621385' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/8291902105744621385'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/8291902105744621385'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/04/atilla-ilhan-dan-aydinlik-neyin-oluyor.html' title='Atilla İlhan dan &apos;&apos;AYDINLIK NEYİN OLUYOR SENİN&apos;&apos; şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-4349194714569977112</id><published>2008-03-30T08:48:00.001-07:00</published><updated>2008-03-30T08:49:22.247-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Orhan Veli Kanık Resimler'/><title type='text'>Hayatı şanssız bir şekilde sonra eren şairimiz Orhan Veli Kanık'ın Resimleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_6CNuAhuaIn0/R--2dPJK_iI/AAAAAAAAANQ/z8XARug93xQ/s1600-h/orhanveli2%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp3.blogger.com/_6CNuAhuaIn0/R--2dPJK_iI/AAAAAAAAANQ/z8XARug93xQ/s200/orhanveli2%5B1%5D.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5183562309524192802" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hayatı şanssız bir şekilde sonra eren şairimiz Orhan Veli Kanık'ın Resimleri&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-4349194714569977112?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/4349194714569977112/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=4349194714569977112' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/4349194714569977112'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/4349194714569977112'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/hayat-anssz-bir-ekilde-sonra-eren_30.html' title='Hayatı şanssız bir şekilde sonra eren şairimiz Orhan Veli Kanık&apos;ın Resimleri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_6CNuAhuaIn0/R--2dPJK_iI/AAAAAAAAANQ/z8XARug93xQ/s72-c/orhanveli2%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-5331962219332756567</id><published>2008-03-30T08:45:00.002-07:00</published><updated>2008-03-30T08:48:38.238-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Orhan Veli Kanık Resimler'/><title type='text'>Hayatı şanssız bir şekilde sonra eren şairimiz Orhan Veli Kanık'ın Resimleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_6CNuAhuaIn0/R--2LvJK_hI/AAAAAAAAANI/bdHE9Cu4LZU/s1600-h/behcet_necatigil_01%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp1.blogger.com/_6CNuAhuaIn0/R--2LvJK_hI/AAAAAAAAANI/bdHE9Cu4LZU/s200/behcet_necatigil_01%5B1%5D.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5183562008876482066" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hayatı şanssız bir şekilde sonra eren şairimiz Orhan Veli Kanık'ın Resimleri&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-5331962219332756567?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/5331962219332756567/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=5331962219332756567' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/5331962219332756567'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/5331962219332756567'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/hayat-anssz-bir-ekilde-sonra-eren.html' title='Hayatı şanssız bir şekilde sonra eren şairimiz Orhan Veli Kanık&apos;ın Resimleri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_6CNuAhuaIn0/R--2LvJK_hI/AAAAAAAAANI/bdHE9Cu4LZU/s72-c/behcet_necatigil_01%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-6794767943074855415</id><published>2008-03-30T08:45:00.001-07:00</published><updated>2008-04-03T05:30:47.152-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='S.Faik Abasıyanık Resimler'/><title type='text'>Bir diğer Yetenekli şairimiz olan Sait Faik Abasıyanık 'ın Resimleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_6CNuAhuaIn0/R--1l_JK_gI/AAAAAAAAANA/Ygg_XnVVRVg/s1600-h/sait_faik%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_6CNuAhuaIn0/R--1l_JK_gI/AAAAAAAAANA/Ygg_XnVVRVg/s200/sait_faik%5B1%5D.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5183561360336420354" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir diğer Yetenekli şairimiz olan Sait Faik Abasıyanık 'ın Resimleri&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-6794767943074855415?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/6794767943074855415/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=6794767943074855415' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/6794767943074855415'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/6794767943074855415'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/bir-dier-yetenekli-airimiz-olan-sait_30.html' title='Bir diğer Yetenekli şairimiz olan Sait Faik Abasıyanık &apos;ın Resimleri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_6CNuAhuaIn0/R--1l_JK_gI/AAAAAAAAANA/Ygg_XnVVRVg/s72-c/sait_faik%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-4628205213157613868</id><published>2008-03-30T08:41:00.000-07:00</published><updated>2008-04-03T05:31:39.064-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='S.Faik Abasıyanık Resimler'/><title type='text'>Bir diğer Yetenekli şairimiz olan Sait Faik Abasıyanık 'ın Resimleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_6CNuAhuaIn0/R--1Y_JK_fI/AAAAAAAAAM4/krSQXNt4few/s1600-h/FaikSait%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_6CNuAhuaIn0/R--1Y_JK_fI/AAAAAAAAAM4/krSQXNt4few/s200/FaikSait%5B1%5D.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5183561136998120946" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir diğer Yetenekli şairimiz olan Sait Faik Abasıyanık 'ın Resimleri&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-4628205213157613868?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/4628205213157613868/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=4628205213157613868' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/4628205213157613868'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/4628205213157613868'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/bir-dier-yetenekli-airimiz-olan-sait.html' title='Bir diğer Yetenekli şairimiz olan Sait Faik Abasıyanık &apos;ın Resimleri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_6CNuAhuaIn0/R--1Y_JK_fI/AAAAAAAAAM4/krSQXNt4few/s72-c/FaikSait%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-5276689681762008222</id><published>2008-03-30T08:40:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T08:41:34.619-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yunus Emre Resimler'/><title type='text'>Dünyaca ünlü şairimiz Yunus Emre nin resimleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_6CNuAhuaIn0/R--0mfJK_eI/AAAAAAAAAMw/XAO2gjV6nvU/s1600-h/050%2520-%2520Yunus%2520Emre%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp0.blogger.com/_6CNuAhuaIn0/R--0mfJK_eI/AAAAAAAAAMw/XAO2gjV6nvU/s200/050%2520-%2520Yunus%2520Emre%5B1%5D.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5183560269414727138" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dünyaca ünlü şairimiz Yunus Emre nin resimleri&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-5276689681762008222?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/5276689681762008222/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=5276689681762008222' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/5276689681762008222'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/5276689681762008222'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/dnyaca-nl-airimiz-yunus-emre-nin.html' title='Dünyaca ünlü şairimiz Yunus Emre nin resimleri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_6CNuAhuaIn0/R--0mfJK_eI/AAAAAAAAAMw/XAO2gjV6nvU/s72-c/050%2520-%2520Yunus%2520Emre%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-6307486045469029939</id><published>2008-03-30T08:36:00.001-07:00</published><updated>2008-04-03T05:33:02.672-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Y.Kemal Beyatlı Resimler'/><title type='text'>Yahya Kemal Beyatlı nın Resimleri Güzel resimler ünlü şairin resimleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_6CNuAhuaIn0/R--zkfJK_dI/AAAAAAAAAMo/CBTKvAaEqcs/s1600-h/sitebehcetkemalcaglar22%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp0.blogger.com/_6CNuAhuaIn0/R--zkfJK_dI/AAAAAAAAAMo/CBTKvAaEqcs/s200/sitebehcetkemalcaglar22%5B1%5D.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5183559135543360978" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-6307486045469029939?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/6307486045469029939/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=6307486045469029939' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/6307486045469029939'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/6307486045469029939'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/yahya-kemal-beyatl-nn-resimleri-gzel_30.html' title='Yahya Kemal Beyatlı nın Resimleri Güzel resimler ünlü şairin resimleri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_6CNuAhuaIn0/R--zkfJK_dI/AAAAAAAAAMo/CBTKvAaEqcs/s72-c/sitebehcetkemalcaglar22%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-164110195030164447</id><published>2008-03-30T08:34:00.000-07:00</published><updated>2008-04-03T05:33:30.431-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Y.Kemal Beyatlı Resimler'/><title type='text'>Yahya Kemal Beyatlı nın Resimleri Güzel resimler ünlü şairin resimleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_6CNuAhuaIn0/R--zVfJK_cI/AAAAAAAAAMg/-koZXB59S3k/s1600-h/34_1%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp0.blogger.com/_6CNuAhuaIn0/R--zVfJK_cI/AAAAAAAAAMg/-koZXB59S3k/s200/34_1%5B1%5D.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5183558877845323202" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yahya Kemal Beyatlı nın Resimleri Güzel resimler ünlü şairin resimleri&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-164110195030164447?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/164110195030164447/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=164110195030164447' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/164110195030164447'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/164110195030164447'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/yahya-kemal-beyatl-nn-resimleri-gzel.html' title='Yahya Kemal Beyatlı nın Resimleri Güzel resimler ünlü şairin resimleri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_6CNuAhuaIn0/R--zVfJK_cI/AAAAAAAAAMg/-koZXB59S3k/s72-c/34_1%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-5147218866353183498</id><published>2008-03-30T08:33:00.001-07:00</published><updated>2008-03-30T08:34:05.985-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Atilla İlhan Resimleri'/><title type='text'>Atilla İlhan ın çok güzel resimleri usta şairin resimleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_6CNuAhuaIn0/R--y4fJK_bI/AAAAAAAAAMY/S_L-BrdCz-Q/s1600-h/www_antoloji_com_352447_867%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp0.blogger.com/_6CNuAhuaIn0/R--y4fJK_bI/AAAAAAAAAMY/S_L-BrdCz-Q/s200/www_antoloji_com_352447_867%5B1%5D.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5183558379629116850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Atilla İlhan ın çok güzel resimleri usta şairin resimleri&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-5147218866353183498?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/5147218866353183498/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=5147218866353183498' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/5147218866353183498'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/5147218866353183498'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/atilla-ilhan-n-ok-gzel-resimleri-usta_1339.html' title='Atilla İlhan ın çok güzel resimleri usta şairin resimleri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_6CNuAhuaIn0/R--y4fJK_bI/AAAAAAAAAMY/S_L-BrdCz-Q/s72-c/www_antoloji_com_352447_867%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-4251090575854466639</id><published>2008-03-30T08:32:00.001-07:00</published><updated>2008-03-30T08:33:18.503-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Atilla İlhan Resimleri'/><title type='text'>Atilla İlhan ın çok güzel resimleri usta şairin resimleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_6CNuAhuaIn0/R--ysvJK_aI/AAAAAAAAAMQ/KgQfG0Lsd2U/s1600-h/attila304lhanbe5%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp1.blogger.com/_6CNuAhuaIn0/R--ysvJK_aI/AAAAAAAAAMQ/KgQfG0Lsd2U/s200/attila304lhanbe5%5B1%5D.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5183558177765653922" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Atilla İlhan ın çok güzel resimleri usta şairin resimleri&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-4251090575854466639?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/4251090575854466639/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=4251090575854466639' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/4251090575854466639'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/4251090575854466639'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/atilla-ilhan-n-ok-gzel-resimleri-usta_30.html' title='Atilla İlhan ın çok güzel resimleri usta şairin resimleri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_6CNuAhuaIn0/R--ysvJK_aI/AAAAAAAAAMQ/KgQfG0Lsd2U/s72-c/attila304lhanbe5%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-9007986676636115285</id><published>2008-03-30T08:31:00.001-07:00</published><updated>2008-03-30T08:32:34.812-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Atilla İlhan Resimleri'/><title type='text'>Atilla İlhan ın çok güzel resimleri usta şairin resimleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_6CNuAhuaIn0/R--yc_JK_ZI/AAAAAAAAAMI/tRosXFohSVg/s1600-h/208829%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_6CNuAhuaIn0/R--yc_JK_ZI/AAAAAAAAAMI/tRosXFohSVg/s200/208829%5B1%5D.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5183557907182714258" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atilla İlhan ın çok güzel resimleri usta şairin resimleri&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-9007986676636115285?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/9007986676636115285/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=9007986676636115285' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/9007986676636115285'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/9007986676636115285'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/atilla-ilhan-n-ok-gzel-resimleri-usta.html' title='Atilla İlhan ın çok güzel resimleri usta şairin resimleri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_6CNuAhuaIn0/R--yc_JK_ZI/AAAAAAAAAMI/tRosXFohSVg/s72-c/208829%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-2078137597297385689</id><published>2008-03-30T03:17:00.001-07:00</published><updated>2008-03-30T03:18:26.337-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Özdemir Asaf Hayatı'/><title type='text'>Özdemir Asaf Hayatı</title><content type='html'>11 Haziran 1923'te Ankara'da doğdu.28 Ocak 1981'de İstanbul'da öldü. Asıl adı Halit Özdemir Arun'dur. İlk ve ortaöğreniminin bir bölümünü Galatasaray Lisesi'nde yaptı.1942 yılında Kabataş Erkek Lisesi'nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi'nde, önce Hukuk Fakültesi'ne, sonra İktisat Fakültesi ve Gazetecilik Enstitüsü'ne devam ettiyse de 1947'de yüksek öğrenimini yarıda bıraktı. Bir süre sigorta prodüktörlüğü yaptı. 'Zaman' ve 'Tanin' gazetelerinde çevirmen olarak çalıştı. İlk yazısı 1939'da 'Servetifünun-Uyanış' dergisinde çıktı.1951'de Sanat Basımevi'ni kurarak matbaacılık yaşamına girdi. Kendi şiir kitaplarını bastı.1955'te Yuvarlak Masa Yayınları'nı kurdu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkilikler ve dörtlüklerden oluşan ilk şiirlerinde yoğun bir söyleyiş özelliği göze çarpar. İnsan toplum ilişkilerine yönelik temaları konu edinerek düşündürücü bir şiir evreni kurmuştur. Duygu ve düşünce yoğunluğuyla birlikte, alay ve taşlama şiirine egemen olan öğelerdir. İnsan ilişkilerinin toplumsal ve bireysel yanlarını sen ben ikileminde vermiştir. Çok kullandığı sevgi, ayrılık, ölüm temaları, son dönem şiirlerinde giderek yerini kaçış ve umutsuzluğun tedirginliğine bırakmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiirin bir görüşü yansıtması, bir iletisinin olması düşüncesinden yola çıkmıştır. Yuvarlağın Köşeleri kitabında şiirin ve yazarın işlevi konusundaki görüşlerini dile getirmiştir. Batı şiiri ve geleneksel Türk şiirinden yararlanarak verdiği bileşim sanatını zenginleştirip geliştirmiştir.  &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;ESERLERİ &lt;br /&gt;.Şiir kitapları: Dünya Kaçtı Gözüme (1955) , Sen Sen Sen (1956) , Bir Kapı Önünde (1957) , Yuvarlağın Köşeleri (1961) , Yumuşaklıklar Değil (1967) , Nasılsın (1970) , Çiçekleri Yemeyin (1975) , Yalnızlık Paylaşılmaz (1978) , &lt;br /&gt;Benden Sonra Mutluluk (1983)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-2078137597297385689?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/2078137597297385689/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=2078137597297385689' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/2078137597297385689'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/2078137597297385689'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/zdem.html' title='Özdemir Asaf Hayatı'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-7514487601177350257</id><published>2008-03-30T03:14:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T03:17:02.505-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Özdemir Asaf Şiirleri'/><title type='text'>Özdemir Asaf'tan 'Ben Değildim' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;BEN DEĞİLDİM&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir aksam ustu pencerenden bakıyordun &lt;br /&gt;Ağır ağır, yollara inen karanlığa. &lt;br /&gt;Bana benzeyen biri geçti evinin önünden. &lt;br /&gt;Kalbin başladı hızlı hızlı çarpmaya.. &lt;br /&gt;O gecen ben değildim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gece, yatağında uyuyordun.. &lt;br /&gt;Uyanıverdin birden, sessiz dünyaya. &lt;br /&gt;Bir rüyanın parçasıydı gözlerini açan, &lt;br /&gt;Ve karanlıklar içindeydi odan... &lt;br /&gt;Seni gören ben değildim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben çok uzaktaydım o zaman, &lt;br /&gt;Gözlerin kavuştu ağlamaya, sebepsiz ağlamaya. &lt;br /&gt;Artık beni düşünmeye başladığından &lt;br /&gt;Bıraktın kendini aşk içinde yasamaya.. &lt;br /&gt;Bunu bilen ben değildim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kitap okuyordun dalgın.. &lt;br /&gt;İçinde insanlar seviyor, ya da ölüyorlardı. &lt;br /&gt;Genç bir adamı öldürdüler romanda. &lt;br /&gt;Korktun, bütün yininle ağlamaya başladın.. &lt;br /&gt;O ölen ben değildim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ÖZDEMİR ASAF&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-7514487601177350257?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/7514487601177350257/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=7514487601177350257' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/7514487601177350257'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/7514487601177350257'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/zdemir-asaftan-ben-deildim-iiri.html' title='Özdemir Asaf&apos;tan &apos;Ben Değildim&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-5832900397775880644</id><published>2008-03-30T03:13:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T03:14:52.511-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Rıfat Ilgaz Hayatı'/><title type='text'>Rıfat Ilgaz Hayatı</title><content type='html'>Rıfat ILGAZ 1940'ların toplumcu-gerçekçi şairlerinin başta gelenlerindendir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1911 yılında Cide'de doğdu.Şiir yazmaya ortaokul öğrencilik yıllarında başladı.İlk şiiri 27.07.1927'de, günlük Nazikter gazetesinde yayınlandı.Ayrıca; Açıkgöz(Kastamonu) , Güzel İnebolu ve Güzel Tosya gazetelerinde şiirleri ve yazıları yayınlanmaya başladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lise yıllarında babasının ölümü nedeniyle buradan ayrıldı.Yatılı olarak Kastamonu Muallim Mektebi'nde öğrenim gördü.1930 yılında mezun oldu.Altı yıl süreyle Gerede, Akçakoca, Hendek ile Düzce arasında Gümüşova'da ilkokul öğretmenliği yaptı.Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünü 1938 'de bitirdi ve Adapazarı Ortaokulu Türkçe Öğretmenliğine atandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1939'da İstanbul Karagümrük Ortaokulu'nda Türkçe Öğretmenliğine başlayan Ilgaz'ın, yazı ve şiirleri büyük dergilerde yayınlanmaya başladı.1940 'da Çığır, Oluş, Ulus, Güneş, Yücel, Varlık, Hamle ve Yeni İnsanlık dergilerinde şiirleri çıktı ve aynı yıl Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne girdi.Hasan TANRIKUT, Sabahattin KUDRET AKSAL, Salah BİRSEL'le tanıştı.Ömer FARUK TOPRAK ile 9 Eylül 1042'de Yürüyüş Dergisi'ni çıkardılar.Bu dergide Orhan KEMAL, Sait FAİK, Cahit IRGAT, A.Kadir, Nazım HİKMET(İbrahim SABRİ) ile birlikte çalıştılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1943'te ilk kitabı 'Yarenlik'i yayınladı.Şiirleri olağanüstü bir ilgi gördü.Ocak 1944'de 'Sınıf'adlı şiir kitabı çıktı.Sıkı yönetim kararı ile toplatıldı.Pertev Naili Boratav 'Sınıf' için:'Yeni Türk şiirine inanmayanlara, Rıfat ILGAZ'ın kitabını okuyup anlamalarını dilemekten başka yapılacak birşey yoktur' diye yazdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1945'te Gün Dergisi çıktı.Ilgaz bu dergide sekreterdi.Bu dergide yazıları yayınlandı.Aziz NESİN'in Cumartesi Dergisine ortak oldu.Seçici kurulda çalıştı.1946'da Esat ADİL, Sabahattin ALİ ve Aziz NESİN ile birlikte Gerçek Gazetesini çıkardılar.1946 Ekim ayında Yığın Dergisini'ni Esat ADİL ve Adil YAĞCI ile birlikte çıkardılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğretmenliğe yeniden döndükten sonra Boğazlayan-Yozgat'a tayini çıktı.Hastalığı nedeniyle Validebağ Sanatoryumunda yattı.Şubat 1947'de Sebahattin ALİ, Aziz NESİN ve Mim UYKUSUZ'un çıkardığı Marko Paşa kadrosuna girdi.Sık sık kapatılan bu derginin daha sonraları sorumlu müdürlüğünü üstlendi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malum Paşa, Merhum Paşa, Hür Marko Paşa gibi dergilerin adı sık sık değişiyordu.1950'li yıllarda Ilgaz, gazetecilik yapmaya başladı.Sakıncalı olduğundan gazeteler ve dergiler imzalarına pek yer vermediler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1952-1960'da Tan Gazetesi'nde dizgici-düzeltmen ve röportaj yazarı olarak çalıştı.Turhan SELÇUK ve İlhan SELÇUK'un çıkardığı Dolmuş Dergisi'ne 'Stepne' takma adıyla yazılar yazdı.Hababam Sınıfı, Pijamalar(Bizim Koğuş) , Don Kişot İstanbulda bu dergide dizi olarak yayınlandı.Hababam Sınıfı'nı da isminin sakıncalı olması nedeniyle 'Stepne'(Yedek Lastik) takma adıyla yazdı.Ocak 1953'te Devam adlı şiir kitabını çıkardı ve bu kitap da toplatıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1961 Anayasası yürürlüğe girdikten sonra kendi adıyla yazı ve şiir yayınlama özgürlüğüne kavuşan Rıfat Ilgaz Demokrat İzmir, Akbaba, Vatan, Yeni Gün, Yeni Ulus gibi yayın organlarında ve kimi edebiyat dergilerinde yazı yazabildi.Sınıf Yayınları'nı kurdu ve kendi kitaplarını yayınlayabildi.1970'te Basın Şeref Kartı'nı aldı.1974'te emekli oldu.Doğum yeri olan Cİde'ye yerleşti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül 1980 döneminde göz altına alındı..Tutukluluğu sona erince İstanbulda oğlu Aydın ILGAZ ile birlikte ölümüne kadar yaşamaya başladı.Bu olaylar 'Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra' adlı kitabında anlatılır. Onu hepimiz Hababam Sınıfı'nın yazarı olarak bildik.Altmış kitabı olmasına karşın onun şairliğini, romancılığını ve öykü yazarlığını unutmamamız gerekir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitaplarında; çağdaş, ileri görüşlü, ulusumuzdan yana birlikteliği önerir. Yıllarca bizden kendisini uzaklaştırmaya çalışan yönetimlerden sonra, demokrasi yolunda ülkemizdeki gelişmeler Rıfat ILGAZ adını yeniden yücelttiyse de, Sivas Olaylarının acısına dayanamayan duyarlılığı 7 Temmuz 1993 günü aramızdan ayrılmasına neden oldu.  &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;ESERLERİ &lt;br /&gt;Şiir kitapları: &lt;br /&gt;Yarenlik (1943) , Sınıf (1944) , Yaşadıkça (1948) , Devam (1953) , Üsküdar’da Sabah Oldu (1954) , Soluk Soluğa (önceki kitaplarından seçmelere eklemelerle,1962) , Karakılçık (1969) , Uzak Değil (1971) , Güvercinim Uyur mu (1974) , Kulağımız Kirişte (1983) , Ocak Katın Alagöz (1987) Ömer Faruk Toprak Ödülünü kazandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Romanları: &lt;br /&gt;Karadeniz'in Kıyıcığında (1969, önce oyun olarak çıktı,1965) , Karartma Geceleri (1974) , Sarı Yazma (1976) , Yıldız Karayel (1982) ile 1982 Madaralı Roman Ödülü'nü ve 1982 Orhan Kemal Roman Ödülü'nü kazandı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-5832900397775880644?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/5832900397775880644/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=5832900397775880644' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/5832900397775880644'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/5832900397775880644'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/rfat-ilgaz-hayat.html' title='Rıfat Ilgaz Hayatı'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-673338124345090905</id><published>2008-03-30T03:10:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T03:13:44.765-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Rıfat Ilgaz Şiirleri'/><title type='text'>Rıfat Ilgaz'dan 'Sen Gidince' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;SEN GİDİNCE &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sen gidiyorsun ya işine yetişmek için &lt;br /&gt;saçlarını, gözlerini, ellerini &lt;br /&gt;neyin varsa toplayıp gidiyorsun ya &lt;br /&gt;her seferinde bir şey unutuyorsun sıcak &lt;br /&gt;termometrede yükselen çizgi &lt;br /&gt;kimbilir nerelerde soğuyorsun &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;senin gözbebeklerin var ya kadın kadın gülen &lt;br /&gt;insan insan bakan gözbebeklerin &lt;br /&gt;beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta &lt;br /&gt;beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne gelirse onlardan gelir bana &lt;br /&gt;çalışma gücü yaşama direnci &lt;br /&gt;mutluluk gibi kazanılması zor &lt;br /&gt;mutluluk gibi yitirilmesi kolay &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir açarsın ki mutluyum &lt;br /&gt;bir kaparsın ki herşey elimden gitmiş &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; RIFAT ILGAZ&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-673338124345090905?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/673338124345090905/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=673338124345090905' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/673338124345090905'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/673338124345090905'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/rfat-ilgazdan-sen-gidince-iiri.html' title='Rıfat Ilgaz&apos;dan &apos;Sen Gidince&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-570287851815268156</id><published>2008-03-30T03:09:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T03:10:28.198-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tevfik Fikret Hayatı'/><title type='text'>Tevfik Fikret Hayatı</title><content type='html'>24 Aralık 1867'de İstanbul'da doğdu, 19 Ağustos 1915'te aynı kentte öldü. Asıl adı Mehmet Tevfik'tir. Çocuk yaşta annesinin ölümü ve babasının uzun yıllar sürgünde olması onu yaşamı boyunca etkiledi. Ortaöğrenimini önce Mahmudiye Rüştiyesi'nde, sonra da Galatasaray Sultanisinde yaptı. Burada Recaizade Ekrem'in öğrencisi oldu. Duygulu kişiliği onu genç yaşlarda şiire yöneltti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1888'de Galatasaray'ı bitirdikten sonra Hariciye Nezareti İstişare Odası'nda (Dışişleri Bakanlığı Enformasyon Dairesi) kâtip olarak göreve başladı. Yeterince çalışmadan para aldığı gerekçesiyle buradan ayrıldı. Onun bu dürüst tutumu yaşamı boyunca çeşitli zamanlarda ortaya çıkacaktı. Daha sonra kısa bir süre sonra çeşitli memurluklarda bulundu. Ek iş olarak Ticaret Mekteb-i Alisi'nde hat ve Fransızca öğretmenliği yaptı. 1891'de Mirsad dergisinin açtığı şiir yarışmasında birinciliği kazanınca, edebiyat çevrelerinin dikkatini üstüne çekti. 1892'de Galatasaray Sultanisi'nin ilk bölümüne Türkçe öğretmeni atandı. 1894'te Hüseyin Kâzım Kadri (1870-1934) ve Ali Ekrem Bolayır'la (1867-1937) birlikte Malûmat dergisini çıkartmaya başladı. 1895'te hükümetin bütçede kısıntı yapma gerekçesiyle memur maaşlarının yüzde onunu kesmesine tepki olarak Galatasaray'daki görevinden istifa etti ve inzivaya çekildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1896'da, eski öğretmeni Recaizade Ekrem'in aracılığıyla Servet-i Fünun dergisinin yazı işleri yönetmenliğine getirildi. Aynı yıl Robert Kolej'e Türkçe öğretmeni olarak atandı. Bu dönemde Abdülhamid yönetimi aydınlar üstündeki baskısını giderek yoğunlaştırıyordu. Sansür ve jurnalcilik bütün hızıyla işliyordu. Tevfik Fikret o günlerde bir dost evinde okuduğu II. Abdülhamid'i eleştiren bir şiiri nedeniyle gözaltına alındı. Evi arandı, söz konusu şiir ele geçmeyince serbest bırakıldı. Bir süre sonra, bu kez ahlaki açıdan yıpratılmak için, Robert Kolej'deki bir çaya karısıyla birlikte gitmesi bahane edilerek yeniden göz altına alındı. Bütün bunlar ondaki 'inziva' düşüncesini daha da derinleştirdi. Bu düşünce, Servet-i Fünun öbür yazarlarınca da benimseniyordu. Bir ara hepsi birlikte Yeni Zelanda'ya gitmeyi, daha sonra Hüseyin Kâzım'ın Manisa'nın bir köyündeki çiftliğine yerleşmeyi düşündüler. Ama Fikret'in 'Yeşil Yurt' şiirinde de açıkça görülen bu sıla ütopyası ve birlikte yaşama özlemi bir türlü gerçekleşmedi. Servet-i Fünun'cular arasında görüş ayrılıkları başlamıştı. Bazıları dergiden ayrıldılar. Bir süre sonra Fikret de derginin sahibi ile anlaşamayarak yazı işleri yönetmeliğini bıraktı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün zamanını Robert Kolej'de geçirmeye başladı. 1901'de 'inziva' düşüncesini gerçekleştirmek amacıyla Rumelihisarı'nda Robert Kolej'in yamacında, planlarını kendi çizdiği Aşiyan adlı evi yaptırmaya başladı. Bugün Tevfik Fikret Müzesi olan Aşiyan 1905'de tamamlandı. Fikret, eşi ve oğlu Haluk'la birlikte buraya yerleşti. Çok az insanla görüşüyor, toplumcu bir tavırla kavga şiirleri yazıyor, bunlar İstanbul'da elden ele dolaşıyordu. 'Sis', 'Sabah Olursa', 'Bir Lahza-i Taahhur' bu dönemin ürünleridir. Bu arada babasının, arkasından da, çok sevdiği kızkardeşinin yaşamlarını yitirmesi ve evinin Abdülhamit'in haber alma örgütünce sürekli gözetlenmesi onu büyük ölçüde etkiledi. Bu döneminde, özgürlük getireceğine inandığı İttihat ve Terakki'yi destekliyordu. 1908'de de, II.Meşrutiyet'in ateşli savunucuları arasına katıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meşrutiyet'ten sonra 'inziva'sından çıktı, eski arkadaşlarıyla barışarak, Hüseyin Kâzım ve Hüseyin Cahid'le birlikte Tanin gazetesini kurdu. Ama, gazete İttihad ve Terikki'nin yayın organı durumuna getirilmek istenince buna karşı çıkıp, Hüseyin Cahid'le kavga ederek oradan da ayrıldı. Yeni Yönetimin önerdiği maarif nazırlığı görevini de geri çevirdi. Bu göreve getirilen Abdurrahman Şerefin çağrısıyla, Galatasaray Sultanisi'nin müdürü oldu bir süre önce yanmış olan okulun onarımını üstlendi. Bu arada, toplantı salonunu mescitin üstüne yaptırdığı gerekçesiyle tutucu basının ağır eleştirilerine uğradı. O günlerde 31 Mart Olayı patlak verdi. Fikret olayı protesto amacıyla önce kendini okulun kapısına zincirle bağlattı, ertesi günde istifa etti. Ancak öğrencilerin ve maarif nazırı Nail Bey'in ısrarlarıyla tam yetkili olarak göreve döndü. Ama sekiz ay sonra, yeni maarif nazırı Emrullah Efendi'yle anlaşamayarak bir daha dönmemek üzere Galatasaray'dan ayrıldı. Darülmuallimin ve Darülfünun'daki görevlerinden de istifa etti ve yeniden Aşiyan'a çekildi. Artık, İttihad ve Terakki İktidarına da muhalif olmuştu. 1912'de meclisin kapatılması üzerine, bu olayı meclisin 1878'de (Hicri tarihle 1295'te) kapatılmasına benzeterek 'Doksan Beşe Doğru' şiirini yazdı. Bunu 'Han-ı Yağma', 'Sancak- Şerif Huzurunda' gibi şiirler izledi. Bu kez de İttihad ve Teraki'nin fedailerince izlenmeye başlandı. Modern pedagoji ilkelerine uygun bir okul açmak, yeni bir edebiyat dergisi çıkartmak gibi tasarıları olduysa da bunları gerçekleştiremedi. O günlerde, ağır şeker hastalığına yakalanmış olduğu anlaşıldı. 1914'te kolu şiştiği için bir ameliyat geçirdi. Tedaviye yanaşmaması sonucunda hastalığı iyice artarak ölümüne neden oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlik dönemindeki şiir denemelerinden sonra, Galatasaray'da Fransız şiiriyle tanışan kendi şiir bireşimini aramaya başlamıştır. Le Parnasse Contemporain dergisi çevresinde toplanan ve Parnasçılar olarak anılan şairlerden, özellikle de François Coppè'den etkilenmiştir. 19007de çıkan Rübab-ı Şikeste'de topladığı şiirlerinde görülen şiir anlayışında ve ses arayışında bu şairlerin etkisi olduğu düşünülebilir. Fransız edebiyatındaki 'Şiirsel yazı' türünün etkisiyle dize sonlarını değişik fiil kipleriyle ya da fiilsiz bağlayan şiirleri, beyit bütünlüğünü kırıp düzeyi özgür bırakışı, aruz ölçüsünün katı kalıplarını genişletmiştir. Müstezat kalıbında yazdığı şiirlerindeki bu tür denemelerin, Türk şiirinde serbest nazma geçişi kolaylaştırdığı söylenebilir. Rübab-ı Şikeste'deki 'Sis', 'Sabah Olursa', 'Hemşirem İçin', 'İzled ' gibi toplumsal konulara ağırlık veren şiirlerin yanı sıra, günlük konuşma diline yatıştığı 'Balıkçılar' ve benzeri şiirlerinde izlenimci bir hava görülür. Ama, 'Balıkçılar' dakiyalın söyleyişe bütün şiirlerinde rastlanmaz. Servet-i Fünun'cuların çoğunda görülen dil seçkinciliği, onun şiirinin de özelliğidir. Osmanlıca-Türkçe sözlüklerde sözcük kullanımına örnek verilirken çoğunlukla Fikret'in şiirlerinden alıntı yapılması da bunun kanıtıdır. Onun, şirini zedeleyen bu tutumu, müzikal anlatımı öne çıkartmış, ama bazı şiirlerini de yer yer söylev havasına sokmuştur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fikret'in doğa şiirlerinde, doğayla neredeyse örtüşmeye varan bir uyum vardır. 'Yağmur ' şiiri, yağmur damlarının cam üstüne düşüşünü andıran bir sesle kurulmuştur. Fikret'in betimlemelerindeki ayrıntı ustalığı onun ressam kişiliğiyle de ilgilidir. Şiirlerindeki karmaşık dil resimlerinde görülmez. Çoğu tablosunda yalın bir ayrıntı arayışı göze çarpar. Pastel renklere ağırlık verişi, şiirlerindeki hüzünlü söyleyişi anımsatır. Güleriz Ağlanacak Halimize adlı kendi portresinde ve aşiyan tablosunda ise stilize bir anlatım vardır.  &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;ESERLERİ &lt;br /&gt;Şiir kitapları: Haluk'un Defteri (1914), Tarih-i Kadim (1928)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-570287851815268156?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/570287851815268156/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=570287851815268156' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/570287851815268156'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/570287851815268156'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/tevfik-fikret-hayat.html' title='Tevfik Fikret Hayatı'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-2924479766922967669</id><published>2008-03-30T03:07:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T03:09:29.721-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tevfik Fikret Şiirleri'/><title type='text'>Tevfik Fikret'ten Sen olmasan Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;SEN OLMASAN &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen olmasan... Seni bir lâhza görmesem yâhut,&lt;br /&gt;Bilir misin ne olur?&lt;br /&gt;Semâ, güneş ebediyyen kapansa, belki vücud&lt;br /&gt;Bu leyl-i serd ile bir çâre-i teennüs arar,&lt;br /&gt;Ve bulur;&lt;br /&gt;Fakat o zulmete mümkün müdür alıştırmak&lt;br /&gt;Bütün güneşle, semâlarla beslenen rûhu,&lt;br /&gt;Bu rûh-ı mecrûhu?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen olmasan... Seni bulmak hayâli olsa muhâl,&lt;br /&gt;Yaşar mıyım dersin?&lt;br /&gt;Söner ufûlüne bir lâhza kaail olsa hayâl;&lt;br /&gt;Soğur, donar, kırılır senden ayrılınca nazar&lt;br /&gt;Ne hazin&lt;br /&gt;Gelir hâyât o zaman hem vücûda hem rûha,&lt;br /&gt;Yaşar mıyız seni kaybetsek âh ben, kalbim,&lt;br /&gt;Bu kalb-i muztaribim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen olmasan... Bu samîmî bir îtirâf işte;&lt;br /&gt;Sen olmasan yaşayamam:&lt;br /&gt;Seninle rabıtamız hoş bir îtilâf işte;&lt;br /&gt;Fakat bu râbıta hâlî mi rûhu ezmekten?...&lt;br /&gt;Akşam&lt;br /&gt;Gurûba karşı düşündüm sükûn içinde bunu:&lt;br /&gt;Fenâ değil sevişip ağlamak, fakat heyhât,&lt;br /&gt;Bükâya değse hayat!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Tevfik Fikret&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-2924479766922967669?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/2924479766922967669/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=2924479766922967669' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/2924479766922967669'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/2924479766922967669'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/tevfik-fikretten-sen-olmasan-iiri.html' title='Tevfik Fikret&apos;ten Sen olmasan Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-6800076723795698066</id><published>2008-03-30T03:03:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T03:07:32.135-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Uğur Işılak Şiirleri'/><title type='text'>Uğur Işılak'tan 'Ölesim Gelir' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;ÖLESİM GELİR &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklıma düştükçe doğduğum yerler&lt;br /&gt;Bir daha dünyaya gelesim gelir&lt;br /&gt;İçimi döktükçe divane derler&lt;br /&gt;Derdimi dağlarla bölesim gelir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölesim gelir, ölesim gelir&lt;br /&gt;Belki öldüğümde gülesim gelir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Isıtan ateştim yaktılar beni&lt;br /&gt;Zulüm halkasına taktılar beni&lt;br /&gt;Bükülmez çınardım yıktılar beni&lt;br /&gt;Çaldıkça sazımı çalasım gelir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölesim gelir, ölesim gelir&lt;br /&gt;Belki öldüğümde gülesim gelir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Uğur Işılak&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-6800076723795698066?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/6800076723795698066/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=6800076723795698066' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/6800076723795698066'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/6800076723795698066'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/uur-ilaktan-lesim-gelir-iiri.html' title='Uğur Işılak&apos;tan &apos;Ölesim Gelir&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-4830555133434525797</id><published>2008-03-30T03:00:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T03:03:51.212-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Uğur Aslan Şiirleri'/><title type='text'>Uğur Aslan'dan 'Deniz Feneri' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;DENİZ FENERİ &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sen Deniz Feneri&lt;br /&gt;Hüzünlü bir kış günü başladı yolculuğun&lt;br /&gt;Çocukluğun yıkık kentlerde&lt;br /&gt;Ve kesme kaya caddeli ahşap evlerde geçti.&lt;br /&gt;Okuma yazmayı öğrendiğin&lt;br /&gt;Gazetelerdeki terör sayfaları&lt;br /&gt;Ve Haliç tersanelerinde korsanlar&lt;br /&gt;Evden çıkarken vedalaşırdı babalarla evlatlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her sokağın başında anaların isyanı dururdu&lt;br /&gt;Ve günler kısa ama geceler uzun olurdu.&lt;br /&gt;Bir kurşun bir liraya&lt;br /&gt;Ve bir hayat bir kurşuna mal olur,&lt;br /&gt;Senin doğduğun yerlerde&lt;br /&gt;İnsanlar can evinden vurulurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen Deniz Feneri&lt;br /&gt;Sarayburnu'nun dimdik delikanlısı&lt;br /&gt;Yavuz zırhlısında deniz piyade eri&lt;br /&gt;Yetmişikiye dört çakı gibi asker&lt;br /&gt;Arkadaşının kaza kurşunu izini sırtında taşıyan&lt;br /&gt;Ve giderken bıraktığı sevdiğini döndüğünde bulamayan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıkar mı bizi bu sevda!&lt;br /&gt;Bir aşk delikanlıyı bozar mı be adam?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi kalk!&lt;br /&gt;Eski günlerde olduğu gibi&lt;br /&gt;Karanlığa yine ışık yak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arka bahçedeki mahalle kavgalarında&lt;br /&gt;Kaşına sapan taşı geldiği günden beri&lt;br /&gt;Hani kanına kanımı sürdüğüm o günden beri&lt;br /&gt;Can dostum ve kan dostum&lt;br /&gt;İster kalbine gömdüğün sevdamın aşkına&lt;br /&gt;İster Allah'ın aşkına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalk bir ışık yak ve bir kor düşür yüreğimize&lt;br /&gt;Savaşmak ne güzel bir şey uğruna&lt;br /&gt;Ve yeniden âşık olmak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Sen Deniz Feneri&lt;br /&gt;Sarayburnu'nun dürüst delikanlısı&lt;br /&gt;Kalbine gömdüğün aşkın&lt;br /&gt;Gönlündeki sevdan ve aydınlık gözlerinle&lt;br /&gt;Senin işin karanlığa korkuturcasına bakmaktı&lt;br /&gt;Ve sana en yakışmayan şey ağlamaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz Feneri&lt;br /&gt;Unutmadık o günleri&lt;br /&gt;Sevdamız yüreğimizde gizli kalır&lt;br /&gt;Ve mahallenin kızına âşık olmak&lt;br /&gt;Ayıp sayılırdı&lt;br /&gt;Bir kıza âşık olmak bir de parkayı çıkarmak haramdı&lt;br /&gt;Ve dünya dedikleri şey yalandı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paranın geçmediği günler vardı gençliğimizde&lt;br /&gt;Ve namerdin yıkamadığı mertliğimiz&lt;br /&gt;Silah çekmek ve tesbih sallamak değildi delikanlılık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tesbihi çekmek, silahı saklamaktı&lt;br /&gt;Yazık...&lt;br /&gt;Gün geldi delikanlılık kabadayılığa yenildi&lt;br /&gt;Sonra üç kuruşa satılan sevdalar ve ucuz aşklar&lt;br /&gt;Artık senin işin değildi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen Deniz Feneri&lt;br /&gt;Sarayburnu'nun dik ve yitik delikanlısı&lt;br /&gt;Ne geçmişten yükselen ağıtlar anlıyor seni&lt;br /&gt;Ne de geleceğe satılan aşklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen doğarken bir ölüm şaşkınlığıyla&lt;br /&gt;Gökyüzüne uzanmış düşmanlık türküleri&lt;br /&gt;Suçüstü yakalanırken en güzel umutların&lt;br /&gt;Gözlerini bir ihanet anında açmışlığın&lt;br /&gt;Ve yakmışlığın gecenin karanlığına en derin aydınlığını&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hey Deniz Feneri!&lt;br /&gt;Parayla satın alınamayacak aşkların sevdalısı&lt;br /&gt;Çektiğin çileleri özenle saklıyorsun seyir defterinde&lt;br /&gt;Sarayburnu'nun dimdik ve yakışıklı delikanlısı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gidiyorsun belki Deniz Feneri&lt;br /&gt;Sana "kal" diyemem giderken&lt;br /&gt;Sevmek kadar ölmek de kader&lt;br /&gt;Ama giderken bile ışığın yol göstersin kayıp gemilere&lt;br /&gt;Gözlerin gökyüzünü aydınlığa bürüsün&lt;br /&gt;Ve sen ölsen bile bir gün&lt;br /&gt;Nâmın yürüsün&lt;br /&gt;Ve sen ölsen bile bir gün&lt;br /&gt;Nâmın yürüsün...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Uğur Arslan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-4830555133434525797?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/4830555133434525797/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=4830555133434525797' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/4830555133434525797'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/4830555133434525797'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/uur-aslandan-deniz-feneri-iiri.html' title='Uğur Aslan&apos;dan &apos;Deniz Feneri&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-3479789941987176878</id><published>2008-03-30T02:59:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T03:00:12.643-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yunus Emre Hayatı'/><title type='text'>Yunus Emre Hayatı</title><content type='html'>Yaşamı konusunda yeterli bilgi olmadığı gibi onunla ilgili kaynaklarda anlatılanlar da birbirini tutmaz. Nerede, hangi yılda doğduğu kesinlikle bilinmiyor. Kimi kaynaklarda Anadolu'ya Doğu'dan gelen Türk oymaklarından birine bağlı olup, 1238 dolaylarında doğduğu söylenirse de kesin değildir. 1320 dolaylarında Eskişehir'de öldüğü söylenir. Batı Anadolu'nun birkaç yöresinde 'Yunus Emre' adını taşıyan ve onunla ilgili görüldüğünden 'makam' adı verilen yer vardır. Yapılan araştırmalara göre şiirlerinin toplandığı Divan ölümünden yetmiş yıl sonra düzenlenmiştir. Anadolu'da 'Yunus Emre' adını taşıyan ve Yunus Emre'den çok sonraları yaşamış başka şairlerin yapıtlarıyla karışan şiirlerinin bir bölümü dil incelemeleri sonunda ayıklanmış, böylece 357 şiirin onun olduğu konusunda görüş birliğine varılmıştır. Gene Yunus Emre adını taşıyan ve başka şairlerin elinden çıktığı ileri sürülen 310 şiir daha derlenmiştir. Onun dil, şiir ve düşünce bakımından özgünlüğü ve etkisi, ilk düzenlenen Divan'daki şiirleri nedeniyledir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunus Emre'nin şiirinde, edebiyat tarihi bakımından, dil, düşünce, duygu ve yaratıcılık gibi dört önemli sorun sergilenir. Bu sorunlar bir görüş ve inanış bütünlüğü içinde ele alınır, insan konusunda odaklaştırılır. Şiirde işlenen konular ise insan, Tanrı, Varlık Birliği, sevgi, yaşama sevinci, barış, evren, ölüm, yetkinlik, olgunluk, alçakgönüllülük, erdem, eliaçıklık gibi genellikle gerçek yaşamı ilgilendiren kavramlardır. O, bu kavramları, şiirinin bütünlüğü içinde temel öğe olarak sergilemiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan bir 'sevgi varlığı'dır, tin ile gövde gibi iki ayrı tözden kurulmuştur. Tin tanrısaldır, ölümsüzdür, gövdede kaldığı sürece geldiği özün ve yüce kaynağa, tanrısal evrene dönme özlemi içindedir. Gövde dağılır, kendini kuran öğelere ayrılır. İçinde insanın da bulunduğu tüm varlık evreni toprak, su, ateş ve yel gibi dört ilkeden kurulmuştur. Bu dört ilke yaratılmıştır, yaratıcı da Tanrı'dır. Tanrı, bu dört ilkeyi yarattıktan sonra, ayrı ayrı oranlarda birleştirerek varlık türlerinin oluşmasını sağlamıştır. İnsan sevgi yoluyla Tanrı'ya ulaşır, çünkü insanla Tanrı arasında özdeşlik vardır. Ancak, insanın bu madde evreninde bulunması, tinin tanrısal kaynaktan uzak kalması bir ayrılıktır. Bu ayrılık insanı, yaşamı boyunca Tanrı'yı düşünme, ona özlem duyma olaylarıyla karşı karşıya getirmiştir. Gerçekte insan-Tanrı-evren üçlüsü birlik içindedir, var olan yalnız Tanrı'dır, türlülük bir 'görünüş'tür. Çünkü Tanrı, kendi özü gereği, bütün varlık türlerini kapsar, her varlıkta yansır. Evreni kuran öğelerle insanın gövdesini oluşturan ilkeler özdeştir. Bu özdeşlik tanrısal tözün bütün varlık türlerinde, biçimlendirici bir öğe olarak bulunmasından dolayıdır. Tanrısal tözün nesnel varlıklarda bulunması bir 'yansıma' niteliğindedir, çünkü Tanrı yarattığı nesnede yansıyınca 'oluş' gerçekleşir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi insanda birleştirici, bütünleştirici bir eğilim niteliğindedir. Yunus Emre, sevgiyi Tanrı ve onun yarattığı tüm varlıklara karşı duyulan bir yakınlık, bir eğilim diye anlar. Sevginin ereği yüce Tanrı'ya ölümsüz olana kavuşmak, onun varlığında bütünlüğe ulaşmaktır. Tanrı insanla özdeş olduğundan kendini seven Tanrı'yı, Tanrı'yı seven kendini sever. Çünkü sevgi kendini başkasında, başkasını kendinde bulmaktır. Sevginin olmadığı yerde, öfke, kırgınlık, çözülme ve birbirinden kopukluk gibi olumsuz durumlar ortaya çıkar. Sevginin değerini yalnız seven bilir, sevmek de bir bilgelik, bir olgunluk işidir. Yeterince aydınlanmamış, Tanrı ışığından yoksun kalmış bir gönülde sevginin yeri yoktur. Bütün varlık türlerini birbirine bağlayan, onları tanrısal evrene yönelten sevgidir. Sevgi bir çıkar aracı olmadığından seven karşılık beklemez. Dost kişi gerçek seven kimsedir (âşık). Dost başka bir anlamda da Tanrı'dır, kişinin gönlünde ışıyan tözdür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunus Emre'de yaşamak tanrısal tözün bir yansıması olan evrende sevinç duymaktır. Çünkü, bütün varlık türlerinde Tanrı görünmektedir, bu nedenle severek, düşünerek yaşamayı bilen kimse her yerde Tanrı ile karşı karşıyadır. Yaşamak belli nesnelere bağlanmak, yalnız gelip geçici varlıkları edinmek için çırpınmak değildir. Böyle bir yaşama biçimi kişiyi tanrısal tözden uzaklaştırdığı gibi yetkinlikten, bilgelikten de yoksun kılar. Yunus Emre'nin dilinde bilge kişinin adı 'eren'dir. Eren barış içinde yaşamayı, bütün insanları kardeş görmeyi, kendini sevmeyeni bile sevmeyi bilen kişidir. Onun gönlü yalnız sevgiyle, dostluk duygularıyla doludur. Evreni bir tanrısal görünüş alanı olarak bildiğinden, erenin evrene karşı da sevgisi, saygısı vardır. Erenin gözünde insan bir küçük evrendir, büyük evren ise tanrısal tözün kuşattığı sonsuz varlık alanıdır. Eren olma aşamasına ulaşmış kişide erdem, alçakgönüllülük, eli açıklık, yetkinlik, olgunluk bir bütünlük içinde bulunur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüm tinin gövdeden ayrılıp tanrısal kaynağa dönmesiyle gerçekleşir. Bu nedenle ölüm tinle gövde arasında bir ayrılıktır. Gerçekte ölüm yoktur, tinin ölümsüzlüğe ulaşması, yüce kaynağa dönüşü vardır. Çünkü, bütün varlık türleri tanrısal tözün yansıması olduğundan, salt ölüm de söz konusu değildir. Ölümün bir başka anlamı da bilgiden, erdemden, yetkinlikten, sevgiden yoksun kalmaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunus Emre'nin şiirinde Yeni-Platonculuk'tan kaynaklanan Tasavvuf öğretisinin bütün sorunları bulunur. Bunlara yeni bir çözüm getirmez, Yeni-Platonculuk'un yöntemine dayanarak yorumlar ileri sürer. Bu nedenle onun şiiri Yeni-Platonculuk'un Türkçe açıklanışıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunus Emre'nin edebiyat tarihi bakımından, önemli bir yanı da Anadolu'da, Türkçe şiir dilinin öncüsü olması ve tasavvuf sorunlarını yalın, kolay anlaşılır bir dille söyleyişi nedeniyledir. Şiirlerinin ölçüsü, Türkçe'nin ses yapısına uymayan 'aruz' olmakla birlikte söyleyişi akıcı, sürükleyici bir nitelik taşır. Tasavvufun en güç anlaşılır kavramlarını, Türkçe'nin ses yapısına uygun biçimde dile getirir, şiirinde duygu ve düşünce birliğinden oluşan bir derinlik görülür. Yer yer yalın halk söyleyişine yaklaşan dilinde anlam-uyum bağlantısı bütüncül bir içerik taşır. Ona göre önemli olan bir sözü etkili biçimde söylemektir. Bu nedenle sözün boş bir kavram olmaması, bir varlık sorununu, bir düşünceyi dile getirmesi gerekir. İnsan ancak söz söyleme yetisiyle insandır, konuşan Tanrı durumundadır. Yunus Emre'de Türkçe, şiir dili olma yanında, düşünceyi içeren, açıklayan bir odak özelliği kazanmıştır.  &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;ESERLERİ &lt;br /&gt;Divan, (ö.s), 1943; Risaletü'n-Nushiye, (ö.s), 1965, ('Öğüt Kitapçığı').&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-3479789941987176878?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/3479789941987176878/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=3479789941987176878' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/3479789941987176878'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/3479789941987176878'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/yunus-emre-hayat.html' title='Yunus Emre Hayatı'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-2890422433736300052</id><published>2008-03-30T02:55:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T02:59:00.361-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yunus Emre Şiirleri'/><title type='text'>Yunus Emre'den 'GEL GİDELİM DOSTA GÖNÜL'Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;GEL GİDELİM DOSTA GÖNÜL &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir karardan durmayalım&lt;br /&gt;Gel gidelim dosta gönül&lt;br /&gt;Hasretinden yanmayalım&lt;br /&gt;Gel gidelim dosta gönül&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kılavuz ol gönül bana&lt;br /&gt;Gel gidelim yârdan yana&lt;br /&gt;Canım kurbandır canana&lt;br /&gt;Gel gidelim dosta gönül&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kara haberin almadan&lt;br /&gt;Can bedenden ayrılmadan&lt;br /&gt;Azrail bizi bulmadan&lt;br /&gt;Gel gidelim dosta gönül&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek murada varalım&lt;br /&gt;Yârin hatırın soralım&lt;br /&gt;Yunus Emre'yi alalım&lt;br /&gt;Gel gidelim dosta gönül&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Yunus Emre&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-2890422433736300052?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/2890422433736300052/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=2890422433736300052' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/2890422433736300052'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/2890422433736300052'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/yunus-emreden-gel-gidelim-dosta-gnliiri.html' title='Yunus Emre&apos;den &apos;GEL GİDELİM DOSTA GÖNÜL&apos;Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-6228820887632804689</id><published>2008-03-30T02:53:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T02:55:04.203-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yahya Kemal Beyatlı Hayatı'/><title type='text'>Yahya Kemal Beyatlı Hayatı</title><content type='html'>2 Aralık 1884 yılında Üsküp'te doğdu. Asıl adı Ahmed Agâh'tır. İlk öğrenimini İstanbul’da Vefa Lisesi’nde tamamladı. Paris’e giderek (1903) bir yıl bir kolejde Fransızca’sını ilerlettikten sonra Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne girdi. Dokuz yıl kaldığı Paris’ten döndükten (1912) sonra, İstanbul’da üniversitede çeşitli dersler okuttu (1915-1923), &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Urfa milletvekili oldu (1923); Varşova (1926), Madrid (1929) Ortaelçiliklerine atandı, Tekirdağ (1935-1942) ve İstanbul (1943-1946) milletvekilliklerinde bulundu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyükelçi olarak Pakistan’a gitti (1948), bir yıl sonra emekliye ayrılarak yurda döndü (1949). Rumelihisarı mezarlığında gömülü. Spor ve Sergi Sarayı civarındaki parka bir anıtı dikildi (1968) Kişiliğini Paris’te okurken ünlü tarihçi Albert Sorel’in derslerinden aldığı tarih zevkiyle, Fransız şairlerinin (Jean Moreas, Baudelaire, Verlaine, vb.) ölçü ve biçim güzelliklerinde buldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paris'te gidişi,sanat çevrelerinde kendini yetiştirdi. Paris öncesi Hamid ve Servet-i fünun şiiri etkisinden kendisini böylelikle kurtardı, klasik divan şiirimizi Batı şiirindeki bütünlük anlayışıyla ele aldı. Avrupa dönüşü Yeni Mecmua’da "bulunmuş sayfalar" başlığıyla yayımladığı gazel ve şarkılarla tanındı (1918). Bu neoklasik şiirler, onun çıkış noktasının Osmanlı tarih ve şiiri olduğunu gösterdiği gibi, sonradan yeni şekiller ve sade dille yazdıklarında da şairin genel olarak Osmanlı medeniyet ve kültürüne bağlı kaldığı görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onda tarih, vatan, millet ve İstanbul sevgisi, hep bu açıdan işlenir. Osmanlı medeniyeti yüzyıllar boyu en yüce eserlerini İstanbul’da yarattığı için, Yahya Kemal’deki İstanbul, Boğaziçi ve Türk musikisi hayranlığına, tabiat güzellikleri yanı sıra, tarih değerleri de girer. Duygu, düşünce ve hayali ustalıkla kaynaştıran şair, pek çoğuna hikaye karakteri verdiği lirik-epik şiirlerinin konularını aşk, tabiat, deniz, ölüm ve sonsuzluktan da alır. İç ahengi her şeyden üstün tutuşu, şiiri "musikiden başka türlü bir musiki" kabul edişi; "Ok" şiiri bir yana, bütün şiirlerini, bu ahengin sağlanmasına daha elverişli gördüğü aruzla yazmasına sebep oldu Yahya Kemal, şiirlerini, makale ve hikayelerini sağlığında kitaplarda toplamamış, eserleri dergilerde, dağınık kalmıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiir Kitapları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi Gök Kubbemiz (1961), Eski Şiirin Rüzgâriyle (1962), Rübailer ve Hayyam Rübailerini Türkçe Söyleyiş (1963)  &lt;br /&gt;Şüphesiz hepimizin onun satırlarınından bikaç cümle yer edinmiştir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-6228820887632804689?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/6228820887632804689/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=6228820887632804689' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/6228820887632804689'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/6228820887632804689'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/yahya-kemal-beyatl-hayat.html' title='Yahya Kemal Beyatlı Hayatı'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-8922664072923655591</id><published>2008-03-30T02:51:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T02:52:59.340-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yahya Kemal Beyatlı Şiirleri'/><title type='text'>Yahya Kemal Beyatlı'dan 'Vuslat' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;VUSLAT &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar,&lt;br /&gt;Ömrün bütün ikbalini vuslatta duyanlar,&lt;br /&gt;Bir hazzı tükenmez gece sanmakla zamanı,&lt;br /&gt;Görmezler ufuklarda, şafak söktüğü anı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördükleri ru'ya ezeli bahçedir aşka;&lt;br /&gt;Her mevsimi bir yaz ve esen ruzgarı başka.&lt;br /&gt;Bülbülden o eğlencede feryad işitilmez;&lt;br /&gt;Gül solmayı; mehtab, azalıp gitmeyi bilmez...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gök kubbesi her lahza, bütün gözlere mavi...&lt;br /&gt;Zenginler o cennette fakirlerle müsavi;&lt;br /&gt;Sevdaları hülyalı havuzlarda serinler,&lt;br /&gt;Sonsuz gibi, bir fiskiye ahengini dinler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ruh, o derin bahçede bir defa yaşarsa&lt;br /&gt;Boynunda O'nun kolları, koynunda O varsa,&lt;br /&gt;Dalmışsa O'nun saçlarının rayihasiyle,&lt;br /&gt;Sevmekteki efsunu duyar her nefesiyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıldızları, boydan boya doğmuş gibi, varlık&lt;br /&gt;Bir mucize halinde o gözlerdendir artık. &lt;br /&gt;Kanmaz, en uzun buseye, öptükçe susuzdur&lt;br /&gt;Zira, susatan zevk, o dudaklardakı tuzdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan ne yaratmışsa yaratmıştır o tuzdan...&lt;br /&gt;Bir sır gibidir azçok ilah olduğumuzdan.&lt;br /&gt;Onlar ki bu güller tutuşan bahçededirler.&lt;br /&gt;Bir gün nereden hangi tesadüfle gelirler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk, onları sevkettiği günlerde, kaderden&lt;br /&gt;Rüzgar gibi bir sevk alır, oldukları yerden.&lt;br /&gt;Geldikleri yol, ömrün ışıktan yoludur o!&lt;br /&gt;Alemde bir akşam ne semavi koşudur o!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dört atlı o gerdune, gelirken dolu dizgin,&lt;br /&gt;Sevmiş iki ruh ufku görürler daha engin,&lt;br /&gt;Simaları her lahza parıldar bu zeferle;&lt;br /&gt;Gök, her tarafından, donanır meş'alerle! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar,&lt;br /&gt;Varlıkta bütün zevki o cennette duyanlar&lt;br /&gt;Dunyayı unutmuş bulunurken o sularda,&lt;br /&gt;-Zalim saat ihmal edilen vakti çalar da-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir an uyanırlarsa leziz uykulardan,&lt;br /&gt;Baştanbaşa, heryer kesilir kapkara, zindan...&lt;br /&gt;Bir faciadır böyle bir alemde uyanmak...&lt;br /&gt;Günden güne, hicranla bunalmış gibi, yanmak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey tali! Ölümden ne beterdir bu karanlık!&lt;br /&gt;Ey aşk! O gönüller sana maloldular artık!&lt;br /&gt;Ey vuslat! O aşıkları efsuna ramet!&lt;br /&gt;Ey tatlı ve ulvi gece! Yıllarca devam et!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; YAHYA KEMAL BEYATLI&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-8922664072923655591?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/8922664072923655591/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=8922664072923655591' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/8922664072923655591'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/8922664072923655591'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/yahya-kemal-beyatldan-vuslat-iiri.html' title='Yahya Kemal Beyatlı&apos;dan &apos;Vuslat&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-9096320395364785361</id><published>2008-03-30T02:49:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T02:51:19.343-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ziya Gökalp Hayatı'/><title type='text'>Ziya Gökalp Hayatı</title><content type='html'>Ünlü fikir adamı ve şairlerimizden olan Ziya Gökalp, 1876'da Diyarbakır'da doğdu. II. Meşrutiyet'ten başlayarak Türkçülük akımının en büyük temsilcisi sıfatıyla Türk düşünce ve siyaset hayatını kuvvetle etkilemiş, Milli Edebiyat akımı içinde verdiği eserlerle Türk edebiyatının biçim ve dil yönünden yenileşmesini sağlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenimine Diyarbakır'da başlayan Ziya Gökalp, aynı şehirde Askeri Rüştiye'yi (1890) ve Askeri İdadi'yi bitirdi (1894). Ziya Gökalp, tıbbiyelilerin istibdata son vermek için kurdukları İhtilal Komitesine girmiş, okuldaki faaliyetleri ve okuduğu Fransızca kitapların zararlı sayılması yüzünden hapsedilmiştir. Diyarbakır Valisi Halit Bey'in yolsuzluklarına karşı mücadeleye girişen arkadaşlarıyla birlikte yasak yayın okudukları gerekçesiyle tutuklandı (1898). İstanbul'a döndükten sonra da okuldan uzaklaştırıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ziya Gökalp, hükümlülük süresi dolunca "Zaptiye Nezareti altında bulundurulmak üzere" Diyarbakır'a gönderildi. Burada Siyaset, felsefe ve tarih üstüne incelemeler yaparken, istibdat aleyhine gizli faaliyetlere de katıldı. Bölgede güvenliği sağlamak için kurulmuş Hamidiye alaylarının başındaki Milli aşiret reisi İbrahim Paşa'nın adının karıştığı soygun ve baskın olayları karşısında halkı direnmeğe ve eyleme yöneltti. Halk 3 gün süreyle telgrafhaneyi işgal etti (1905). İbrahim Paşa ve adamlarının cezalandırılması için saraya telgraflar çekildi. Üstelik, Avrupa ve Asya ülkeleri arasındaki haberleşmenin bağlantı noktası olan Diyarbakır telgrafhanesinin bu bağlantıyı kesmesi olayın daha da büyümesine yol açmış ve yabancı ülkeler saraya baskı yapmaya başlamıştı. Konuyu incelemek üzere İstanbul'dan Diyarbakır'a gönderilen soruşturma kurulu Hamidiye alaylarının bir süre sinmesini ve yolsuzluklara son vermesini sağladı. Ancak halkın yakınmasına yol açan yeni olaylar patlak verince, Ziya Gökalp ve arkadaşlarının önderliğinde halk yeniden telgrafhaneyi ele geçirdi. 11 gün süren bu ikinci işgal halkın kesin zaferiyle sonuçlanmış, hükümet İbrahim Paşa ve alaylarını bölgeden uzaklaştırmak zorunda kalmıştır (1907). Gökalp, ilk eseri olan Şaki İbrahim destanında bu olayı anlatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;II. Meşrutiyetin ilanından sonra, Ziya Gökalp'ın kurduğu gizli cemiyetin yerini Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti Diyarbakır Şubesi aldı. Partinin Diyarbakır, Van ve Bitlis örgütlerinin denetimiyle görevlendirilen Ziya Gökalp, bu dönemde Diyarbakır ve Peyman gazetelerine yazıyordu. 1909'da partinin Selanik'teki kongresine il temsilcisi olarak katıldı. Bir yıl İstanbul Darülfünunda psikoloji okuttuktan ve Diyarbakır maarif müfettişliği yaptıktan sonra, yeniden Selanik'e gitti. Katıldığı parti kongresinden sonra genel merkez üyeliğine seçildi. Burada Genç Kalemler, Yeni Felsefe, Rumeli gibi dergi ve gazetelerdeki yazılarıyla Türkçülük ve dilde sadeleşme hareketlerinin öncüleri arasında yer alan Gökalp, milli duyguları, tarih bilincini, bilime ve tekniğe değer veren düşünceyi her şeyin üstünde tutan şiirleriyle çevresini geniş ölçüde etkiliyordu. İttihat ve Terakki Genel Merkezi İstanbul'a taşınınca (1912), Gökalp da İstanbul'a yerleşti. O yıl Ergani madeninden Milletvekili seçildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Ocağı çevresindeki çalışmaları, Türk Yurdu ve kendi çıkardığı Yeni Mecmua (1917) gibi dergilerdeki yazıları, Türkçülük akımının ilkelerini saptayan ve çağdaş uygarlık karşısında yerli bir senteze varılmasını şart koşan önerileri (Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak 1918), Darülfünun'da okuttuğu toplumbilim dersleri, İttihat ve Terakki'nin yönetici kadrosu üzerindeki etkisiyle Ziya Gökalp, Mütarekeye (1919) kadar uzanan dönemin düşünce ve siyaset hayatına yön veren etkenlerin başında yer aldı. İstanbul'un işgali üzerine tutuklanarak iki yıl Malta'da sürgün kaldı (1919-1921). Döndükten sonra, Uelif ve Tercüme Heyeti başkanlığına getirileceği tarihe (1923) kadar Diyarbakır'da kaldı ve küçük Mecmuayı yayımladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1923'te Diyarbakır'dan milletvekili seçildi. Hakimiyeti Milliye, Yeni Gün, Cumhuriyet gazetelerinde makaleleri çıkıyordu. Altın ışık (1923), Türkçülüğün Esasları (1923), Türk Töresi (1923) gibi kitapları birbirini izliyordu. Cumhuriyet Halk Partisinin programını inceleyen ve yorumunu yapan Doğru Yol (1923) adlı incelemesini de yine bu dönemde kaleme aldı. O sıralar yazdığı Türk Medeniyet Tarihi ise ölümünden sonra yayımlandı (1926). Yine ölümünden sonra çeşitli gazete ve dergilerde çıkmış yazılarıyla mektupları çeşitli kitaplarda derlendi. Çınaraltı (1939), Fırka Nedir? (1947), Ziya Gökalp Diyor ki (1950). Ziya Gökalp'ın neşredilmemiş yedi eseri ve aile mektupları (1956), Ziya Gökalp'ın Yazarlık Hayatı (1956), Ziya Gökalp Külliyatı (1. Kitap şiirler ve halk masalları;1952, 2. kitap Limni ve Malta Mektupları;1965), Terbiyenin Sosyal ve Kültürel Temelleri (1973). 1924'te İstanbul'da öldü.Bir diğer usta şairimizdi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-9096320395364785361?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/9096320395364785361/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=9096320395364785361' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/9096320395364785361'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/9096320395364785361'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/ziya-gkalp-hayat.html' title='Ziya Gökalp Hayatı'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-4069051082159707823</id><published>2008-03-30T02:45:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T02:49:51.602-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ziya Gökalp Şiirleri'/><title type='text'>Ziya Gökalp'ten 'Vatan' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;VATAN &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey Türk, senin köyün hür bir yuvadır&lt;br /&gt;Çiftlik değil, yoktur beyi ağası&lt;br /&gt;Her köylünün var bir çifti tarlası,&lt;br /&gt;Öz evinde o hem bey hem ağa'dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç kimsenin yarıcısı rençberi&lt;br /&gt;Olmaz, ancak olur vatan askeri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ümmi değil, muallimsiz kalsa da&lt;br /&gt;İmamı yok, gene bilir dinini.&lt;br /&gt;Dost ve düşman kimdir, bilir dünyada,&lt;br /&gt;Doğru bulur... sevgisini kinini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ona cami, mektep, kitap yapınız.&lt;br /&gt;Emin kalır hudutta her kapımız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lakin ey Türk, bu mesut köy bitiyor!&lt;br /&gt;Mültezimin, faizcinin, tüccarın&lt;br /&gt;Pençesinde diyor beni kurtarın;&lt;br /&gt;Bu üç işi senden çabuk istiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaldır a'şar usülünü aç banka&lt;br /&gt;Yap her semtte bir ziraî sendika.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ziya Gökalp&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-4069051082159707823?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/4069051082159707823/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=4069051082159707823' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/4069051082159707823'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/4069051082159707823'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/ziya-gkalpten-vatan-iiri.html' title='Ziya Gökalp&apos;ten &apos;Vatan&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-2297629699378629956</id><published>2008-03-30T02:41:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T02:45:16.844-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sait Faik Abasıyanık Hayatı'/><title type='text'>Sait Faik Abasıyanık Hayatı</title><content type='html'>Hayatı  1906'da Adapazarı'nda doğmuştur. Tüccardan Mehmet Faik Bey'in oğludur. Asıl adı Mehmet Sait'tir. İlköğrenimini Adapazarı'nda Rehber-i Terakki Okulu'nda, ortaöğrenimini İstanbul Erkek Lisesi ve Bursa Lisesi'nde görmüştür. 1928-1930 yılları arasında İstanbul Üniversitesi,Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümü'nde okumuştur. Babasının isteği üzerine iktisat öğrenimi için İsviçre'ye gitmiş ancak hemen buradan edebiyat okumak üzere Fransa'ya geçmiş ve gerek doğal çevresi, gerek kültürel yapısıyla kendisine ilginç gelen Grenoble'da üç yıl kalmıştır (1931-1935). Grenoble'da sürdürdüğü dağınık yaşam tarzı nedeniyle babası onu geri çağırmış ve yüksek öğrenimini yarıda bırakarak yurda dönmüştür. Türkiye'ye dönünce babasının yanında ticaretle uğraşmayı denemiş, başarılı olamamıştır. Kısa bir süre için Haber Gazetesi'nin adliye muhabirliğini yapmıştır. Sadece yazılarıyla uğraşmaya karar vermiştir. Babasının ölümünden sonra (1939) onun bıraktığı gelirle annesiyle Burgaz Adası'ndaki evinde yaşamıştır. Hayatında yazmaya ara verdiği üç dönem olmuştur. Birincisi 1939'da babasının ölümü, ikincisi 1946'da kendisine siroz teşhisi konması, üçüncüsü ise 1951'de Kayıp Aranıyor romanının toplatılması olmuştur. 1953 yılında Amerika'daki Mark Twain derneğine onur üyesi seçilmiştir. 1954 yılında İstanbul'da, şimdi müze olan Burgaz adasındaki evinde (Sait Faik Müzesi) siroz hastalığından hayata gözlerini yummuştur. Annesi ölümünden sonra bu evi Darüşşafaka Lisesi'ne bağışlamıştır. Ölümünden sonra anısını yaşatmak için annesi tarafından adına bir öykü ödülü (Sait Faik Hikaye Armağanı) konmuştur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Öyküleri  İstanbul'un eski hayatını anlatan hikayelerinde, geleneksel öykü kalıplarını kırarak, konu ve olaylardan çok, kısa zaman parçalarındaki dramı büyük başarıyla yansıtan hikayeleriyle tanındı. Ayrıca tüm dünyada bilinen Maupassant ve Çehov tarzı hikayenin yanına Sait Faik tarzını da eklemeyi başarmıştır. Ona asıl ününü getiren Burgaz adasından ve çevresinden kaynaklanan Rum balıkçıları, denizi, deniz kuşlarını, balıkları, doğayı konu edinen hikayeleri oldu. Ayrıca, şiirleri, röportajları ve bir de roman vardır. Abasıyanık, Türk Edebiyatında durum öyküsünün en önemli temsilcilerinden olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öykülerinde kişiler, ait oldukları toplumsal sınıf ve tabakaya bakılmaksızın toplumdan ve doğadan soyutlanmış karakterler değildir. Sait Faik, öyküsüne temel teşkil eden temayı, indirgemekten özenle kaçınır. Konuyla ilişkisi olan insanı yaşatacak öğeleri bulup çıkarmaya çalışır. Öykülerinde, toplumun değişik kesimlerinden insanları (kasaba eşrafı, küçük burjuvaları, balıkçıları, emekçileri) birer birey olarak yaşamın gerçekliği içinde sunar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eserlerinde toplumun alt kesiminde bulunan insanların olumlu özellikleri ön plana çıkarken, zenginler, çıkarcılar ve üst kesimden insanlar genellikle olumsuz nitelikler taşırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Yapıtları  &lt;br /&gt; Öykü  [değiştir]Semaver, 1936, Remzi Kitabevi &lt;br /&gt;Sarnıç, 1939 , Çığır Kitabevi &lt;br /&gt;Şahmerdan, 1940,Çığır Kitabevi &lt;br /&gt;Lüzumsuz Adam, 1948, Varlık Yayınları &lt;br /&gt;Mahalle Kahvesi, 1950, Varlık Yayınları &lt;br /&gt;Havada Bulut, 1951, Varlık Yayınları &lt;br /&gt;Kumpanya, 1951, Varlık Yayınları &lt;br /&gt;Havuz Başı, 1951, Varlık Yayınları &lt;br /&gt;Son Kuşlar, 1952, Varlık Yayınları &lt;br /&gt;Alemdağda Var Bir Yılan, 1954, Varlık Yayınları &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Şiir  Şimdi Sevişme Vakti, 1953, Yenilik Yayınları &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Roman Medar-ı Maişet Motoru, 1944 (İkinci Baskısı Birtakım İnsanlar adı ile 1952,Yokuş Kitabevi &lt;br /&gt;Kayıp Aranıyor, 1953, Varlık Yayınları&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-2297629699378629956?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/2297629699378629956/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=2297629699378629956' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/2297629699378629956'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/2297629699378629956'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/sait-faik-abasyank-hayat.html' title='Sait Faik Abasıyanık Hayatı'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-6077676385260253922</id><published>2008-03-30T02:40:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T02:41:52.087-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sait Faik Abasıyanık Şiirleri'/><title type='text'>Sait Faik Abasıyanık'tan 'MEKTUP'^Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;MEKTUP &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vapurun dümen yerinde çaldığım ıslık&lt;br /&gt;Yağmurlu güvertedeki türküm&lt;br /&gt;Sana yaklaşmaya vesiledir&lt;br /&gt;Yoksa canım, seni unutmak için değil.&lt;br /&gt;Senden sonra ancak anlaşılır&lt;br /&gt;İnsanoğluna öğretilen yalanlar.&lt;br /&gt;Senden sonra anlaşılır ancak&lt;br /&gt;Boşluğu herşeyin.&lt;br /&gt;Seninle beraberdir dolu kadehler&lt;br /&gt;Şaraplar seninle aziz&lt;br /&gt;Cigaralar seninle tüter&lt;br /&gt;Ocaklar seninle yanar&lt;br /&gt;Yemekler seninle yenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;II&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senden bahis açılmadıkça susmak isterim&lt;br /&gt;Senden bahis açılmaya vesiledir.&lt;br /&gt;Kınalıada, vapur, deniz, yunus&lt;br /&gt;Şimdiye kadar neden gökyüzü değildi&lt;br /&gt;Niye böyle oldu&lt;br /&gt;Neden kitapları severdim?&lt;br /&gt;Bu şehirde ikimiz birden nefes alıyoruz&lt;br /&gt;Yoksa neye yarardı bu garip şehir?&lt;br /&gt;Burada senin doğduğun bana malumdur&lt;br /&gt;Yoksa sever miydim minareleri&lt;br /&gt;Süleymaniye'yi?&lt;br /&gt;Sen gavur olduğun halde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Sait Faik Abasıyanık&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-6077676385260253922?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/6077676385260253922/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=6077676385260253922' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/6077676385260253922'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/6077676385260253922'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/sait-faik-abasyanktan-mektupiiri.html' title='Sait Faik Abasıyanık&apos;tan &apos;MEKTUP&apos;^Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-1864047079624699189</id><published>2008-03-30T02:38:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T02:40:04.685-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sezai Karakoç Hayatı'/><title type='text'>Sezai Karakoç Hayatı</title><content type='html'>Sezai Karakoç, 1933 yılında Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde dünyaya gelir. Babası Yasin Efendi’nin koyduğu isim Muhammed Sezai’dir. Nüfus kayıtlarında Ahmet Sezai olarak geçer. Dedeleri, Ergani ve yöresinde oldukça etkin kişilerdendir. Babasının babası Hüseyin efendi, Plevne savaşına katılmış; Gazi Osman Paşa’nın takdirini kazanmıştır. Aile Leventoğulları olarak anılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şairin çocukluğu Ergani, Maden ve Dicle ilçelerinde geçer. Altı yaşında ilkokula başlar ve 1944’te Ergani’de ilkokulu tamamlar. Maraş ortaokuluna parasız yatılı öğrenci olarak kayıt yaptırır.1947 de burayı bitirerek Gaziantep’te yine parasız yatılı lise öğrenimine başlar. Gaziantep lisesinden 1950’de mezun olur. Felsefe okumak istediği için İstanbul’a gider. Fakat babasının arzusu ilahiyat fakültesidir. Kendi parasıyla okuyamayacağını anlayınca, o zaman parasız yatılı kısmı bulunan Siyasal Bilgiler Fakültesi sınavına girer. Sınav sonuçlarını beklerken de Felsefe bölümüne kayıt yaptırır. Eğer sınavı kazanmazsa felsefe eğitimi yapacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesini kazanarak başladığı yüksek öğrenimini, 1955’te fakültenin mali şubesinden mezuniyetle tamamlar. Pek çok resmi görevde bulunur. Görevi icabı Anadolu’yu çok gezer ve birçok il, ilçeyi inceleme, tanıma fırsatı bulur. 1960-1961 yıllarında yedek subay olarak askerlik görevini yerine getirdikten sonra görevine kaldığı yerden devam eder. 1965’ten 1973’e kadar birçok kez istifa eder. 1973’ten bu yana da hiçbir resmi görev almaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurucusu bulunduğu ‘Diriliş Yayınları’ ve ‘Diriliş Dergisi’ ile İstanbul’da hizmete devam eder. 1990 yılında ‘Güller Açan Gül Ağacı’ Amblemiyle Diriliş Partisini (DİRİ-P) kurar. Yedi yıl Partinin Genel Başkanlığını yürütür. Ancak 1997’de iki genel seçime girmedi gerekçesiyle parti kapatılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet, millet ve medeniyet kavramlarına farklı boyutlarda anlam yükleyen Sezai Karakoç’un kırkbir yıllık ‘Diriliş’ doktrini etrafında düşünsel alanda bir Diriliş Nesli oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiir, sanat ve düşünce ile yüklü hayatına, çilesine, duygu ve duyarlıklarına değinmek çok da kolay değil. Bunun için büyük bir çalışma gerekir. Kısaca, ‘şiir üslubu bakımından, az çok İkinci Yeni’ye yakın sayılsa da, şiirinde işlediği temalar, inandığı değerler bakımından şiirimizde yeni ve değişik bir sestir’ demek mümkün. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiir Kitapları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Körfez (1959), Şahdamar (1962), Hızır'la Kırk Saat (1967), Sesler (1968), Taha'nın Kitabı (1968), Kıyamet Asisi (1968), Mağara ve Işık (düzyazı şiirler, 1969), Gül Muştusu (1969), Zamana Adanmış Sözler (1970), Ayinler (1977), Leyla ile Mecnun (1981), Ateş Dansı (1987)...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-1864047079624699189?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/1864047079624699189/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=1864047079624699189' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/1864047079624699189'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/1864047079624699189'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/sezai-karako-hayat.html' title='Sezai Karakoç Hayatı'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-8539163968260363095</id><published>2008-03-30T02:34:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T02:38:37.368-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sezai Karakoç Şiirleri'/><title type='text'>Sezai Karakoç 'tan inci Dakikaları' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;İNCİ DAKİKALARI &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen bana yeni yılsın her dakika &lt;br /&gt;Her dakika bir yaşıma daha giriyorum &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen benim üstüne titrediğim güzel ve yeni &lt;br /&gt;Saatim kadar saadetimin gözbebeği zamansın &lt;br /&gt;Ben bin parçaya bölündüm her parçasında &lt;br /&gt;Her parçasındayım kırkayak sesli boğuk arkadaşlığın &lt;br /&gt;Çalkantısız Üniversitenin yalnızlığın ve ağlamanın &lt;br /&gt;Erkek ağlar mı diyeceksin &lt;br /&gt;Hayberin kapısı ağlar mı erkek ağlar mı &lt;br /&gt;Ben yel gibi erkekler ağlar diyorum &lt;br /&gt;Bir dakika ağlar yılbaşı dakikasında &lt;br /&gt;Daha gözlerimin gerçek yaşları belirmeden &lt;br /&gt;Ağlamak diye bir şey yoktur diye bir şey &lt;br /&gt;Yüzme bilmeyen bir uyurgezer yüzer ya &lt;br /&gt;Çürük ve havada asılı tahtalar üstünde &lt;br /&gt;Hafif kedi ayaklarıyla yürür gerçekten yürür ya &lt;br /&gt;Sen benim ağlamamı erkeklığıme &lt;br /&gt;Uyanan ölmeyen yenilenen &lt;br /&gt;Azgın kışlar içinde keskin baharlar bulan &lt;br /&gt;Seni bulan yeniden bulan tekrar tekrar bulan erkekliğime say &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bir yıl bütün bir yaşama boyu &lt;br /&gt;Gizli heybelere binbir gece eşyası doldurduğuma say &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben otomobilleri böylesine yankısız sağır komam &lt;br /&gt;Öyle bir isyan şiiri var ki ben onu yakalayacağım &lt;br /&gt;Bu yunan şehrinin düzenini öper ve yalvarırım &lt;br /&gt;Şehrin ölümünü yanlış anlama &lt;br /&gt;Gözleri kör oldu doğrudur ama o kadar &lt;br /&gt;Ve şehrin gözlerini geri verme dakikalarıdır bu yılgın çanlar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senin odan günışığı en güzel müzik bana &lt;br /&gt;Farklılıklar odası &lt;br /&gt;Giden tren buharları içinde örümcek ağı &lt;br /&gt;Sen güzel örümcek ağı yaşamakla yaşamamak &lt;br /&gt;Doğduğumuz şüpheyle öldüğümüz şüphe arasına gerilmiş &lt;br /&gt;Garip bulut farklı müzik güzel örümcek ağı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bir yabancı buğunun kokusunu alıyorum &lt;br /&gt;Bu kokuyu alıyorsam onulmaz kıskançlık yaramdandır &lt;br /&gt;Benim garipliğime bakma benim kıskançlığıma bakma benim &lt;br /&gt;İncilerin ilk gerçek ve yeni yorumunu bulur gibi oluyorum &lt;br /&gt;Bu inciler denizlerin en karanlık noktalarında bile yoktur &lt;br /&gt;Benim ak ve kara kayalar içinde bulduğum inciler &lt;br /&gt;Bu inciler sen olmasan bende bile yoktur &lt;br /&gt;Oldukları yerde bile&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; SEZAİ KARAKOÇ&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-8539163968260363095?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/8539163968260363095/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=8539163968260363095' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/8539163968260363095'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/8539163968260363095'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/sezai-karako-tan-inci-dakikalar-iiri.html' title='Sezai Karakoç &apos;tan inci Dakikaları&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-7586850645385332985</id><published>2008-03-30T02:33:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T02:34:49.753-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Necati Cumali Hayatı'/><title type='text'>Necati Cumali Hayatı</title><content type='html'>Necati Cumalı, 13 ocak 1921'de, şu an Kuzey Yunanistan'da bulunan güney Makedonya kasabası Florina'da doğdu. 1922 yılında, Batı Trakya dışındaki tüm Yunanistan'da yaşayan türkler gibi, Türkiye'ye göç etmek zorunda kaldı ailesi. Florina'da hatırlayabileceği bir hayatı olmamasına rağmen, cumalı anne ve babasından uzun uzun dinlediği makedonya hikayelerini, ailesinin geçmişini, önce notlar alarak yazıya döktü, bölgeye yaptığı bir kaç gezi sonrasında da iki kitabında o zamanları anlattı. Bunlardan makedonya 1900, babasının ağzından Florina ve çevresinin, kendi ailesinin ve dönemin anlatıldığı bir hikaye kitabı. Daha sonra filme de çekilen Dila Hanım uzun hikayesi de bu kitabın içinde yer alıyor. Makedon geçmişi ile ilgili yazdığı ikinci kitap ise, babasının dayısının oğlu olan Zülfikar bey'in hayatını anlattığı romanı viran dağlar. Ayrıca daha çok annesinin anlattığı hikayelere dayanarak hazırladığı kaylar adlı bir eseri daha olduğu biliniyor, ancak bu kitap henüz basılmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necati Cumalı'nın ailesi, mübadele sonrasında İzmir'in Urla kasabasına yerleşti. Cumalı ilkokul yıllarını Urla'da geçirdi. Daha sonra İzmir'de yatılı okurken ve üniversite yılllarının yaz aylarını yine Urla'da, ya kasabada, ya da Urla'ya yakın çiftlik evinde geçirdi. Ankara'da hukuk egitimini tamamladıktan bir süre sonra, 1948-1957 yılları arasında urla ve izmir'de avukatlık da yaptı. bu nedenle Urla ve çevresi, biraz daha genişletirsek, Ege bölgesi, Cumalı'nın eserlerinde belirleyici bir unsur olarak yer aldı. Özellikle tütün emekçilerini anlattığı roman üçlemesi ("tütün üçlemesi" olarak nitelendirebileceğimiz tütün zamanı/zeliş, yağmurlar ve topraklar, acı tütün) ve filme çekilip Türkiye'ye ilk uluslararası sinema ödülünü kazandıran susuz yaz, hep Ege topraklarında yaşam mücadelesi veren halkın hayatlarını yansıttı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necati Cumalı, biraz da ailesini mutlu etmek için hukuk eğitimi almış olmasına rağmen her zaman edebiyatla içiçe oldu. eğitimiyle bağlantılı olarak avukatlık ve savcılık yapmış olsa da, başka işlere de yöneldi ve hep yazmaya devam etti. Hayatının iki kısa döneminde Paris'te, bir döneminde de İsrail'de bulundu. Berin Hanımla 1960 yılında evlendi, 6-7 yıl sonra da boşandı. ancak hep yakın oldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumalı 1970 yılında İstanbul'a taşındı ve sonrasında tüm vaktini yazmaya ayırdı. Kendi deyimiyle, 1963 yılından itibaren de hayatını yazarak kazanmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldığı davetlere cevap vererek Yugoslavya, Bulgaristan, ABD., Sovyetler Birligi, İran, Yunanistan, Çekoslavakya'da bulundu. Haziran 1998'de kanser ameliyatı oldu. 10 ocak 2001'de İstanbul'da aramızdan ayrıldı, 12 ocak gunu istanbul zincirlikuyu mezarlığında toprağa verildi. 21 nisan 2001'de, çok sevdigi Urla'daki evi, kültür bakanlığı'nca anı evi olarak açıldı. 12 ocak 2002'de beşiktaş, Vişnezade Parkı’ndaki şairler sofrasındaki heykeli dostlarının katılımında törenle açıldı. Kendisi, bu heykeli hakkında ölümünden önce, Beşiktaş belediye başkanınca bilgilendirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanatı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necati Cumalı, edebiyat'ın bir çok dalında eser vermiş üretken bir yazardı. Onun en belirleyici özellikleri, dili çok sade ama çok etkileyici kuillanabilmesi, hayatı ve gerçek insanları eserlerinin içine oldukları gibi yansıtabilmesiydi. Ulusal bir edebiyata inanan, yerel değerleri her zaman el üstünde tutan, öz kültür ve dilden asla ödün vermeyen ve belki de en önemlisi, anlaşılır olmayı her zaman kendine amaç edinmiş bir yazardı. Hatta analaşılır olmaya verdiği önemi, bazı eserlerinde açıkça da belirtmiştir. Örneğin zeliş (1971) romanında çarpıcı, biraz da ironik bir biçimde dile getirir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“sadık efendi dilekçeyi yüksek sesle okudu. Dördü de cümlelerin kuruluşundan bir anlam çıkaramadıkları, çoğu kelimeleri hayatlarında ilk defa duydukları hâlde, dilekçeyi pek beğendiler. Bizde beğenilecek her yazının anlaşılmaz olması öteden beri asıl olduğuna göre, onların bu davranışına hiç şaşmamak lâzım! Toplumumuz sadık efendinin dilekçesine gelinceye kadar, anlaşılmaz sözleriyle bütün edebiyat jürilerini, bütün ünlü eleştirmecileri hayran eden nice sayısız şairler, nice büyük yazarlar yetiştirmiştir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Romanları, iyi kurulmuş; sağlam gözlemlere, gerçek hayatın dinamizmini taşıyan gerçekçi tasvirlere sahip; yerel renkliliği ve yerli unsurları içtenlik ve sadelikle yansıtmasıyla kendi insanımızı bulduğumuz gerçekten bizim olan romanlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiirleri de aynı duruluk ve hayatın içindenliğe sahiptir. Garip akımıyla aynı yıllarda şiire başlamasına ve garipçilerle yakın dost olmasına rağmen, şiirinde farklı bir yönde ilerlemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürekli umudu besleyen insanlık çizgisi ekseninde, Garip ve 1940 kuşağı etkilerini yalın ve aydınlık bir duyarlık potasında eriterek kendine özgü lirik şiirler yazdı. Şiirlerindeki konular bireyin güncel kaygıları, sevileri, sevinç ve özlemleri, ayrılık ve acıları, barış, doğa sevgisi ile birlikte çağın sorunlarıdır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilde yalınlıktan yana oluşunu çok açık ifade eder Cumalı: Stendhal’ı bu konuda örnek aldığını söyler. ve bir çok kez yazmadan önce tevrat okuduğunu, tevrat'taki duru dilin ve hikaye anlatımını edebi olarak yüceltir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üretken bir yazar olan Cumalı’nın çok sayıda öyküsü, Yalnız kadın (1955), Değişik gözle (1956), Susuz yaz (1962), Ay Büyürken Uyuyamam (1969), Makedonya 1900 (1976), Kente İnen Kaplanlar (1976), Revizyonist (1979) başlıklı kitaplarda toplanmıştır. Geleneksel öykü kalıplarını kullanmakla birlikte yazar, son yıllarında kaleme aldığı öykülerde olaydan çok ayrıntılarda yoğunlaşarak bu tavrını biraz değiştirir. Kişileri, romanlarında olduğu gibi çoğu Urla yöresinin insanlarıdır (makedonya kökenlerine döndüğü makedonya 1900 ve viran dağlar'ı ayrı tutarak). kadın erkek ilişkileri, cinsellik öykülerinde başlıca tema olarak öne çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necati Cumalı’nın bir edebiyat adamı olarak belki de en ilginç yönü tiyatro yazarlığıdır. “bir yazar halkının sosyal, ekonomik sorunlarına, mutluluk arayışına yaklaştığı, kendini aralarından biri olarak gördüğü oranda ulusallaşır” diyen Necati Cumalı, diğer eserlerinde olduğu gibi oyunlarını yazarken de bu anlayışa bağlı kalmıştır. Konularını yerli kaynaklardan alarak tamamen yerli unsurları kullanmıştır. Tiyatromuzda yabancı oyunların egemenliği karşısında durarak ulusal tiyatromuzun gelişimine hizmet etmiştir. Oyunlar başlıklı altı kitapta toplanan oyunları içinde en ünlüleri Boş beşik (1949), Mine (1959), Nalınlar (1962), Derya gülü (1963), Ezik otlar (1969), Vur emri (1969)dir. Birçok dile çevrilen, yurt dışında temsil edilen bu eserler, evrensel olmanın yolunun öncelikle ulusal olmaktan geçtiğini vurgulamaktadır. 1963’te oyunlaştırdığı Reşat Nuri Güntekin’in Çalıkuşu romanı ise başarılı bir uyarlama olarak üzerinde durulması gereken bir eserdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niçin aşk (1971), Senin İçin Ey Demokrasi (1976), Etiler Mektupları (1982), Niçin Af (1989), Şiddet Ruhu (1990), Ulus Olmak: Atatürk Denemeleri (1995) adlı kitaplarda denemelerini, Yeşil Bir At Sırtında (1991) kitabında günlük notlarını toplamıştır. Çevirileri, inceleme yazıları da bulunan Necati Cumalı, Uç Minik Serçem adlı bir de çocuk romanı yazmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ödülleri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1968 yılında Yağmurlu Deniz adlı şiir kitabıyla tdk şiir ödülünü; Değişik Gözle adlı kitabıyla 1957 ve Makedonya 1900 kitabıyla 1977 Sait Faik Hikâye Ödüllerini; Dün Neredeydiniz? adlı oyunu ile 1981 kültür bakanlığı tiyatro ödülünü; bütün şiirlerini topladığı Tufandan Önce ile 1984 Yeditepe şiir ödülünü; Viran Dağlar romanı ile 1995 Orhan Kemal roman ödülü ile Yunus Nadi roman ödülünü aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fikirleri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necati Cumalı, her şeyden önce, Cumhuriyet'in ilk kuşağını oluşturmuş, cumhuriyet ve ulus olmanın ilk heyecanlarını, en saf şetkiyde yaşamış ve bunlara inanmış bir kuşağın temsilcisiydi. Kendi sözleriyle aktarmak gerekirse:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bizler, çelişkili koşulların yaşamını bölük pörçük, parça parça ettiği bir kuşağız. Benim çocukluk yıllarımda, toplumda egemen olan değer ölçüleri ile ekmeğimizi kazanmaya kazanmaya başladığımız yıllarda ağır basan değer ölçüleri, çelişkili bir değişiklik gösterdi. Toplum bize verdiği vaatleri tutmadı. Kişiliğimin biçimlenmeye başladığı otuzlu yıllarda, ülkemizde yaşamayı güzelleştiren geleceğe dönük inançlar geçerliydi. Yurdumuzun daha mutlu yarınlara kavuşmasına katkıda bulunmak yürekleri ısıtan bir tutumdu. kırklı yıllarda birden kendimizi kararan gökler altında bulduk. Ekmeğimizi kazanmaya başlamamızla birlikte enflasyonun yükü altında kaldık, Oktay Akbal'ın deyimiyle önce ekmekler bozuldu. lokmalarımız ufaldı. Özel yaşayışımızı düzene koymamız zorlaştı, evlenmek, ev açmak, ekmeğimizi güven altına almak, çözülmesi güç sorunlar oldu. öte yandan delikanlılık çağında inançla bağlandığımız cumhuriyetçi, halkçı, devrimci görüşler karalandı, bizler kötü gözle görülen, istenilmeyen kişiler durumuna düşürüldük. ben bu kuşağın çilesini yaşadım. Sadece toplumsal şiirlerimle değil, yıkılan aşkları, yürek burukluğu ili de kuşağımın duygularının sözcüsü olmaya çalıştım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve tabi ki Cumalı, gerçek anlamda bir Atatürkçüydü. hatta bence Atatürk'ü en iyi anlayan, en iyi anlatan insanlardan biriydi. Özel olarak kendine yakın hissettiği Mustafa Kemal'e (Mustafa Kemal, Cumalı'nın ailesi gibi güney Makedonyalıdır) sadece duygusal olarak yaklaşmamıştır. Bir çok inceleme ve deneme yazısında Mustafa Kemal'in hayatını ve tüm mücadelesini bir aydın gözüyle yorumlamıştır. 'Ulus Olmak' adlı deneme kitabında 1961 yılından başlayarak değişik gazeteler için kaleme aldığı yazıları derlenmiştir, ilgisi olan için kaynak bir kitap niteliğindedir. Ayrıca bu kitapta da yer alan 'Atatürk'ü Karşılama'sını anlatan bölüm, Mustafa Kemal'in bu ülke insanları için zamanında ne ifade ettiğini çok iyi yansıtır. Zaten Cumalı, kitaptaki diğer yazılarında zaman içinde Atatürk'ün nasıl içi boşaltılmış bir simge haline getirilip 'biz Atatürkçüyüz' diyenler tarafından ihanete uğratıldığını, tüm devrimlerinin altının boşaltıldığını anlatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumalı, bir devrimcidir. Cumhuriyet devrimlerine gönülden inanmış ve bağlı bir insandır. Bu nedenle Atatürk'ün ölümünden sonra ve özellikle de çok partili sistem ilebaşlayan yozlaşmaya karşı durur. Ulusal devrimciliğini her zaman canlı tutar. Türkiye İşçi Partisi'ni destekler 60'lı yılların sonunda,.ve hayatı boyunca inanmış bir sosyalist olarak yaşar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulusal kimliğinin yanında, necati cumalı için rahatça Balkanlı bir yazar da denebilir. Kendi kökenlerinin de ait olduğu balkanlarda yaşanan politik karışıklıklar, her zaman Cumalı’yı üzmüştür. Birbirlerine kültürel olarak çok benzer olan ve yüzyıllarca birlikte yaşayabilmiş halkların yakınlığını vurgular bir çok eserinde. bu açıdan Cumalı’nın adını kazancakis, İvo Andriç, Panait İstrati gibi yazarlarla yanyana anmak gerekir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-7586850645385332985?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/7586850645385332985/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=7586850645385332985' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/7586850645385332985'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/7586850645385332985'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/necati-cumali-hayat.html' title='Necati Cumali Hayatı'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-3634507772912322972</id><published>2008-03-30T02:31:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T02:33:31.024-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Necati Cumali Şiirleri'/><title type='text'>Necati Cumali den 'Şiirin Attıkları' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;ŞİİRİN ATTIKLARI &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I. U z u n B i r A r a d a n S o n r a&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun bir aradan sonra&lt;br /&gt;İlk şiirimi yazdım bitirdim&lt;br /&gt;Elim ayağım kırık kesik&lt;br /&gt;Uzun bir hastalıktı geçirdiğim&lt;br /&gt;Gömleğim yırtık alt yanım çıplak&lt;br /&gt;Sokağa çıkmış kadar ürkeğim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;II. Ş i i r l e r i m B e n i m&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiirlerim benim&lt;br /&gt;Doğuştan yetimlerim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;III. E l Y o r d a m ı d ı r Ş i i r . . .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;El yordamıdır şiir&lt;br /&gt;Büyük Homer elinde lir&lt;br /&gt;Gör ulu ağaçlar arasında bir bir&lt;br /&gt;Kır perilerinin dans ettiği alanları&lt;br /&gt;Geyiklerin su içtiği pınarların yerini&lt;br /&gt;Dağların ardını denizlerin dibini&lt;br /&gt;Tellerine dokunmakla bilirdi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parmakları öyle ince antenlerdi ki&lt;br /&gt;Bir daha eşine varılamadı&lt;br /&gt;O yüzden kör kaldı adı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IV. U l y s s e G i b i . . .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun bir yoldan geldin çocuk&lt;br /&gt;Kale kapısı önünde atından indin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deste deste güllerin vardı tomurcuk&lt;br /&gt;İncik boncuk doluydu heybelerin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşün başlamadan önce aklındaki yolculuk&lt;br /&gt;Haritada ince bir çizgiden başka neydi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okuduğun tüm kitaplarda satırlar soluk&lt;br /&gt;Şiiri yazmadan önce doğruyu kim bilirdi ki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllanmış kentler eski kemerler geçtin&lt;br /&gt;Tattın denizlerin tuzunu ormanların serinliğini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ansı bir gün mısır serptiğin güvercinleri&lt;br /&gt;Nasıl mutluydun ölümsüzdün cömerttin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toz toprak üstün başın gözlerin ışık&lt;br /&gt;Sesin bir yağmur hışırtısıdır şimdi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun bir geceden dönen bilge Ulysse gibi&lt;br /&gt;Gerçeğin buruk tadına erdin bitirdin şiirini...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;V. Ş i i r i n A t t ı k l a r ı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biten bir şiirin ardından&lt;br /&gt;Yenmiş içilmiş portakallardan&lt;br /&gt;Kalan kabuk gibi posa gibisin&lt;br /&gt;Söyle o güneşleri ne ettin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bungun dolanırken boş kıyıda&lt;br /&gt;En çok kendine düşman&lt;br /&gt;Sensin ayaklara bulanan katran&lt;br /&gt;Batan gemiden kurtulan tahta...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Necati Cumalı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-3634507772912322972?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/3634507772912322972/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=3634507772912322972' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/3634507772912322972'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/3634507772912322972'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/necati-cumali-den-iirin-attklar-iiri.html' title='Necati Cumali den &apos;Şiirin Attıkları&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-1558063523740739613</id><published>2008-03-30T02:30:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T03:40:18.090-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='N.Fazıl Kısakürek Hayatı'/><title type='text'>NECİP FAZIL KISAKÜREK Hayatı</title><content type='html'>26 Mayıs 1905'te İstanbul'da doğdu. Çocukluğu, büyük babasının İstanbul Çemberlitaş'taki konağında geçti. İlk ve orta öğrenimini Amerikan ve Fransız Kolejleri ile Bahriye Mektebi'nde (Askeri Deniz Lisesi) tamamladı. Lisedeki hocaları arasında Yahya Kemal, Ahmet Hamdi(Akseki), İbrahim Aski gibi isimler vardı. Necip Fazıl hocalarından en çok İbrahim Aski'nin etkisinde kalmıştır. Tasavvufla ilk tanışması da hocası İbrahim Aski'nin verdiği kitaplarla olmuştur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip Fazıl Kısakürek, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü bitirdikten (1924) sonra, Milli Eğitim Bakanlığı bursu ile gönderildiği Fransa'da, Sorbonne Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde okudu. Türkiye'ye dönüşünde Hollanda, Osmanlı ve İş Bankalarında müfettiş ve muhasebe müdürü olarak çalıştı. Robert Kolej, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi, Ankara Devlet Konservatuarı, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde ders verdi(1939-43). Sonraki yıllarında edebiyata yönelerek fikir ve sanat çalışmaları dışında başka bir işle meşgul olmadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip Fazıl, annesinin arzusuyla şair olmak istedi (bunu düşündüğünde henüz 12 yaşındaydı) ve ilk şiirleri Yeni Mecmua'da yayımlandı. Milli Mecmua, Anadolu, Varlık ve Yeni Hayat dergilerinde çıkan şiirleriyle kendinden söz ettirmeyi başardı. Daha sonra Paris'e gitti ve dönüşünde yayımladığı Örümcek Ağı ve Kaldırımlar adlı şiir kitaplarıyla edebiyat dünyasında patlama yaptı. Necip Fazıl bu eserleriyle genç yaşta şöhreti yakalayarak, çağdaşı şairlerin önüne çıkmayı başardı. Edebiyat çevrelerinde hayranlık aynı zamanda heyecan uyandırdı. 1932'de Ben ve Ötesi adlı şiir kitabını çıkardığında henüz otuz yaşına basmamıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip Fazıl için 1934 yılı hayatının dönüm noktası oldu. Çünkü hayat felsefesinin değişmesine neden olan ve Beyoğlu Ağa Camii'nde vaaz vermekte olan Abdülhakim Arvasi ile bu dönemde tanıştı. Ve bu kişiden bir daha kopmadı. Necip Fazıl'ın, üstün bir ahlak felsefesini savunduğu tiyatro eserlerini birbiri ardına edebiyatımıza kazandırması bu döneme rastlar (Tohum, Para, Bir Adam Yaratmak). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip Fazıl aralıklarla gidip uzun sürelerle kaldığı Ankara'ya üçüncü gidişinde, bazı bankaların da desteğini sağlayarak 14 Mart 1936'da haftalık Ağaç dergisini çıkarmıştır. Yazarları arasında Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Kutsi Tecer, Mustafa Sekip Tunç'un da bulunduğu Ağaç dergisi, yeni kapanan Yakup Kadri'nin Kadro dergisi yazarları Burhan Belge, Vedat Nedim Tör, Şevket Süreyya Aydemir ve İsmail Hüsrev gibi yazarların savunduğu ve dönemin etellektüellerini hayli etkilemiş bulunan materyalist ve marksizan düsüncelerine karşı spiritüalist ve idealist bir çizgi izlemiştir. Ankara'da altı sayı çıkan Ağaç dergisi daha sonra İstanbul'a nakledilmiş ancak fazla okur bulamadığından haftalık Ağaç dergisi 17'nci sayıda kapanmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip Fazıl, 1943 yılında dinsel ve siyasal kimliği ön plana çıkan Büyük Doğu adlı dergiyi çıkardı. 1978 yılına kadar aralıklarla haftalık, günlük ve aylık olarak çıkarılan Büyük Doğu'da iktidarlara cephe alan Kısakürek, yazı ve yayınları yüzünden mahkemelik oldu, hapse girdi ve dergi birçok kez kapatıldı. Sultan Abdülhamit taraftarı olan Necip Fazıl giderek İslamcı kesimin önderlerinden biri oldu. Ağaç dergisinde olduğu gibi, Büyük Doğu'nun ilk sayılarında da yazar kadrosu hayli kozmopolittir. Bedri Rahmi, Sait Faik gibi yazarların imzası dergi sayfalarında görülmektedir. Ancak, Büyük Doğu, dinsel bir kavga organı durumuna gelince bu yazarların bir kısmı ayrılmıştır. Necip Fazıl 1947 yılında Büyük Doğu toplatılınca Kasım-Aralık ayları arasında üç sayı devam eden Borazan adlı siyasal mizah dergisini çıkarmıştır. Sık sık kapatılan veya toplatılan Büyük Doğu'nun çıkmadığı dönemlerde günlük fıkra ve çesitli yazılarını Yeni İstanbul, Son Posta, Babialide Sabah, Bugün, Milli Gazete, Hergün ve Tercüman gibi gazetelerde yayımlayan Necip Fazıl, Büyük Doğu'da çıkan yazılarında kendi imzası dışında Adıdeğmez, Mürid, Ahmet Abdülbaki gibi takma isimler kullandı. 1962 yılından itibaren de hemen hemen tüm Anadolu şehirlerinde konferanslar verdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip Fazıl, Sabır Taşı adlı oyunuyla 1947 yılında C.H.P. Piyes Yarışması Birincilik Ödülü'nü almış, doğumunun 75. yıldönümünde Kültür Bakanlığı'nca "Büyük Kültür Armağanı" ödülünü (1980) ve Türk Edebiyatı Vakfı'nca "Türkçenin Yaşayan En Büyük Şairi" ünvanını almıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip Fazıl Kısakürek yazılarını yazmaya devam ederken uzun süren bir hastalık dönemi geçirdi ve sonra 25 Mayıs 1983'te Erenköy'deki evinde öldü. Fatih'te düzenlenen cenaze merasiminden sonra Eyüp sırtlarındaki (Piyer Loti'deki) kabristana defnedildi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-1558063523740739613?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/1558063523740739613/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=1558063523740739613' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/1558063523740739613'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/1558063523740739613'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/necip-fazil-kisakrek-hayat.html' title='NECİP FAZIL KISAKÜREK Hayatı'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-3588041037644877398</id><published>2008-03-30T02:29:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T03:41:13.348-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='N.Fazıl Kısakürek Şiirleri'/><title type='text'>NECİP FAZIL KISAKÜREK ten 'Kaldırımlar' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;KALDIRIMLAR &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;&lt;br /&gt;Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.&lt;br /&gt;Yolumun karanlığa saplanan noktasında,&lt;br /&gt;Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;&lt;br /&gt;Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.&lt;br /&gt;İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık.&lt;br /&gt;Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimde damla damla bir korku birikiyor;&lt;br /&gt;Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...&lt;br /&gt;Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;&lt;br /&gt;Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;&lt;br /&gt;Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.&lt;br /&gt;Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;&lt;br /&gt;Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;&lt;br /&gt;Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!&lt;br /&gt;Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;&lt;br /&gt;Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;&lt;br /&gt;İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.&lt;br /&gt;Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;&lt;br /&gt;Yolumun zafer takı, gölgeden taş kemerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; &lt;br /&gt;Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!&lt;br /&gt;Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;&lt;br /&gt;Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;&lt;br /&gt;Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.&lt;br /&gt;Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir kuyuya,&lt;br /&gt;Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; NECİP FAZIL KISAKÜREK&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-3588041037644877398?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/3588041037644877398/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=3588041037644877398' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/3588041037644877398'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/3588041037644877398'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/necip-fazil-kisakrek-ten-kaldrmlar-iiri.html' title='NECİP FAZIL KISAKÜREK ten &apos;Kaldırımlar&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-6315724466247138018</id><published>2008-03-30T02:27:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T02:29:05.575-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Namık Kemal Hayatı'/><title type='text'>Namık Kemal Hayatı</title><content type='html'>21 Aralık 1840'ta Tekirdağ'da doğdu, 2 Aralık 1888'de SakızAdası'nda öldü. Asıl adı Mehmed Kemal'dir, Namık adını ona şair Eşref Paşa vermiştir. Babası, II. Abdülhamid döneminde müneccimbaşılık yapmış olan Mustafa Asım Bey'dir. Annesini küçük yaşında yitirince çocukluğunu dedesi Abdüllâtif Paşa'nın yanında, Rumeli ve Anadolu'nun çeşitli kentlerinde geçirdi. Bu yüzden özel öğrenim gördü. Arapça ve Farsça öğrendi. 18 yaşlarında İstanbul'a babasının yanına döndü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1863'te Babıali Tercüme Odası'na kâtip olarak girdi. Dört yıl çalıştığı bu görev sırasında dönemin önemli düşünürve sanatçılarıyla tanışma olanağı buldu. 1865'te kurulan ve daha sonra yeni Osmanlılar Cemiyeti adıyla ortaya çıkan İttifak-ı Hamiyet adlı gizli derneğe katıldı. Bir yandan da Tasvir-i Efkâr gazetesinde hükümeti eleştiren yazılar yazıyordu. Gazete, Yeni Osmanlılar Cemiyeti'nin görüşleri doğrultusunda yaptığı yayın sonucu 1867'de kapatıldı. Namık Kemal de İstanbul'dan uzaklaştırılmak için Erzurum'a vali muavini olarak atandı. Bu göreve gitmeyi çeşitli engeller çıkarıp erteledi ve Mustafa Fazıl Paşa'nın çağrısı üzerine Ziya Paşa'yla birlikte Paris'e kaçtı. Bir süre sonra Londra'ya geçerek M. Fazıl Paşa'nın parasal desteğiyle Ali Suavi'nin Yeni Osmanlılar adına çıkardığı Muhbir gazetesinde yazmaya başladı. Ama Ali Suavi'yle anlaşamaması üzerine Muhbir'den ayrıldı. 1868'de gene M. Fazıl Paşa'nın desteğiyle Hürriyet adı altında başka bir gazete çıkardı. Çeşitli anlaşmazlıklarsonucu, Avrupa'da desteksiz kalınca, 1870'te zaptiye nazırı Hüsnü Paşa'nın çağrısı üzerine İstanbul'a döndü. Nuri, Reşat ve Ebüzziya Tevfik beylerle birlikte 1872'de İbret gazetesini kiraladı. Aynı yıl burada çıkan bir yazısı üzerine gazete hükümetçe dört ay süreyle kapatıldı. Namık Kemal gene İstanbul'dan uzaklaştırılmak için Gelibolu mutasarrıflığına atandı. Orada yazmaya başladığı Vatan Yahut Silistire oyunu, 1873'te Gedikpaşa Tiyatrosu'nda sahnelendiğinde halkı coşturup olaylara neden oldu. Bu haberi İbret gazetesinin yazması üzerine o sırada İstanbul'a dönmüş olan Namık Kemal birçok arkadaşıyla birlikte tutuklandı. Bu kez kalebentlikle Magosa'ya sürgüne gönderildi. 1876'da I. Meşrutiyet'in ilanından sonra İstanbul'a döndü. Şura-yı Devlet (Danıştay) üyesi oldu. Kanun-î Esasi'yi (Anayasa) hazırlayan kurulda görev aldı. 1877 Osmanlı-Rus Savaşı çıkınca II. Abdülhamid Han'ın Meclis-i Mebusan'ı kapatması üzerine tutuklandı. Beş ay kadar tutuklu kaldıktan sonra Midilli Adası'na sürüldü. 1879'da Midilli mutasarrıfı oldu. Aynı görevle 1884'te Rodos, 1887'de Sakız Adası'na gönderildi. Ertesi yıl burada öldü ve Gelibolu'da Bolayır'da gömüldü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Namık Kemal ilk şiirlerini çocuk denecek yaşlarda yazmaya başlamıştır. İstanbul'a geldikten sonra eski ve yeni kuşaktan şairlerin bir araya gelerek kurdukları Encümen-i Şuârâ'ya ve kimi Divan şairlerine nazireler yazmıştır. Şinasi'yle tanışıncaya değin, şiirlerinde tasavvuf etkileri görülür. Bu dönemde özellikle Yenişehirli Avni, Leskofçalı Galib gibi şairlerden etkilenmiştir. Şinasi'yle tanışmasından sonra şiirlerindeki içerik de değişmiştir. Günlük konuşma dilinden alıntıların yanı sıra, o zamana değin geleneksel Türk şiirinde görülmemiş olan "hürriyet kavgası", "esaret zinciri", "vatan", "kalb-i millet" gibi yepyeni kavramlarla birlikte, doğrudan doğruya düşüncenin aktarılmasını amaçlayan bir tür "manzum nesir" oluşturmuştur. Bosna-Hersek Savaşları, 93 Savaşı gibi olayların yarattığı sonuçlar, onun yazdığı vatan şiirlerini etkilemiştir. Bu şiirlerin en tanınmışları arasında "Vâveyla", "Vatan Mersiyesi", "Vatan Şarkısı" ve "Hürriyet Kasidesi" yer alır. Namık Kemal şiirleriyle şiir tekniğine büyük bir katkıdabulunmuş sayılmazsa da o günler için alışılmamış diri bir sesle konuşmuş olması ve yapıtlarına kattığı yeni kavramlarla Türk şiirini Divan şiirinin edilgen edasından kurtarmıştır. Bütün bu nitelikler onun Vatan Şairi olarak anılmasına yol açmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatro türüne özellikle önem veren Namık Kemal, altı oyun yazmıştır. Bir yurtseverlik ve kahramanlık oyunu olan Vatan Yahut Silistire yalnız ülke için değil, Avrupa'da da ilgi uyandırmış ve beş dile çevrilmiştir. Magosa'dayken yazdığı Gülnihal'de baskıya ve zulme karşı duyduğu tepkiyi dramatik bir biçimde dile getirmiştir. Oyunun sahnelenmesinde pek çok bölüm sansür tarafından çıkarılmıştır. Namık Kemal yine Magosa'da yazdığı Akif Bey'de, yurtsever bir deniz subayının göreve koştuğu sırada karısının kendisine bağlılık göstermeyişini anlatırken, ahlaksal bir yorum da getirir. Zavallı Çocuk'ta görücü yoluyla evlenmeye karşı çıkar. On beş perdelik Celaleddin Harzemşah, Namık Kemal'in en beğendiği yapıtı olarak bilinir. Oyun, Moğollar'a karşı İslam dünyasını koruyan Celaleddin Harzemşah'ın kişiliği çevresinde gelişir. Bu eserde Namık Kemal, İslam birliği düşüncesini kapsamlı bir biçimde sergilemiştir. Namık Kemal'in ilk romanı olan İntibah 1876'da yayımlanmıştır. Ruhsal çözümlemelerinin, bir olayı toplumsalve bireysel yönleriyle görmeye çalışmasının yanı sıra, dış dünya betimlemeleriyle de İntibah Türk romanında birbaşlangıç sayılabilir. Eleştirmenler Namık Kemal'in bu romanda yüksek bir edebi düzey tutturamadığı görüşündebirleşirler. Dört yıl sonra yayımladığı Cezmi, tarihsel bir romandır. Kırım Şehzadesi Adil Giray'ın yaşadığı aşk ve Cezmi'nin onu kurtarmak isterken geçirdiği serüvenlerle gelişen romanda, Namık Kemal'in tam anlamıyla Avrupa Romantizmi'nin etkisinde olduğu izlenir. Namık Kemal'in yaşamı boyunca ilgi duyduğu alanlardan birisi de tarihtir. Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluş ve yükseliş dönemlerini anlattığı Devr-i İstila yayımlandığında büyük ilgi görmüştür. 1872'de çıkan Evrak-ı Parişan'da, Selahaddin Eyyubi, Fatih gibi tarihi kişilikleri, Barika-i Zafer'de İstanbul'un alınışını anlatır. Ahmed Nâfiz takma adıyla yayımladığı Silistire Muhasarası ve Kanije, yine Osmanlı tarihine ilişkin kahramanlık olaylarını ele alan kitaplardır. Namık Kemal'in, tarih konusunda en kapsamlı çalışması olan Osmanlı Tarihi'nde, Hammer'in etkisinde kaldığı, yapıtın bilimsel olmaktan çok, eğitici değer taşıdığı konusunda görüşler ileri sürülmüştür. Yarım kalan bu yapıtın ilk basımı II. Abdülhamid tarafından yasaklanmıştır. 1975'te yayımlanan Büyük İslam Tarihi adlı yapıtındaysa Namık Kemal, İbn Haldun, İbn Rüşd gibi yazarlardan yararlanmış olduğunu belirtmiştir. Namık Kemal romanı ve tiyatroyu toplumsal yaşama soktuğu gibi, edebiyat eleştirisini de Türkiye'ye ilk getiren kişilerden biri olmuştur. En önemli eleştiri eserleri Tahrib-i Harâbât ile Takip'dir. Eleştirilerinde canlı, dolaysız bir üslup kullanmıştır. Tahrib-i Harâbât, Ziya Paşa'nın Harâbât adlı güldestesine karşı yazılmış sert bir eleştiri niteliğindedir. Takip de yine aynı güldestenin ikinci cildini eleştirir. Mukaddeme-i Celal eleştirisinde Namık Kemal, Batı edebiyatı ile Doğu edebiyatını karşılaştırmış, tiyatro, roman türleri üstünde durmuştur. Namık Kemal gazeteci olarak da Türk kültürü içinde önemli bir yer alır. Döneminin hemen hemen bütün yenilik yanlısı ve ilerici gazetelerinde yazmıştır. Siyasal ve toplumsal sorunlardan edebiyat, sanat, dil ve kültür konularına dek çok çeşitli alanlarda yazdığı makalelerin sayısı 500 kadardır. Bunlarda düzyazıdaki üstün yeteneğini ortaya koyduğu ve çok etkili bir üslup yarattığı kabul edilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ESERLERİ:&lt;br /&gt;Oyun: Vatan Yahut Silistire, 1873 (yeni harflerle, 1940); Zavallı Çocuk, 1873 (yeni harflerle, 1940); Akif Bey, 1874 (yeni harflerle, 1958); Celaleddin Harzemşah, 1885 (yeni harflerle, 1977); Kara Belâ, 1908. Roman: İntibah, 1876 (yeni harflerle, 1944); Cezmi, 1880 (yeni harflerle, 1963).Eleştiri: Tahrib-i Harâbât, 1885; Takip, 1885; Renan Müdafaanamesi, 1908 (yeni harflerle, 1962); İrfan Paşa'ya Mektup, 1887; Mukaddeme-i Celal, 1888. Tarihsel Yapıt: Devr-i İstila, 1871; Barika-i Zafer, 1872; Evrak-ı Perişan, 1872 (yeni harflerle, 1973); Kanije, 1874; Silistire Muhasarası, 1874 (yeni harflerle, 1946); Osmanlı Tarihi, (ö.s.), 1889 (yeni harflerle, 3 cilt, 1971-1974); Büyük İslam Tarihi, (ö.s.), 1975. Çeşitli: Rüya, 1893; Namık Kemal'in Mektupları, Ö.F. Akün (yay.), 1972. Türk Edebiyatımızın bulunmaz şairlerinden bitanesini daha tanımış olduk.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-6315724466247138018?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/6315724466247138018/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=6315724466247138018' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/6315724466247138018'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/6315724466247138018'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/namk-kemal-hayat.html' title='Namık Kemal Hayatı'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-2182342096673742129</id><published>2008-03-30T02:26:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T02:27:37.829-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Namık Kemal Şiirleri'/><title type='text'>Namık Kemal den 'Vatan Şarkısı' Şiiri</title><content type='html'>VATAN ŞARKISI &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Âmâlimiz efkârımız ikbâl-i vatandır&lt;br /&gt;Serhadimize kal'a bizim hâk-i bendedir&lt;br /&gt;Osmanlılarız ziynetimiz kanlı kefendir&lt;br /&gt;Gavgâda şehdetle bütün kâm alırız biz&lt;br /&gt;Osmanlılarız can verir nâm alırız biz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kan ile kılıçtır görünen bayrağımızda&lt;br /&gt;Can korkusu geçmez ovamızda dağımızda&lt;br /&gt;Her gûşede bir şir yatar toprağımızda&lt;br /&gt;Gavgâda şehdetle bütün kâm alırız biz&lt;br /&gt;Osmanlılarız can verir nâm alırız biz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Top patlasın ateşleri etrafa saçılsın&lt;br /&gt;Cennet kapusu can veren ihvâna açılsın&lt;br /&gt;Dünyada ne bulduk ki ölümden de kaçılsın&lt;br /&gt;Gavgâda şehdetle bütün kâm alırız biz&lt;br /&gt;Osmanlılarız can verir nâm alırız biz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Namık Kemal&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-2182342096673742129?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/2182342096673742129/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=2182342096673742129' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/2182342096673742129'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/2182342096673742129'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/namk-kemal-den-vatan-arks-iiri.html' title='Namık Kemal den &apos;Vatan Şarkısı&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-4720728542437568684</id><published>2008-03-30T02:24:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T03:39:07.161-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='M.Celalettin Rumi Hayatı'/><title type='text'>Mevlana Celalettin Rumi Hayatı</title><content type='html'>Hz. Mevlana 1207 yılında Belh şehrinde doğmuştur. Babası Sultan-ül-Ülema diye bilinen Bahaeddin Veled annesi Mümine Hatun 'dur. Bahaeddin Veled ailesi ile birlikte Belh 'den ayrıldıktan sonra Bağdat 'a buradan da Hac için Mekke 'ye gitmiş ve daha sonra Anadolu Selçuklularının en ihtişamlı dönemlerinde Anadolu 'ya geçmiştir. Malatya, Erzincan, Akşehir yoluyla Larende 'ye ( bugünkü Karaman ) geldi. 1225 yılında oğlu Hz.Mevlana 'yı Gevher Hatun 'la evlendirdi. Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubad 'ın daveti üzerine 1228 yılında Hz.Mevlana ile birlikte Konya 'ya geldi. Bahaeddin Veled 1231 yılında vefat etti. Hz.Mevlana ertesi yıl babasının müritlerinden olan Muhakkık-i Tirmizi 'ye 9 yıl süreyle müritlik etti. (1232-1241) Bazı kaynaklarda Hz.Mevlana 'nın öğrenimini ilerletmek için Şam 'a gittiği söylenir. Muhakkık-i Tirmizi 'nin ölümünden sonra Hz.Mevlana medreselerde bir süre ders vermiştir. Verdiği dersler Selçuklu Sultanı ve vezirleri tarafından da takip edilmiştir. 1244 'de Şems-i Tebrizi ile tanışmasıyla Hz.Mevlana 'nın hayatı değişmiş ve sahip olduğu ilmin yanında, O 'nu bir gönül adamı yapmıştır. Şems-i Tebrizi ile yaptığı sohbetler nedeniyle çevresindekileri ihmal eden Hz.Mevlana, müritlerinin ve halkın tepkisiyle karşılaştı. Şems-i Tebrizi bunun sonucunda 1246 yılında Şam 'a gitti. Ancak Hz.Mevlana 'nın ısrarlı davetleri üzerine 9 ay sonra Konya 'ya döndü. Şems-i Tebrizi devam eden tepkiler neticesinde 1247 yılında esrarengiz bir şekilde ortadan kayboldu. Kayboluşuyla ilgili olarak Şems-i Tebrizi 'nin öldürüldüğü ve ayrıca Hz.Mevlana 'nın üzülmesine dayanamadığı için gizlice Şam 'a gittiği yolunda görüşler vardır. Bu olaydan sonra Mevlana kendini tamamen şiire, semaya ve çevresindekileri manevi yönden olgunlaştırmaya verdi. Daha sonraları kendisine sohbet arkadaşı olarak sırasıyla Selahaddin Zerkubi ve Hüsameddin Çelebi 'yi seçti. Hz.Mevlana 1273 yılında Konya 'da vefat etti.Bu kadar büyük bi şairimiz var fakat ne yazıkki onun değerini bizden çok başka milletler biliyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-4720728542437568684?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/4720728542437568684/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=4720728542437568684' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/4720728542437568684'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/4720728542437568684'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/mevlana-celalettin-rumi-hayat.html' title='Mevlana Celalettin Rumi Hayatı'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-8951225525221496196</id><published>2008-03-30T02:23:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T03:39:44.632-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='M.Celalettin Rumi Şiirleri'/><title type='text'>Mevlana Celalettin Rumi den 'Su Dedi ki' şiiri</title><content type='html'>SU DEDİ Kİ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönül buğday tanesine benziyor, &lt;br /&gt;bizse değirmene. &lt;br /&gt;Değirmen nereden bilecek &lt;br /&gt;bu dönüşün sebebi ne? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değirmen taşına benziyor beden, &lt;br /&gt;düşünce ce kaygı, suyu. &lt;br /&gt;Su kulak kabarttı, dinledi, &lt;br /&gt;taş başından geçeni söyledi durdu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su der ki: &lt;br /&gt;Değirmencidir suyu ark'a döken, &lt;br /&gt;ona sor sen bu işi. &lt;br /&gt;Ey ekmek yiyen, der sana değirmenci, &lt;br /&gt;ekmekçi dediğin de kim oluyor &lt;br /&gt;bu değirmen bir dönmedi mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başından geçenler uzar gider, &lt;br /&gt;gelmez sonu bir türlü. &lt;br /&gt;Yücelik sayesinde bilgi değirmeni &lt;br /&gt;bir hayli tane övüttü. &lt;br /&gt;Söylesin sana, ona sor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tebrizli Şems devlet kuşu, &lt;br /&gt;padişahın kutluluk göğünde &lt;br /&gt;yücelere doğru &lt;br /&gt;uçuyor da uçuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Mevlana Celaleddin Rumi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-8951225525221496196?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/8951225525221496196/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=8951225525221496196' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/8951225525221496196'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/8951225525221496196'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/mevlana-celalettin-rumi-den-su-dedi-ki.html' title='Mevlana Celalettin Rumi den &apos;Su Dedi ki&apos; şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-7718021613800249680</id><published>2008-03-30T02:21:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T02:23:03.200-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mehmet Akif Ersoy Hayatı'/><title type='text'>Mehmet Akif Ersoy Hayatı</title><content type='html'>İstiklâl Marşımızın Şâiri Mehmed Âkif, büyük bir İslâm Şâiridir. O'na "Vatan Şairi" de diyebiliriz. Çünkü Âkif, Allah'a, Peygamber'e, Vatanı'na, Bayrağı'na ve Milleti'ne âşık bir vatanseverdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmed Âkif, 1873 yılında İstanbul'da doğdu. Babası Tahir Efendi, Fatih müderris (profesör) lerindendi. Annesi Emine Şerife Hanım, Buharalı bir ailenin kızıydı. Âkif, ahlâkı ve inancı sağlam bir ailenin çocuğu olarak, aynı özellikleri taşıyan bir çevrede yetişti. Bu çevre İstanbul'un en dindar ve temiz semtlerinden biri olan Fatih'di. &lt;br /&gt;Âkif, kitap ve defterle henüz dört yaşındayken tanıştı. Resmî öğrenimi ise Maarif Nezareti'ne (Millî Eğitim Bakanlığı) bağlı (ilk) okulla başladı. Bu okuldan sonra, Fatih Merkez Rüşdiyesi'ne (ortaokul) devam etti. &lt;br /&gt;Rüştiye tahsili boyunca, babasından bilhassa lisan dersleri aldı. Arapça, Farsça ve Fransızca'yı edebiyatıyla beraber anlamaya başladı. Şiir sevgisi ve merakı da bu sıralarda uyandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüştiye'den sonra Mülkiye'ye (Siyasal Bilgiler Fakültesi) geçti. Mülkiye, o devrin en parlak öğrenim kurumu sayılıyordu. Âkif, Mülkiye'de okurken babası vefat etti, ayrıca evleri de bir yangında yok oldu. Maddî imkânsızlık yüzünden bu okulu yarıda bırakmak zorunda kalan Âkif, Baytar (Veteriner) okuluna kaydoldu. Bu yeni okulun mezunlarına daha iyi iş imkânları tanınıyordu. Baytar okulunu birincilikle bitiren Âkif, dört sene kadar Anadolu, Balkanlar, Arabistan ve Arnavutluk'ta dolaştı; mesleğiyle ilgili inceleme ve araştırmalarda bulundu. Gezdiği yerlerde halkla sıcak bir kaynaşma sağladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'a döndüğü zaman, Halkalı Ziraat Okulu'nda kitabet (kompozisyon), Üniversite'de edebiyat dersleri verdi. Ayrıca Dârü'l-Edeb isimli okulda da öğretmenlik yaptı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmed Âkif ömrü boyunca çalıştı, çabaladı, mücadele etti. Dinlenmeden, yorulmadan iman ve vatan sevgisiyle coştu, çevresindekileri de çoşturdu. Âkif, büyük bir vatan şairi olduğu gibi, büyük bir İslâm bilginidir. O'nun birçok üstün nitelikleri vardır. Âkif, tam manâsıyla bir İslâm kahramanıdır. Âkif'in bitmez, tükenmez bir sabrı, çelik gibi bir iradesi, eğilmez bir başı, boğulmaz bir sesi ve kısılmaz bir nefesi vardır. O doğruluğun ve fedakârlığın simgesidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmed Âkif, derin tefekkürü olan güçlü bir şâirdi. Şiirdeki gücünün ve etkileyiciliğinin en önemli bir sebebi de, yazdıklarındaki samimiyetiydi. O'nun şiirinde şahsî dertleri, özel meseleleri yoktur. Hep umumî olan dertlerle dertlenmiş; milletinin duygu, düşünce ve problemlerine tercüman olmaya çalışmıştır. Bu bakımdan da şiirlerinde bol bol gözyaşı, ağıt, kahır ve sitem vardır. Âkif'i üzen birçok millî mesele, maalesef bugün de varlığını sürdürmektedir. İşte bu sebeple Âkif'in yazdıkları eskimemiştir. Tam aksine, değerlerini daha da artırarak korumaktadır. Âkif, âdeta sadece yaşadığı günleri ve dünleri değil de, bugünleri, hatta gelecek günleri anlatmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Âkif, çok yönlü bir insandır. Her şeyden önce sağlam bir karakter adamıdır. Dürüsttür. Vefalıdır. Sözünün eridir. İnançlarına sımsıkı bağlı bir insandır. Hem Batı, hem de Doğu klasiklerini ilk kaynaklarından okuyan, aynı zamanda da Kur'an-ı Kerim'i tefsir edebilecek dinî ilimlere vâkıf bir aydındır. Yazdıklarını yaşayan bir dürüstlük sembolüdür.&lt;br /&gt;Bu usta şairimizden söz etmeye fazla gerek yok çünkü mısraları herşeyi anlatıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-7718021613800249680?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/7718021613800249680/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=7718021613800249680' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/7718021613800249680'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/7718021613800249680'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/mehmet-akif-ersoy-hayat.html' title='Mehmet Akif Ersoy Hayatı'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-2419238561953943517</id><published>2008-03-30T02:20:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T02:21:14.373-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mehmet Akif Ersoy Şiirleri'/><title type='text'>Mehmet Akif Ersoy'dan 'ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE' Şiiri</title><content type='html'>ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE (62076 Hit)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şüheda gövdesi, bir baksana dağlar taşlar...&lt;br /&gt;O, rûkü olmasa, dünyada eğilmez başlar, &lt;br /&gt;Vurulmuş temiz alnından uzanmış yatıyor;&lt;br /&gt;Bir hilâl uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor! &lt;br /&gt;Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!&lt;br /&gt;Gökten ecdâd inerek öpse o pak alnı değer. &lt;br /&gt;Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...&lt;br /&gt;Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi... &lt;br /&gt;Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?&lt;br /&gt;"Gömelim gel seni tarihe!" desem, sığmazsın. &lt;br /&gt;Herc u merc ettiğin edvara ya yetmez o kitab...&lt;br /&gt;Seni ancak ebediyyetler eder istiab. &lt;br /&gt;"Bu, taşındır" diyerek Kabe'yi diksem başına;&lt;br /&gt;Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına; &lt;br /&gt;Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namiyle,&lt;br /&gt;Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle; &lt;br /&gt;Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;&lt;br /&gt;Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsam oradan; &lt;br /&gt;Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına,&lt;br /&gt;Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına, &lt;br /&gt;Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;&lt;br /&gt;Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem; &lt;br /&gt;Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...&lt;br /&gt;Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana. &lt;br /&gt;Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,&lt;br /&gt;Şarkın en sevgili sultanı Selahaddin'i, &lt;br /&gt;Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...&lt;br /&gt;Sen ki İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran, &lt;br /&gt;O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;&lt;br /&gt;Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın; &lt;br /&gt;Sen ki; a'sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,&lt;br /&gt;Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat... &lt;br /&gt;Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,&lt;br /&gt;Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Mehmet Akif Ersoy&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-2419238561953943517?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/2419238561953943517/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=2419238561953943517' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/2419238561953943517'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/2419238561953943517'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/mehmet-akif-ersoydan-anakkale.html' title='Mehmet Akif Ersoy&apos;dan &apos;ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-5341622776464526347</id><published>2008-03-29T12:01:00.000-07:00</published><updated>2008-03-29T12:02:55.120-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bekir Sıtkı Erdoğan Hayatı'/><title type='text'>BEKİR SITKI ERDOĞAN Hayatı</title><content type='html'>&lt;strong&gt;HAYATI &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Karaman'da doğdu. Kuleli Askeri Lisesi'ni, Harp Okulu'nu bitirdi. Ankara'da bulunduğu yıllarda Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne devam ederek buradan da mezun oldu. İstanbul'da heybeliada Deniz Lisesi'nde edebiyat öğretmenliği yaptı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aruz ve hece vezniyle şiirler yazmış olan Bekir Sıtkı, en çok halk şiiri tarzında yazdığı koşmalarla ismini duyurmuştur. Aruzla yazdığı şiirlerinde Yahya Kemal - Faruk Nafiz karışımı bir şiiri devam ettirmiştir. Ayrıca rubai türünde şiirleri de vardır. Hece şiiriyle halk tarzı şiiri ustaca bağdaştırmış, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolu'nun ve Anadolu insanının ruhunu dyugulu bir şekilde yansıtmıştırı. Sıla, aşk, ölüm, şiirinin başlıca konularını teşkil etmektedir.  &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ESERLERİ&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;Bir Yağmur Başladı (1957), Dostlar (1965)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-5341622776464526347?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/5341622776464526347/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=5341622776464526347' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/5341622776464526347'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/5341622776464526347'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/bekir-sitki-erdoan-hayat.html' title='BEKİR SITKI ERDOĞAN Hayatı'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-7309886042043604350</id><published>2008-03-29T12:00:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T03:42:00.890-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bekir Sıtkı Erdoğan Şiirleri'/><title type='text'>BEKİR SITKI ERDOĞAN'dan 'ANILAR DİYARI' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;ANILAR DİYARI &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şehirdi,benim ilk hasretim bu şehirdi, &lt;br /&gt;Sırdır anılarında hala sır çocukluğum! &lt;br /&gt;Sanki başka bir izden başka bir semte girdi, &lt;br /&gt;Hep böyle şaşkın şaşkın bakınır çocukluğum... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kaybettiyse hep böyle kaybetti bu sersem. &lt;br /&gt;Sırra ihanet olur bundan bir fazla dersem! &lt;br /&gt;Hangi köşe başından önüne çıkıversem &lt;br /&gt;Ağlamaklı bir tavır takınır çocukluğum... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zor bu düşten kurtuluş,pek dalmasam derine &lt;br /&gt;Ama teğet geçilmez ki eski bayram yerine &lt;br /&gt;Doymaz parmak uçlarım hasret buselerine; &lt;br /&gt;Her şeye tekrar tekrar dokunur çocukluğum... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey yakın insanları bu ıraksı diyarın &lt;br /&gt;Beni bileceksiniz sarın çevremi,sarın. &lt;br /&gt;Gözlerini bu şehre açmış tüm yavruların &lt;br /&gt;O saf bakışlarından okunur çocukluğum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzüm gülümsüyor ya,yeter mutluyum,şenim, &lt;br /&gt;Bırak dere taşmışken ıslansın paçam,yenim. &lt;br /&gt;Şu anda ne geçmişten şikayetim var benim &lt;br /&gt;Ne de geleceklerden yakınır çocukluğum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varsın üstüme tek tek kapansın dış kapılar &lt;br /&gt;Kale mahkumu gibi sarsın beni dört duvar &lt;br /&gt;İçimde her anıya açık birer kanat var &lt;br /&gt;Hep o pencerelerden sarkınır çocukluğum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; BEKİR SITKI ERDOĞAN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-7309886042043604350?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/7309886042043604350/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=7309886042043604350' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/7309886042043604350'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/7309886042043604350'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/bekir-sitki-erdoandan-anilar-diyari.html' title='BEKİR SITKI ERDOĞAN&apos;dan &apos;ANILAR DİYARI&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-1571806795469348384</id><published>2008-03-29T11:57:00.000-07:00</published><updated>2008-03-29T11:59:22.270-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aziz Nesin Hayatı'/><title type='text'>Aziz Nesin Hayatı</title><content type='html'>Aziz Nesin, 1915'de İstanbul'da doğdu. İki yıl Darüşşafaka Lisesi'nde okuduktan sonra 1935'te Kuleli Askeri Lisesi'ni, 1937'de Harp Okulu'nu, 1939'da Askeri Fen Okulu'nu bitirdi. 1944'te üsteğmen rütbesindeyken ordudan çıkarıldı. Yedigün, Karagöz, Tan gazete ve dergilerinde çalıştı. 1946'da Markopaşa adlı gülmece dergisi büyük ilgi topladı. Sık sık kapatılan derginin yayımını Merhumpaşa, Malumpaşa gibi adlarla 1950'ye kadar sürdürdü. Bir süre kitapçılık ve fotoğrafçılık yaptı.1954'te yeniden yazarlığa döndü, çeşitli dergi ve gazetelerde yazdı. 1962'de Zübük adlı gülmece dergisini yayımladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1972'de yapıtlarının gelirini kimsesiz ve yoksul çocukları yetiştirmek amacıyla kurduğu Nesin Vakfı'na bağışladı.79-89 arasında Türkiye Yazarlar Sendikası'nın başkanlığını yürüttü. Edebiyata şiir ve öyküyle başlayan Nesin, daha sonra gülmece türüne yöneldi. Geleneksel gülmeceye çağdaş bir boyut kazandıran gülmece öyküleri ve romanlarında gerçekçi bir bakış açısıyla Türkiye'nin toplumsal yapısını yansıtmaya çalıştı. Yalın, sürükleyici anlatımı, geniş halk kitlelerince benimsendi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aziz Nesin oyunlar da yazdı. Biraz Gelir misiniz? Bi Şey Yap, Met, Çiçu oyunlarından bazılarıdır. İt Kuyruğu, Fil Hamdi, Kazan Töreni gibi öykü kitaplarının yanısıra, Zübük, Şimdiki Çocuklar Harika, Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz gibi romanları sayılabilir. Ülkemizde yapıtlarıyla Karacan Armağanı (1969), Türk Dil Kurumu Tiyatro Ödülü (1970), Madaralı Roman Ödülü (1979) alan Nesin'in yapıtları birçok yabancı dile çevrildi. Yurtdışında da Altın Palmiye(İtalya), Altın Kirpi(Bulgaristan), Krokodil (SSCB), Lotus (Asya_Afrika Yazarlar Birliği), Hitar Petar(Bulgaristan) ödüllerini aldı. Aziz Nesin 1995 yılında aramızdan ayrıldı. &lt;br /&gt;Şüphesiz büyük bir ustaydı..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-1571806795469348384?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/1571806795469348384/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=1571806795469348384' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/1571806795469348384'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/1571806795469348384'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/aziz-nesin-hayat.html' title='Aziz Nesin Hayatı'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-1187912846312480059</id><published>2008-03-29T11:56:00.001-07:00</published><updated>2008-03-29T11:57:43.552-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aziz Nesin Şiirleri'/><title type='text'>Aziz Nesin'den 'Dar Dünya' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;DAR DÜNYA &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüreğim gövdeme sığmıyor &lt;br /&gt;Gövdem odama &lt;br /&gt;Odam evime sığmıyor &lt;br /&gt;Evim dünyaya &lt;br /&gt;Dünyam evrene sığmıyor &lt;br /&gt;Patlayacağım &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acımın acısından susmuşum &lt;br /&gt;Ki suskunluğum göklere sığmıyor &lt;br /&gt;Böyle bir acıyı kimlere nasıl anlatacağım &lt;br /&gt;Gönül dar geliyor sevgime &lt;br /&gt;Kafam beynime &lt;br /&gt;Ah şakaklarım &lt;br /&gt;Çatlayacağım &lt;br /&gt;Anladım artık anladım &lt;br /&gt;Kimselere anlatamayacağım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; AZİZ NESİN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-1187912846312480059?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/1187912846312480059/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=1187912846312480059' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/1187912846312480059'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/1187912846312480059'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/aziz-nesinden-dar-dnya-iiri.html' title='Aziz Nesin&apos;den &apos;Dar Dünya&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-4545240560075945196</id><published>2008-03-29T11:54:00.000-07:00</published><updated>2008-03-29T11:56:06.777-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aşık Veysel Hayatı'/><title type='text'>Aşık Veysel Hayatı</title><content type='html'>HAYATI &lt;br /&gt;Veysel Şatıroğlu,1894’te Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya geldi. Veysel’in dünyaya geliş öyküsü, Anadolu köylerinde hemen birçok çocuğun yaşadığı olağan bir doğum biçimidir. Ama, bugün özellikle dışarıdan bakanlar için ilginçtir, olağandışıdır. Anlatmak gerekirse, annesi Gülizar Ana, Sivrialan dolaylarındaki Ayıpınar merasında koyun sağmaya giderken sancısı tutmuş, oracıkta dünyaya getirmiş Veysel’i. Göbeğini de kendisi kesmiş, bir çaputa sarıp yürüye yürüye köye dönmüştür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veysellere yörede “Şatıroğulları” derler. Babası “Karaca” lakaplı, Ahmet adında bir çiftçidir. Veysel’in dünyaya geldiği sıralar, çiçek hastalığı Sivas yöresini kasıp kavurmaktadır. Veysel’den önce, iki kız kardeşi çiçek yüzünden yaşamlarını yitirmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yedi yaşına girdiği 1901’de Sivas’ta çiçek salgını yeniden yaygınlaşır; o da yakalanır bu hastalığa. O günleri şöyle anlatıyor: “Çiçeğe yatmadan evvel anam güzel bir entari dikmişti. Onu giyerek beni çok seven Muhsine kadına göstermeye gitmiştim. Beni sevdi. O gün çamurlu bir gündü, eve dönerken ayağım kayarak düştüm. Bir daha kalkamadım. Çiçeğe yakalanmıştım... Çiçek zorlu geldi. Sol gözüme çiçek beyi çıktı. Sağ gözüme de, solun zorundan olacak, perde indi. O gün bu gündür dünya başıma zindan.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu düşmeden sonra Veysel’in belleğine bir de renk işler: Kırmızı. Düşerken büyük bir olasılıkla elinde sıyrık oluyor, kanıyor. Bunu eşi Gülizar Ana şöyle anlatıyor: “Bilinmez değilsin, renklerden yalnız kırmızıyı hatırladı. Gözleri gönlüne çevrilmeden önce, yani çiçek hastalığına yakalanmadan önce düşmüştü. Kan görmüştü. Kanın rengini hatırlardı yalnız. Kırmızıyı... Yeşili de elleriyle bulur ve severdi.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağ gözünün görme şansı varmış, ışığı seçebiliyormuş bu gözüyle o sıralar. Yalnız yakınlardaki Akdağmağdeni’nde doktor varmış. Babasına “Çocuğu Akdağmadeni’ne götür, orada gözünü açacak bir doktor var” demişler. Sevinmiş babası. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne var ki, olumsuzluklar yakasını bırakmamış Veysel’in. “Bir gün inek sağarken babası yanına gelmiş. Veysel ansızın dönüverince; babasının elinde bulunan bir değneğin ucu öteki gözüne girivermiş. O göz de akıp gitmiş böylece.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali adında bir ağabeyisi ve Elif adında bir kızkardeşi varmış Veysel’in. Tüm aile çok üzülmüş, günlerce gözyaşı dökmüş bu hale. Bundan böyle bacısı elinden tutarak gezdirmeye, dolaştırmaya başlar Veysel’i. Gittikçe içine kapanmaktadır Veysel. Emlek yöresi olarak adlandırılan Sivas’ın bu âşığı/ozanı bol diyarında, Veysel’in babası da şiire meraklı, tekkeyle içli-dışlı biriymiş. Veysel’in dertlerini birazcık da olsa unutacağı bir uğraş olsun diye bir saz verir eline. Halk ozanlarından da şiirler okuyup, ezberleterek avutmağa çalışırmış oğlunu. Ayrıca yöre ozanları da zaman zaman babası Şatıroğlu Ahmet’in evine uğrar, çalıp söylermiş. Merakla dinlermiş bunları Veysel. Komşuları Molla Hüseyin de sazını düzenler, kırılan tellerini takarmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk saz derslerini babasının arkadaşı olan Divriği’nin köylerinden Çamışıhlı Ali Ağa’dan (Âşık Alâ) almış. Kendini de iyice saza vermiş; usta malı şiirlerden çalıp söylemeye başlamış. Karanlık dünyasını aydınlatan ozanlar dünyasıyla Çamışıhlı Ali tanıştırıyor daha çok Veysel’i. Pir Sultan Abdal, Karaoğlan, Dertli, Rühsati gibi usta ozanların dünyalarıyla tanışıyor böylece. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Âşık Veysel’in hayatında ikinci mühim değişiklik seferberlikte başlamıştır. Kardeşi Ali de cepheye gitmiş, küçük Veysel kırık telli sazıyla yalnız kalmıştır. Harp patladıktan sonra Veysel’in bütün arkadaşları, emsalleri cepheye koşuyorlar. Veysel bundan da mahrum... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece münzevi olan ruhunda ikinci bir inziva da açılmıştır. Arkadaşsızlık acısı, sefalet, onu çok bedbin, umutsuz ve mahzun ediyor. Artık küçük bahçesindeki armut ağacının altında yatıp kalkmakta, geceleri ağaçların ta tepelerine çıkarak içindeki derdini göklere ve karanlıklara bırakmaktadır.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O günlerini Aşık Veysel şöyle anlatır Enver Gökçe’ye; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Eve girerim, yüzüm asık: anam babam halimi bilmez. Ben onlara derdimi, dokunmasın diye, açamam. Onlar benim kafa tuttuğumu zannederler, bense derdimi dökmekten çekinirim, öyle ki, sazdan bile farır gibi oldum.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunda biraz Anadolu’da “erkek oğlan” olgusunun etkisi varsa, daha çok Veysel’in vatanseverliğinin, vatana olan borcunu ödeme duygusunun ağırlığı vardır. Sonradan şöyle dizeleştirir bunu: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ne yazık ki bana olmadı kısmet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşmanı denize dökerken millet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Felek kırdı kolumu, vermedi nöbet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kılıç vurmak için düşman başına. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünler müyesser olsaydı bana &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Minnet etmez idim bir kaşık kana &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mukadder harici gelmez meydana &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neler geldi bu Veysel’in başına.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veysel’in annesi ve babası seferberlik sonlarına doğru “belki biz ölürüz ve kardeşi Veysel’e bakamaz” düşüncesiyle Veysel’i Esma adında, akrabalarından bir kızla evlendiriyorlar. Esma’dan bir kız, bir oğlu oluyor Veysel’in. Oğlan çocuğu daha on günlükken annesinin memesi ağzında kalarak ölüyor... Veysel’in acıları bununla da bitmiyor; aksilikler, talihsizlikler üst üste gelmeye başlıyor.1921’in 24 Şubat’ında annesi bir gün ondan onsekiz ay sonra da babası ölüyor. Bu arada bağ, bostan işleriyle uğraşıyor. Köye de bir çok âşık gelip gitmekte, Karacaoğlan’dan, Emrah’tan, Âşık Sıtkı, Âşık Veli gibi saz şairlerinden çalıp söylemektedirler. Köy odalarındaki bu âşık fasıllarından Veysel de geri kalmamaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağabeysi Ali’nin bir kız çocuğu daha olunca çocuklara ve işlere bakması için bir azap (hizmetkar) tutuyorlar. Bu hizmetkar ileride Veysel’in bağrında açılacak başka yaranın sebebi olacaktır. Bir gün Veysel hasta yatarken, kardeşi Ali de keven toplamakta iken, Veysel’in ilk eşi olan Esma’yı kandırarak kaçırıyor bu yanaşma. Veysel’in acılı yaşamına bir acı daha ekleniyor böylece. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karısı bir başına bırakıp gittiğinde Veysel’in kucağında henüz altı aylık kızı varmış. İki yıl kucağında gezdirmiş Veysel onu, ne çare o da yaşamamış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şiirinde dile getirdiği gibi: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Talih çile kadar sözü bir etmiş, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her nereye gitsem gezer peşimde.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bin katmerli acılar silsilesi kısacası. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“O artık alemden, bu diyardan uzaklaşmak, göçmek isteyen bir ruh haleti içindedir.1928’de en iyi arkadaşı olan İbrahim ile Adana’ya gitmeye karar veriyorlar. Fakat Sivas’ın Karaçayır köyünde Deli Süleyman isminde birisi âşığı bu ilk seyahatinden vazgeçiriyor. Veysel’i dinleyelim: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bu adam, saz çalarım dinler, söze başlarım keser. Gideyim derim, ‘ah kivra, çoluk çocuk ağlaşıyor, gel gitme’ diye elime ayağıma düşer. Nihayet dayanamadım, gitmiyorum vesselam diye bu seyahatten vazgeçtim.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veysel’in köyünden ilk ayrılışı şöyledir: Zara’nın Barzan Baleni köyünden Kasım adında birisi Veysel’i köyüne götürerek iki üç ay beraber yaşıyorlar. Kendisini Adana’ya göndermeyen Deli Süleyman, Sivas’lı Kalaycı Hüseyin, Veysel’e yol arkadaşlığı ediyorlar. Dönüşte Veysel, Hafik’in Yalıncak köyüne ve Zara’nın Girit köyüne uğrayarak 9 liraya güzel bir saz alıyor; Sivas’tan Sivrialan’a dönerlerken arkadaşları bir “üç kağıtçı” grubuna yakalanarak bütün paralarını kaybediyorlar. Arkadaşları Veysel’in 9 lirasını da alarak kumara veriyorlar. Veysel bu hadiseden bir müddet sonra Hafik’in Karayaprak köyünden Gülizar adlı bir kadınla evleniyor.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1931 yılında Sivas Lisesi edebiyat öğretmeni olan Ahmet Kutsi Tecer ve arkadaşları “Halk Şairlerini Koruma Derneği”ni kuruyorlar. Ve 5 Aralık 1931 tarihinde de üç gün süren Halk Şairleri Bayramı’nı düzenliyorlar. Böylece Veysel’in yaşamında önemli bir dönüm noktası işlemeye başlıyor. Denebilir ki, Veysel için A.Kutsi Tecer’le tanışması hayatında yeni bir başlangıcı işaretliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1933’e kadar usta ozanlarından şiirlerinden çalıp söylüyor. Cumhuriyet’in onuncu yıldönümünde A. Kutsi Tecer’in direktifleriyle bütün halk ozanları cumhuriyet ve Gazi Mustafa Kemal üzerine şiirler düzmüşler. Bunlar arasında Veysel de var. Veysel’in günışığına çıkan ilk şiiri böylece “Atatürk’tür Türkiye’nin ihyası”... dizesiyle başlayan şiir oluyor. Bu şiirin gün yüzüne çıkışı, Veysel’in de köyünden dışarıya çıkması oluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman Sivrialan’ın bağlı olduğu Ağacakışla nahiyesi müdürü Ali Rıza Bey, Veysel’in bu destanını çok beğeniyor, “Ankara’ya gönderelim” diye istiyor. Veysel de “Ata’ya ben giderim” diye vefalı arkadaşı İbrahim ile yayan yola düşüyor. Karakışta yalınayak, başı kabak yola çıkan bu iki arı gönül, bu iki insan örneği, üç ay yol çiğneyerek Ankara’ya geliyorlar. Veysel Ankara’da konuksever tanıdıkların evlerinde kırkbeş gün misafir kalıyor. Destanı Atatürk’e getirmek hevesiyle geldiğini söylüyorsa da destanı Atatürk’e okumak kısmet olmuyor. Eşi Gülizar Ana: “Ata’ya gidemediğine bir, askere gidemediğine iki; yanardı ki o kadar olur...” diyor. Ancak, Hakimiyet-i Milliye (Ulus) basımevinde destanı gazeteye veriliyor. Destan gazetede üç gün boyunca yayınlanıyor. Bundan sonra da bütün yurdu dolaşmaya, dolaştığı yerlerde çalıp-söylemeye başlıyor, seviliyor, saygı görüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O günleri şöyle anlatıyor: “Köyden çıktık. Yaya olarak Yozgat köylerinden Çorum-Çankırı köylerinden geçip üç ayda Ankara’ya gelebildik. Otele gitsek para yok. ‘Nere gidek? Nasıl Edek? ” diye düşünüyoruz. Dediler ki: “Burada Erzurumlu bir Paşa Dayı var. O adam misafirperverdir.” O zamanlar Dağardı diyorlardı, (şimdiki Atıf Bey Mahallesi) orada ev yaptırmış Paşa Dayı. Gittik oraya. Adamcağız hakikaten misafir etti. Birkaç gün kaldık o zaman, Ankara’da, şimdiki gibi kamyon filan yok. Bütün işler at arabalarıyla görülüyor. At arabaları olan, Hasan Efendi adında bir adamla tanıştık. O, bizi evine götürdü. Kırkbeş gün Hasan Efendi’nin evinde kaldık. Gideriz, gezeriz, geliriz; adam yemeğimizi, yatağımızı, herşeyimizi sağlar. Dedim ki: -‘Hasan Efendi biz buraya gezmek için gelmedik! Bizim bir destanımız var. Bunu, Gazi Mustafa Kemal’e duyurmak istiyoruz! Nasıl ederiz? Ne yaparız? ’ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedi ki: -‘Vallahi ben böyle işlerle ilgili değilim. Burada bir milletvekili var. Adı Mustafa Bey, soyadını unuttum. Bu işi ona anlatmak gerek. Belki size o yardımcı olabilir.’ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gittik Mustafa Bey’e derdimizi anlattık. Öyle böyle bir destanımız var. Gazi Mustafa Kemal’e duyurmak istiyoruz. ‘Bize yardım et! ’ dedik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedi ki: -‘Amaan! Şimdi şaire falan önem veren yok. Kıyıda köşede çalın çağırın. Geçin gidin! ’ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-‘Yok öyle değil dedik. Biz destanımızı okuyacağız, Mustafa Kemal’e! ’ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milletvekili Mustafa Bey, ‘okuyun da bir dinleyeyim bakayım’ dedi. Okuduk dinledi. O zamanlar Ankara’da çıkan Hakimiyet-i Milliye Gazetesi’yle konuşacağını söyledi. ‘Yarın bana gelin! ’ dedi. Gittik. ‘Ben karışmam’ dedi. Sonunda kesti attı. Biz ordan döndük geldik. ‘Ne yapsak? ’ diye düşünüyoruz. Sonunda, ‘Matbaaya biz gidelim’ dedik. Saza, tel alıp takmak eski telleri yenilemek de gerekti. Ulus Meydanı’ndaki çarşıya, o zamanlar Karaoğlan Çarşısı diyorlardı. Saz teli almak için Karaoğlan Çarşısı’na yürüdük. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayağımızda çarık. Bacağımızda şal-şalvar, şal-ceket, belimizde kocaman bir kuşak.! Efendim polis geldi: -‘Girmeyin’ dedi. ‘Çarşıya girmek yasak! ’ Bizi tel alacağımız çarşıya sokmadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polis: -‘Yasak diyoruz. Siz yasaktan anlamaz mısınız? Orası kalabalık. Kalabalığa girmeyin! ’ diye diretti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-‘Peki girmeyelim’ dedik. Polisi güya salmış gibi yürümeye devam ettik. Adam geldi, arkadaşım İbrahim’e çıkıştı. –‘Kafadan gayri müsellah mısın? Girmeyin diyorum. Beynini patlatırım senin! ’ diye çıkıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-‘Beyefendi biz dinlemiyoruz! Biz çarşıdan saz teli alacağız! ’ dedik. O zaman polis, İbrahim’e: -‘Tel alacaksan bu adamı bir yere oturt. Git telini al! ’ Neyse gitti İbrahim teli aldı geldi. Tel taktık. Ama sabahleyin çarşıdan da geçemiyoruz. Sonunda matbaayı bulduk. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-‘Ne istiyorsunuz? ’ dedi müdür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-‘Bir destanımız var. Gazeteye vereceğiz! ’ dedik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-‘Çalın bakayım; bir dinleyeyim! ’ dedi. Çaldık dinledi! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- ‘Ooo! Çok iyi’ dedi. ‘Çok güzel.’ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazdılar. ‘Yarın gazetede çıkar’ dediler. ‘Gelin de gazete alın! ’ Orada bize telif hakkı olarak biraz da para verdiler. Sabahleyin gidip 5-6 gazete aldık. Çarşıya çıktık. Polisler: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- ‘Oooo! Âşık Veysel siz misiniz? Rahat edin efendim! Kahvelere girin! Oturun! ’ dediler. Bir iltifat başladı ki sormayın! Çarşıda bir zaman gezdik. Fakat yine Mustafa Kemal’den ses yok. Dedik: ‘Bu iş olmayacak.’ Amma Hakimiyet-i Milliye Gazetesi’nde destanımı üç gün birbiri üstüne yayınladılar. Mustafa Kemal’den yine ses çıkmadı. Köye dönmeye karar verdik. Fakat cebimizde yol paramız da yok. Ankara’da bir avukatla tanışmıştık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avukat: - ‘Ben belediye başkanına bir mektup yazayım. Belediye sizi köyünüze parasız gönderir! ...’ dedi. Elimize bir mektup verdi. Belediyeye gittik. Orada bize dediler ki: - ‘Siz sanatkâr adamsınız. Nasıl geldinizse öyle gidersiniz! ’ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Döndük avukata geldik. ‘Ne yaptınız? ’dedi. Anlattık. ‘Durun bir de valiye yazalım! ’ dedi. Valiye de dilekçe yazdı. Valiye dilekçemizi imzalayıp yine Belediyeye buyurdu. Belediyeye ilettik. Belediye bize: -‘Yok! ’ dedi. ‘Paramız yok! Sizi gönderemeyiz! ’ dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avukat içerledi ve kahretti: - ‘Gidin! İşinize gidin! ’ dedi. ‘Ankara Belediyesi’nin sizin için parası yokmuş; tükenmiş! ’ dedi. Acıdım avukata. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Nasıl edelim? Ne edelim? ’ derken bir de ‘Halkevi’ne uğrayalım bakalım. Belki oradan bir şey çıkar’ diye düşündük. Mustafa Kemal’e gidemiyok. Halkevine gidek. Bu defa, Halkevine, bizi kapıcılar bırakmıyor ki girelim. Orada dinelip duruyorduk. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçeriden bir adam çıktı: -‘Ne geziyorsunuz burada? Ne yapıyorsunuz? ’ diye sordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-‘Halkevine gireceğiz ama bırakmıyorlar! ’ diye cevap verdik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-‘Bırakın! bu adamlar, tanınmış adamlar! Âşık Veysel bu! ’ dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O içeriden çıkan adam, bizi edebiyat şubesi müdürüne gönderdi. Orada: -‘Ooo! Buyurun! Buyurun! dediler. Halkevinde bazı milletvekilleri varmış. Şube müdürü onları çağırdı: -‘Gelin halk şairleri var, dinleyin.’ dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski milletvekillerinden Necib Ali Bey: -‘Yahu dedi bunlar fakir adamlar. Bunlara bakalım. Bunlara birer kat elbise de yaptırmalı. Pazar günü de Halkevinde bir konser versinler! ’ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakikaten bize, birer takım elbise aldılar. Biz de o Pazar günü Ankara Halkevi’nde bir konser verdik. Konserden sonra cebimize para da koydular. Ankara’dan köyümüze işte o parayla döndük. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Plağa okuduğu ilk türkü ise, Emlek yöresinin ünlü ozanlarından Âşık İzzeti’nin: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Mecnunum, Leyla’mı gördüm &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kerrece baktı geçti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne söyledi ne de sordum &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaşlarını yıktı geçti &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soramadım bir çift sözü &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ay mıydı gün müydü, yüzü &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sandım ki zühre yıldızı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şavkı beni yaktı geçti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateşinden duramadım &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bu sırra eremedim &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seher vakti göremedim &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıldız gibi aktı geçti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmem hangi burç yıldızı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dertler yareler bizi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gamzen oku bazı bazı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yar sineme çaktı geçti.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzzetî, bu ne hikmet iş &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyur iken gördüm bir düş &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zülüflerin kement etmiş, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yar bonuma taktı geçti.” şiiridir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köy Enstitüleri’nin kurulmasıyla birlikte, yine Ahmet Kutsi Tecer’in katkılarıyla, sırasıyla Arifiye, Hasanoğlan, Çifteler, Kastamonu, Yıldızeli ve Akpınar Köy Enstitüleri’nde saz öğretmenliği yapıyor. Bu okullarda Türkiye’nin kültür yaşamına damgasını vurmuş birçok aydın sanatçıyla tanışma olanağı buluyor, şiirini iyiden iyiye geliştiriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1965 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi, özel bir kanunla Âşık Veysel’e, “Anadilimize ve milli birliğimize yaptığı hizmetlerden ötürü” 500 lira aylık bağlanmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21 Mart 1973 günü, sabaha karşı saat 3.30’da doğduğu köy olan Sivrialan’da, şimdi adına müze olarak düzenlenen evde yaşama gözlerini yumdu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Âşık Veysel’in yaşamını özetlemek gerekirse, Erdoğan Alkan’ın şu betimlemesi en güzel cümleleri oluşturur: “Kızılırmak soru işaretine benzer, Zara’dan doğar, Hafik ve Şarkışla’dan sonra Sivas topraklarını terkeder. Bir yay çizip Kayseri’yi, Nevşehir’i, Kırşehir’i, Ankara’yı ve Çorum’u sular, Samsun’un Bafra ilçesinde denize dökülür, Âşık Veysel’in yaşam öyküsü Kızılırmak gibidir. Bir ucu Bafra’dadır, bir ucu da Zara’da. Bafra’ya dek uzanan acılı bir yaşam Zara’nın doğusundaki Kızıldağ’ın gür sularıyla beslenip sona erer.”  &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;ESERLERİ &lt;br /&gt;En güzel şiirlerinden bazılarını ölümünden hemen önce yazdı. Şimdi Şarkışla’da her yıl adına bir şenlik yapılır. Türkçesi yalındır. Dili ustalıkla kullanır. Tekniği gösterişsiz ve nerdeyse kusursuzdur. Yaşama sevinciyle hüzün, iyimserlikle umutsuzluk şiirlerinde iç içedir. Doğa, toplumsal olaylar, din ve siyasete ince eleştiriler yönelttiği şiirleri de var. Şiirleri, Deyişler (1944) , Sazımdan Sesler (1950) , Dostlar Beni Hatırlasın (1970) isimi kitaplarında toplandı. Ölümünden sonra Bütün Şiirleri (1984) adıyla eserleri tekrar yayınl’andı.Böyle büyük bir ustaya söylenecek başka bir söz olmasa gerek.....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-4545240560075945196?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/4545240560075945196/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=4545240560075945196' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/4545240560075945196'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/4545240560075945196'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/ak-veysel-hayat.html' title='Aşık Veysel Hayatı'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-3159479930026296379</id><published>2008-03-29T11:53:00.001-07:00</published><updated>2008-03-29T11:54:19.142-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aşık Veysel Şiirleri'/><title type='text'>Aşık Veysel'den 'AĞLAYI AĞLAYI VARDIM PINARA'Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;AĞLAYI AĞLAYI VARDIM PINARA&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağlayı ağlayı vardım pınara&lt;br /&gt;Kirli yağlığımı yuvermediler&lt;br /&gt;Herkes destisini doldurdu çıktı&lt;br /&gt;Bana da bi damla su vermediler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elimde bir kadeh vardım kurnaya&lt;br /&gt;Hücum eylediler bana vurmaya&lt;br /&gt;Elimdeki kadehimi kırmaya&lt;br /&gt;Tuttular bir kaçı koyvermediler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Al bu kadehini kaldır dediler&lt;br /&gt;Gözünün yaşıyle doldur dediler&lt;br /&gt;Bir fincan su verdik bildir dediler&lt;br /&gt;Sanki ya verdiler ya vermediler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalıştım kadehim dolduramadım&lt;br /&gt;Kimseye halimi bildiremedim&lt;br /&gt;Gönlümün arzusunu aldıramadım&lt;br /&gt;Dileğim hekime deyvermediler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veysel bu sitemler canımı yaktı&lt;br /&gt;Güzellerde eda yoktur naz kalktı&lt;br /&gt;Herkes üç beşini aldı bıraktı&lt;br /&gt;Beni de bir kere evermediler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; AŞIK VEYSEL&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-3159479930026296379?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/3159479930026296379/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=3159479930026296379' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/3159479930026296379'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/3159479930026296379'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/ak-veyselden-alayi-alayi-vardim.html' title='Aşık Veysel&apos;den &apos;AĞLAYI AĞLAYI VARDIM PINARA&apos;Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-1418341116013543875</id><published>2008-03-29T09:53:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T03:36:40.509-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ceyhun Atıf Kansu Hayatı'/><title type='text'>CEYHUN ATUF KANSU Hayatı</title><content type='html'>CEYHUN ATUF KANSU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 1919 yılında İstanbul’da doğdu, 17 Mart 1978’de Ankara’da öldü. Eğitimci ve politikacı Nafi Atuf Kansu'nun oğlu. Küçük yaşta annesini kaybetti. Babasıyla birlikte 1921'de Ankara'ya gitti. Ankara Gazi Lisesi'ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Ankara Numune Hastanesi’nde çocuk hastalıkları uzmanı oldu. Turhal Şeker Fabrikası, Ankara Şeker Fabrikası ve Etimesgut Şeker Fabrikası'nda hekimlik yaptı. İlk şiiri lise öğrencisiyken okul dergisinde yayınlandı. Ardından şiirleri İnkılapçı Gençlik, Ülkü, Yücel, Millet, İstanbul gibi dergilerde yer buldu. Olgunlaşmış bir şiirle kuşağının önde gelen temsilcileri arasında yerini aldı. Bu dönemdeki şiirlerinde toplumsal sorunlara ağırlık verdi. Halk dilinden, halk söyleyişlerinden geniş biçimde yararlanarak, halkın özlemlerini, sevinçlerini, acılarını ve yaşama savaşımını coşkulu bir söyleyişle dile getirdi. Şiirlerinin kaynağını hoşgörü, insanlık sevgisi, ulusal bağımsızlık ve doğa oluşturdu. "Çocuk" dergisinde masalları, Vakit ve Ulus gazeteleri ile Varlık, ve Seçilmiş Hikayeler dergilerinde öyküleri de yayınlandı. 1986'dan başlayarak adına bir şiir ödülü kondu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ESERLERİ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞİİR: &lt;br /&gt;Bir Çocuk Bahçesinde (1941) &lt;br /&gt;Bağbozumu Sofrası (1944) &lt;br /&gt;Çocuklar Gemisi (1946) &lt;br /&gt;Yanık Hava (1951) &lt;br /&gt;Haziran Defteri (1955) &lt;br /&gt;Yurdumdan (1960) &lt;br /&gt;Bağımsızlık Gülü (1965)&lt;br /&gt;Sakarya Meydan Savaşı (1970) &lt;br /&gt;Buğday, Kadın, Gül ve Gökyüzü (1970) &lt;br /&gt;Tüm Şiirleri (iki cilt ölümünden sonra, 1978) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MAKALE VE DENEMELER: &lt;br /&gt;Devrimcinin Takvimi (1962) &lt;br /&gt;Ya Bağımsızlık Ya Ölüm (1964) &lt;br /&gt;Köy Öğretmenine Mektuplar (1964) &lt;br /&gt;Atatürkçü Olmak (1966) &lt;br /&gt;Atatürk ve Kurtuluş Savaşı (1969) &lt;br /&gt;Balım Kız Dalım Oğul (1971) &lt;br /&gt;Halk Önderi Atatürk (1972) &lt;br /&gt;Cumhuriyet Ağacı (1973) &lt;br /&gt;Sevgi Elması 1972 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖDÜLLERİ: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1965 Türk Dil Kurumu Deneme Ödülü Köy Öğretmenine Mektuplar ile &lt;br /&gt;1966 Yeditepe Şiir Armağanı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Edebiyatımızın bir diğer usta şairlerindendir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-1418341116013543875?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/1418341116013543875/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=1418341116013543875' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/1418341116013543875'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/1418341116013543875'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/ceyhun-atuf-kansu-hayat.html' title='CEYHUN ATUF KANSU Hayatı'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-2568279810274006366</id><published>2008-03-29T09:43:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T03:25:09.520-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ceyhun Atıf Kansu Şiirleri'/><title type='text'>CEYHUN ATUF KANSU 'dan 'Dünya nın Bütün Çiçekleri' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ &lt;/strong&gt;" Bana çiçek getirin, dünyanın bütün çiçeklerini buraya getirin."&lt;br /&gt;Köy öğretmeni Şefik Sinig'in son sözleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum&lt;br /&gt;Bütün çiçeklerini getirin buraya,&lt;br /&gt;Öğrencilerimi getirin, getirin buraya,&lt;br /&gt;Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer&lt;br /&gt;Bütün koy çocuklarını getirin buraya,&lt;br /&gt;Son bir ders vereceğim onlara,&lt;br /&gt;Son şarkimi söyleyeceğim,&lt;br /&gt;Getirin, getirin...ve sonra öleceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,&lt;br /&gt;Kir ve dağ çiçeklerini istiyorum,&lt;br /&gt;Kaderleri bana benzeyen,&lt;br /&gt;Yalnızlıkta acarlar, kimse bilmez onları&lt;br /&gt;Geniş ovalarda kaybolur kokuları...&lt;br /&gt;Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri&lt;br /&gt;Hepinizi, hepinizi istiyorum, gelin görün beni,&lt;br /&gt;Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,&lt;br /&gt;Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini&lt;br /&gt;Bacımın suladığı fesleğenleri,&lt;br /&gt;Koy çiçeklerinin hepsini, hepsini,&lt;br /&gt;Avluların pembe entarili hatmisini,&lt;br /&gt;Çoban yastığını, peygamber çiçeğini de unutmayın,&lt;br /&gt;Aman Isparta güllerini de unutmayın&lt;br /&gt;Hepsini, hepsini bir anda koklamak istiyorum.&lt;br /&gt;Getirin, dünyanın bütün çiçeklerini istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,&lt;br /&gt;Ben koy öğretmeniyim, bir bahçıvanım,&lt;br /&gt;Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden,&lt;br /&gt;Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden,&lt;br /&gt;Ne güller fışkırır çilelerimden, &lt;br /&gt;Kandır, hayattır, emektir benim güllerim,&lt;br /&gt;Korkmadım, korkmuyorum ölümden,&lt;br /&gt;Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,&lt;br /&gt;Baharda Polatlı kırlarında açan,&lt;br /&gt;Güz geldi mi Kopdagina göcen,&lt;br /&gt;Yörükler yaylasında Toroslarda eğleşen,&lt;br /&gt;Muş ovasından, Ağrı eteğinden,&lt;br /&gt;Gücenmesin bütün yurt bahçelerinden&lt;br /&gt;Çiçek getirin, çiçek getirin, örtün beni,&lt;br /&gt;Eğin türkülerinin içine gömün beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,&lt;br /&gt;En güzellerini saymadım çiçeklerin,&lt;br /&gt;Çocukları, öğrencileri istiyorum.&lt;br /&gt;Yalnız ve çileli hayatimin çiçeklerini,&lt;br /&gt;Koy okullarında açan, gizli ve sessiz,&lt;br /&gt;O bakımsız, ama kokusu essiz çiçek.&lt;br /&gt;Kimse bilmeyecek, seni beni kimse bilmeyecek,&lt;br /&gt;Seni beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum, &lt;br /&gt;Ben mezarsız yasamayı diliyorum,&lt;br /&gt;Ölmemek istiyorum, yasamak istiyorum,&lt;br /&gt;Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın,&lt;br /&gt;Tarumar olmasın istiyorum, perişan olmasın,&lt;br /&gt;Beni bilse bilse çiçekler bilir, dostlarım,&lt;br /&gt;Niçin yasadığımı ben onlara söyledim,&lt;br /&gt;Çiçeklerde acar benim gizli arzularım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,&lt;br /&gt;Okulun duvarı çöktü altında kaldım,&lt;br /&gt;Ama ben dünya üstündeyim, toprakta,&lt;br /&gt;Yaz kış bir şey söyleyen toprakta,&lt;br /&gt;Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım,&lt;br /&gt;Yurdumun çiçeklenmesi için daima yaşadım,&lt;br /&gt;Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.&lt;br /&gt;Simdi sustum, örtün beni, yatırın buraya,&lt;br /&gt;Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya.&lt;br /&gt;CEYHUN ATUF KANSU&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-2568279810274006366?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/2568279810274006366/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=2568279810274006366' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/2568279810274006366'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/2568279810274006366'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/ceyhun-atuf-kansu-dan-dnya-nn-btn.html' title='CEYHUN ATUF KANSU &apos;dan &apos;Dünya nın Bütün Çiçekleri&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-5593818967307192770</id><published>2008-03-29T09:39:00.000-07:00</published><updated>2008-03-29T09:42:49.661-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Can Yücel Hayatı'/><title type='text'>Can Yücel'in Hayatı</title><content type='html'>&lt;strong&gt; Hayatı  &lt;/strong&gt;Can Yücel, 1926'da İstanbul'da doğdu.Hasan Ali Yücel’in oğludur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara ve Cambridge üniversitelerinde Latince ve Yunanca okudu. Çeşitli elçiliklerde çevirmenlik, Londra’da BBC’nin Türkçe bölümünde spikerlik yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Askerliğini Kore’de yaptı. 1958’de Türkiye’ye döndükten sonra bir süre Bodrum’da turist rehberi olarak çalıştı. Ardından bağımsız çevirmen ve şair olarak yaşamını İstanbul’da sürdürdü. 1956 yılında Güler Yücel ile evlendi. Bu evlilikten iki kızı (Güzel ve Su) ve bir oğlu (Hasan) oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son yıllarında Datça’ya yerleşti ve her hafta Leman, her ay Öküz dergilerinde yazıları ve şiirleri yayımlandı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel`e hakaretten yargılanan Yücel, 18 Nisan seçimlerinde ÖDP`nin İzmir 1. sıra milletvekili adayı oldu. 12 Ağustos 1999 gecesi ölen şair, çok sevdiği günebakan çiçekleriyle uğurlanarak Datça'ya gömüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Yazarlığı  [değiştir]Can Yücel, 1945-1965 yılları arasında `Yenilikler`, `Beraber`, `Seçilmiş Hikayeler`, `Dost`, `Sosyal Adalet`, `Şiir Sanatı`, `Dönem`,`Ant`, `İmece` ve `Papirüs` adlı dergilerde yazdı. Daha sonraları `Yeni Dergi`, ‘Birikim`, `Sanat Emeği`, `Yazko Edebiyat` ve `Yeni Düşün` dergilerinde yayımladığı şiir, yazı ve çeviri şiirleri ile tanınan Yücel, 1965`ten sonra siyasal konularda da ürün verdi. 12 Mart 1971 döneminde Che Guevara ve Mao'dan çeviriler yaptığı gerekçesiyle 15 yıl hapse mahkum oldu. 1974’de çıkarılan genel afla dışarı çıktı. Dışarı çıkışının ardından hapiste yazdığı Bir Siyasinin Şiirleri adlı kitabını yayımladı. 12 Eylül 1980 sonrasında müstehcen olduğu iddiasıyla "Rengahenk" adlı kitabı toplatıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1962'de İngiltere'deyken, 1709 yılından kalma, Latin harfleriyle taş baskısı olarak basılmış bir Türkçe dilbilgisi kitabı bulması geniş yankı uyandırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiirlerinde argo ve müstehcen sözlere çok sık yer veren, bu nedenle zaman zaman dikkatleri üzerine çekip koğuşturmaya uğrayan Yücel, ilk şiirlerini 1950 yılında `Yazma` adlı kitapta toplamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can Yücel, taşlama ve toplumsal duyarlılığın ağır bastığı şiirlerinde, yalın dili ve buluşları ile dikkati çekti. Can Yücel'in ilham kaynakları ve şiirlerinin konuları; doğa, insanlar, olaylar, kavramlar, heyecanlar, duyumlar ve duygulardır. Şiirlerinin çoğunda sevdiği insanlar vardır. 'Maaile' şairin kitaplarından birine koyduğu bir ad. Can Yücel için ailesi çok önemlidir: eşi, çocukları torunları, babası.. Bu insanlarla olan sevgi dolu yaşamı şiirlerine yansımıştır. 'Küçük Kızım Su'ya', 'Güzel'e', 'Yeni Hasan'a Yolluk', 'Hayatta Ben En çok Babamı Sevdim' bu sevgi şiirlerinden bazılarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can Yücel ayrıca Lorca, Shakespeare, Brecht gibi ünlü yazarların oyunlarından çeviriler yaptı. Shakespeare çevirileri (Hamlet, Fırtına, Bir Yaz Gecesi Rüyası) aslına tam olarak bağlı kalmasa da son derece başarılıdır. Shakespeare'in ünlü 'to be or not to be' sözünü 'bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin' şeklinde Türkçeleştirmiştir. 1959'da ilk baskısı yayımlanan 'Her Boydan' adlı kitabında dünya şairlerinin şiirlerini serbest ama çok başarılı bir biçimde Türkçeye çevirmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Can Yücel'in Datça'daki evinin bahçesinde, üzerinde imzasının bulunduğu taş.&lt;br /&gt; &lt;strong&gt;Eserleri&lt;/strong&gt; Yazma (1950) &lt;br /&gt;Her Boydan (1959, Çeviri Şiirler) &lt;br /&gt;Sevgi Duvarı (1973) &lt;br /&gt;Bir Siyasinin Şiirleri (1974) &lt;br /&gt;Ölüm ve Oğlum (1976) &lt;br /&gt;Şiir Alayı (1981, ilk dört şiir kitabı) &lt;br /&gt;Rengâhenk (1982) &lt;br /&gt;Gökyokuş (1984) &lt;br /&gt;Beşibiyerde (1985, ilk beş şiir kitabı) &lt;br /&gt;Canfeda (1985) &lt;br /&gt;Çok Bi Çocuk (1988) &lt;br /&gt;Kısa Devre (1990) &lt;br /&gt;Kuzgunun Yavrusu (1990) &lt;br /&gt;Gece Vardiyası (1991) &lt;br /&gt;Güle Güle-Seslerin Sessizliği (1993) &lt;br /&gt;Gezintiler (1994) &lt;br /&gt;Maaile (1995) &lt;br /&gt;Seke Seke (1997) &lt;br /&gt;Alavara (1999) &lt;br /&gt;Mekânım Datça Olsun (1999) &lt;br /&gt;En Uzak Mesafe &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Çevirileri  Hamlet (Shakespeare)1992. İstanbul: Papirüs Yayınları, 1996. &lt;br /&gt;Bahar Noktası (Bir Yaz Gecesi Rüyası'nın çevirisi) (Shakespeare) 1981. İstanbul: Papirüs Yayınları, 1996.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-5593818967307192770?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/5593818967307192770/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=5593818967307192770' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/5593818967307192770'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/5593818967307192770'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/can-ycelin-hayat.html' title='Can Yücel&apos;in Hayatı'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-5016898697983558000</id><published>2008-03-29T09:37:00.000-07:00</published><updated>2008-03-29T09:39:54.142-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Can Yücel Şiirleri'/><title type='text'>Can Yücel'den 'Herşey Sende' Gizli Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;HERŞEY SENDE GİZLİ &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerin seni çektiği kadar ağırsın &lt;br /&gt;Kanatların çırpındığı kadar hafif.. &lt;br /&gt;Kalbinin attığı kadar canlısın &lt;br /&gt;Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç... &lt;br /&gt;Sevdiklerin kadar iyisin &lt;br /&gt;Nefret ettiklerin kadar kötü.. &lt;br /&gt;Ne renk olursa olsun kaşın gözün &lt;br /&gt;Karşındakinin gördüğüdür rengin.. &lt;br /&gt;Yaşadıklarını kar sayma: &lt;br /&gt;Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar yaşarsan yaşa, &lt;br /&gt;Sevdiğin kadardır ömrün.. &lt;br /&gt;Gülebildiğin kadar mutlusun &lt;br /&gt;Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin &lt;br /&gt;Sakın bitti sanma her şeyi, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdiğin kadar sevileceksin. &lt;br /&gt;Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer &lt;br /&gt;Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın &lt;br /&gt;Bir gün yalan söyleyeceksen eğer &lt;br /&gt;Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın. &lt;br /&gt;Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret &lt;br /&gt;Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın &lt;br /&gt;Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın &lt;br /&gt;Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak. &lt;br /&gt;Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın &lt;br /&gt;Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü. &lt;br /&gt;Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte budur hayat! &lt;br /&gt;İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın &lt;br /&gt;Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün &lt;br /&gt;Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun &lt;br /&gt;Çiçek sulandığı kadar güzeldir &lt;br /&gt;Kuşlar ötebildiği kadar sevimli &lt;br /&gt;Bebek ağladığı kadar bebektir &lt;br /&gt;Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren, &lt;br /&gt;Sevdiğin kadar sevilirsin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; CAN YÜCEL&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-5016898697983558000?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/5016898697983558000/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=5016898697983558000' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/5016898697983558000'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/5016898697983558000'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/can-ycelden-herey-sende-gizli-iiri.html' title='Can Yücel&apos;den &apos;Herşey Sende&apos; Gizli Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-7664431906362567309</id><published>2008-03-29T09:35:00.000-07:00</published><updated>2008-03-29T09:37:33.630-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nazım Hikmet Ran Şiirleri'/><title type='text'>Nazım Hikmet Ran'dan 'BULUTLAR ADAM ÖLDÜRMESİN' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;BULUTLAR ADAM ÖLDÜRMESİN &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Analardır adam eden adamı &lt;br /&gt;aydınlıklardır önümüzde gider. &lt;br /&gt;Sizi de bir ana doğurmadı mı? &lt;br /&gt;Analara kıymayın efendiler. &lt;br /&gt;Bulutlar adam öldürmesin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koşuyor altı yaşında bir oğlan, &lt;br /&gt;uçurtması geçiyor ağaçlardan, &lt;br /&gt;siz de böyle koşmuştunuz bir zaman. &lt;br /&gt;Çocuklara kıymayın efendiler. &lt;br /&gt;Bulutlar adam öldürmesin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelinler aynada saçını tarar, &lt;br /&gt;aynanın içinde birini arar. &lt;br /&gt;Elbet böyle sizi de aradılar. &lt;br /&gt;Gelinlere kıymayın efendiler. &lt;br /&gt;Bulutlar adam öldürmesin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İhtiyarlıkta aklına insanın, &lt;br /&gt;tatlı anıları gelmeli yalnız. &lt;br /&gt;Yazıktır, ihtiyarlara kıymayın, &lt;br /&gt;efendiler, siz de ihtiyarsınız. &lt;br /&gt;Bulutlar adam öldürmesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; NAZIM HİKMET&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-7664431906362567309?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/7664431906362567309/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=7664431906362567309' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/7664431906362567309'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/7664431906362567309'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/nazm-hikmet-randan-bulutlar-adam.html' title='Nazım Hikmet Ran&apos;dan &apos;BULUTLAR ADAM ÖLDÜRMESİN&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-6776140044224391730</id><published>2008-03-29T09:23:00.000-07:00</published><updated>2008-03-29T09:34:47.939-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nazım Hikmet Ran Hayatı'/><title type='text'>Nazım Hikmet Ran ın Hayatı</title><content type='html'>Nâzım Hikmet tam adıyla Nâzım Hikmet Ran lakabı "Güzel Yüzlü Şair"dir. (d. 20 Kasım 1901[1], Selanik - ö. 3 Haziran 1963, Moskova) Türk şair ve oyun yazarı. Türkiye'de serbest nazımın ilk uygulayıcısı ve çağdaş Türk şiirinin öncüsü. Uluslararası bir üne ulaşmış ve adı 20. yüzyıl'ın ilk yarısında yaşamış olan dünyanın en büyük şairleri arasında anılmıştır.[2] Eserleri birçok yabancı dile çevrilmiştir. Mezarı halen Moskova'da bulunmaktadır. Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyesi olup ayrı ayrı toplam 11 davadan yargılanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eserleri birçok ödül almıştır. Ancak Türkiye'deki yaşamının çoğunu hapiste geçirmiş daha sonra Moskova'ya gitmiş ve Türk vatandaşlığından çıkarılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1938'de şairin cezaevine girmesiyle yasaklanıp ortadan kaldırılmış olan Nâzım Hikmet şiiri, Türkiye'de ancak ölümünden iki yıl sonra 1965'te yeniden ortaya çıkmıştır&lt;br /&gt;Üslubu ve başarıları  [değiştir]İlk şiirlerini hece vezni ile yazmaya başlamasına rağmen içerik bakımından diğer hececilerden uzaktı. Şiirsel gelişimi arttıkça hece vezni ile yetinmemeye ve şiiri için yeni formlar aramaya başladı. Sovyetler Birliğinde yaşadığı ilk yıllar olan 1922-1925 arası bu arama tepe noktasına ulaştı. O dönemdeki bir çok şairden farklıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hece vezninden ayrılarak Türkçe'nin vokal özellikleri ile harmoni oluşturan serbest vezini benimsedi. Mayakovski ve gelecekçilik taraftarı genç Sovyet şairlerinden esinlendi. Şiirlerinden bir çoğu müzisyen Zülfü Livaneli tarafından bestelendi. Ünol Büyükgönenç tarafından özgün bir şekilde yorumlanmış olan küçük bir kısmı ise 1979'da "Güzel Günler Göreceğiz" ismiyle kaset olarak çıktı. Bir kaç şiiri ise Yunanlı besteci Manos Loïzos tarafından bestelendi. Ayrıca bazı şiirleri Yeni Türkü'nün eski üyesi Selim Atakan ve Cem Karaca tarafından bestelenmiştir.&lt;br /&gt; Ailesi  [değiştir] &lt;br /&gt;Nazım Hikmet, annesi Celile Hanım ve kız kardeşi Samiye ileBabası, Matbuat Umum müdürlüğü ve Hamburg konsolosluğu yapmış olan Hikmet Bey, annesi Ayşe Celile Hanım'dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok güzel ve alımlı bir kadın olan Celile Hanım, bir dilci, eğitimci olan Enver Paşa'nın (Mustafa Celalettin Paşa'nın oğlu) kızıdır. Evinde piyano çalan, ressam denilebilecek ölçüde iyi resim yapan, Fransızca bilen bir kadındır. Annesinin baba tarafından dedesi, Polonya'dan 1848 Ayaklanmaları sırasında Osmanlı İmparatorluğu'na göç eden Polonezlerden Konstantin Borzecki'dir. Bu göçün ardından Osmanlı vatandaşı olunca Mustafa Celaleddin Paşa adını almış ve Osmanlı Ordusu'nda subay olarak görev yapmıştır. Türk tarihinde önemli bir eser olan "Les Turcs anciens et meternes" (Eski ve yeni Türkler) kitabını yazmıştır.Nazım Hikmet anneannesi tarafından da kuzey kafkasya çerkezlerindendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babası Hikmet Bey, Selanik'te, Hariciye'de (Dışişleri) çalışan bir memurdur. Diyarbakır, Halep, Konya, Sivas valilikleri yapmış olan Nazım Paşa'nın oğludur. Mevlevi tarikatından olan Nazım Paşa aynı zamanda bir özgürlükçüdür. Kendisi Selanik'in son valisidir. Hikmet Bey henüz Nazım'ın çocukluğunda memuriyetten ayrılır ve ailece Halep'e, Nazım'ın dedesinin yanına giderler. Orada yeni bir iş, hayat kurmaya çalışırlar. Başarısız olunca İstanbul'a gelirler. Hikmet Bey'in İstanbul'daki iş kurma denemeleri de nihayetinde iflâsla neticelenir ve hiç hoşlanmadığı memuriyet hayatına geri döner. Fransızca bildiği için yeniden Hariciye'ye (Dışişleri) atanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;strong&gt;Hayatı&lt;/strong&gt;Nazım Hikmet, Heybeliada Bahriye Mektebi'nde öğrenciykenSelanik'te doğdu. Aslen 20 Kasım 1901 olan doğum tarihi ailesi tarafından sene kaybetmemesi için 15 Ocak 1902 olarak kaydettirildi.[1]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk şiiri ‘Feryad-ı Vatan’'ı 1913'te yazar. Aynı yıl Galatasaray Sultanisi'nde ortaokula başlar. 1917'de Heybeliada Bahriye Mektebi'ne girer. Daha sonra Kurtuluş Savaşı için Anadolu'ya geçer. Fakat sağlık nedenleri ile bahriyeden ayrılmak zorunda kalır. Bu sırada Hamidye Kruvazörü'nde güverte subayıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bolu'ya öğretmen olarak atanır. Daha sonra Batum üzerinden Moskova'ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde siyasal bilimler ve iktisat okur. 1921'de gittiği Moskova’da devrimin ilk yıllarına tanık olur ve komünizm ile tanışır. 1924'te Moskova’da yayınlanan ilk şiir kitabı ’28 Kanunisani’ sahnelenir. O yıl Türkiye’ye dönerek Aydınlık Dergisi’nde çalışmaya başlar. Dergide yayınlanan şiir ve yazılarından dolayı on beş yıl hapsi istenince yeniden Sovyetler Birliği’ne gider. 1928’de af kanunundan yararlanır ve Türkiye'ye geri döner. Bu kez Resimli Ay dergisinde çalışmaya başlar. 1938’de yirmi sekiz yıl hapis cezasına çarptırılır. 12 sene süren tutukluluktan sonra askere alınacağı ve öldürüleceği endişesiyle Sovyetler Birliğine gitmek zorunda kalır. Bu yüzden DP hükümeti tarafından ülke vatandaşlığından çıkarılır ve Nazım Hikmet, mecburen büyük dedesi Mahmut Celaleddin Paşa (Konstantin Borzecki)'nın memleketi olan Polonya vatandaşlığına geçer ve Borzecki soyadını alır. Moskova'da 3 Haziran 1963 tarihinde kalp krizinden ölür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;strong&gt;Davaları ve sürgün &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Nazım Hikmet, Çankırı Cezaevi'nde &lt;br /&gt;Nazım Hikmet, Bursa Cezaevi'nde1925 yılından başlamak üzere şiirleri ve yazıları yüzünden birçok kere yargılandı. 1938 yılında orduyu ayaklanmaya kışkırtmaya çalıştığı gerekçesiyle 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde 12 yılı aşkın kaldı. Bursa cezaevinde kaldığı yılları anlatan Mavi Gözlü Dev adlı film 2007 yılında vizyona girmiştir. 1950 yılında bir af yasasıyla salıverildi. Ancak sürekli izlendiği ve çürüğe ayrıldığı halde 48 yaşında yeniden askerlik yapmaya çağrılması ve öldürüleceği yolundaki duyumlar üzerine yurtdışına kaçtı. 25 Temmuz 1951 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından Türk vatandaşlığından çıkarılmasına karar verildi. Sovyetler Birliği'nde Moskova yakınlarındaki yazarlar köyünde ve daha sonra da, eşi Vera Tulyakova (Hikmet)ile Moskova'da yaşadı. Memleket dışında geçirdiği yıllarda Bulgaristan, Macaristan, Fransa (Paris), Havana, Mısır gibi dünya memleketlerini dolaştı, buralarda konferanslar düzenledi, savaş ve emperyalizm karşıtı eylemlere katıldı, radyo programları yaptı. Budapeşte Radyosu ve Bizim Radyo bunlardan bazılarıdır. Bu konuşmaların bir kısmı bugüne ulaşmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Davaları&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1925 Ankara İstiklal Mahkemesi Davası &lt;br /&gt;1927-1928 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası &lt;br /&gt;1928 Rize Ağır Ceza Mahkemesi Davası &lt;br /&gt;1928 Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Davası &lt;br /&gt;1931 İstanbul İkinci Asliye Ceza Mahkemesi Davası &lt;br /&gt;1933 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası &lt;br /&gt;1933 İstanbul Üçüncü Asliye Ceza Mahkemesi Davası &lt;br /&gt;1933-1934 Bursa Ağır Ceza Mahkemesi Davası &lt;br /&gt;1936-1937 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası &lt;br /&gt;1938 Harp Okulu Komutanlığı Askeri Mahkemesi Davası &lt;br /&gt;1938 Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesi Davası &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;strong&gt;Ölümü ve sonrası &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Nazım Hikmet'in mezarı, Moskova3 Haziran 1963 sabahı saat 06:30'da gazetesini almak üzere 2. kattaki dairesinden apartman kapısına yürümüş ve tam gazetesine uzanırken geçirdiği kalp krizi sonucunda yaşama veda etmiştir. Ölümü üzerine Sovyet Yazarlar Birliği salonunda yapılan törene yerli yabancı yüzlerce sanatçı iştirak etmiş ve tören siyah beyaz olarak kaydedilmiştir. Ünlü Novo-Deviçye Mezarlığı'nda (Новодевичье кладбище) gömülüdür. Mezar taşı siyah bir granitten olup meşhur şiirlerinden biri olan rüzgâra karşı yürüyen adam figürü taş üzerinde ebedileştirilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2006 yılında Bakanlar Kurulunun Türk vatandaşlığından çıkarılmalar ile ilgili yeni bir düzenleme yapması durumu belirdi. Yıllardır tartışılmakta olan Nazım Hikmet'in Türk vatandaşlığına yeniden kabul edilmesi yolu açılmış gibi gözükmesine rağmen Bakanlar Kurulu bu maddenin sadece yaşamakta olanlar için düzenlendiğini ve Nazım Hikmet'i kapsamadığını öne sürerek bu öneriyi reddetti.[3]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şair Nazım Hikmet'in 2008 yılının ilk günlerinde, eşi Piraye'nin torunu Kerem Bengü tarafından, Piraye'nin evrakları arasında, “Dört Güvercin” adında bir şiiri ve 3 adet tamamlanmamış roman taslağı bulundu[4].&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;strong&gt;Bazı eserleri  &lt;/strong&gt;Memleketimden İnsan Manzaraları &lt;br /&gt;Kafatası &lt;br /&gt;Unutulan Adam &lt;br /&gt;Taranta Babu'ya Mektuplar &lt;br /&gt;Ferhad ile Şirin &lt;br /&gt;Kurtuluş Savaşı Destanı &lt;br /&gt;Kız Çocuğu &lt;br /&gt;Tahir ile Zühre &lt;br /&gt;Şeyh Bedrettin Destanı &lt;br /&gt;Sevdalı Bulut, (Tiyatro oyunu) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Şiir kitapları  [değiştir]835 Satır, (1929) &lt;br /&gt;Jokond ile Si-Ya-u, (1929) &lt;br /&gt;Varan 3, (1930) &lt;br /&gt;1 + 1 = 1, (1930) &lt;br /&gt;Sesini Kaybeden Şehir, (1931) &lt;br /&gt;Benerci Kendini Niçin Öldürdü, (1931) &lt;br /&gt;Gece Gelen Telgraf, (1932) &lt;br /&gt;Taranta Babu'ya Mektuplar, (1935) &lt;br /&gt;Portreler, (1935) &lt;br /&gt;Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı (1936) &lt;br /&gt;Saat 21-22 Şiirleri, (1965) &lt;br /&gt;Kurtuluş Savaşı Destanı, (1965) &lt;br /&gt;Şu 1941 yılında (Memleketimden İnsan Manzaraları'nın 3. kitabı), (1965) &lt;br /&gt;Dört Hapishaneden, (1966) &lt;br /&gt;Rubailer, (1966) &lt;br /&gt;Memleketimden İnsan Manzaraları (İlk bölüm), (1966) &lt;br /&gt;Memleketimden İnsan Manzaraları, (1966-1967) &lt;br /&gt;Kuvayi Milliye, (1968) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Oyunları  [değiştir]Kafatası (1932) &lt;br /&gt;Bir Ölü Evi (veya Merhumun Hanesi) (1932) &lt;br /&gt;Unutulan Adam (1935) &lt;br /&gt;Ferhat ile Şirin (1965) &lt;br /&gt;Sabahat (1965) &lt;br /&gt;İnek (1965) &lt;br /&gt;Ocak Başında / Yolcu (iki oyun birarada), (1966) &lt;br /&gt;Yusuf ile Menofis (1967) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Romanları  [değiştir]Kan Konuşmaz, (1965) &lt;br /&gt;Yeşil Elmalar (yedi yazardan derleme), (1965) &lt;br /&gt;Yaşamak Güzel Bir Şey Be Kardeşim, (1967) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Fıkraları  [değiştir]İt Ürür, Kervan Yürür (Orhan Selim adıyla gazetelerde yazdığı yazılar), (1965) Türk Edbiyatı için vazgeçilmez olan ve asla unutulmayakbir usta&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-6776140044224391730?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/6776140044224391730/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=6776140044224391730' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/6776140044224391730'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/6776140044224391730'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/nazm-hikmet-ran-n-hayat.html' title='Nazım Hikmet Ran ın Hayatı'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-2856072099397750745</id><published>2008-03-29T06:10:00.000-07:00</published><updated>2008-03-29T06:11:44.660-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Orhan Veli Kanık Şiirleri'/><title type='text'>Orhan Veli den 'GALATA KÖPRÜSÜ ' şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;GALATA KÖPRÜSÜ &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikilir köprü üzerine, &lt;br /&gt;Keyifle seyrederim hepinizi. &lt;br /&gt;Kiminiz kürek çeker, suya suya ; &lt;br /&gt;Kiminiz midye çıkarır dubalardan; &lt;br /&gt;Kiminiz dümen tutar mavnalarda; &lt;br /&gt;Kiminiz çimacıdır halat başında; &lt;br /&gt;Kiminiz kuştur, uçar, şairane; &lt;br /&gt;Kiminiz balıktır, pırıl pırıl; &lt;br /&gt;Kiminiz vapur, kiminiz şamandıra; &lt;br /&gt;Kiminiz bulut, havalarda; &lt;br /&gt;Kiminiz çatanadır, kırdığı gibi bacayı, &lt;br /&gt;Şıp diye geçer köprünün altından; &lt;br /&gt;Kiminiz düdüktür, öter; &lt;br /&gt;Kiminiz dumandır, tüter; &lt;br /&gt;Ama hepiniz, hepiniz... &lt;br /&gt;Hepiniz geçim derdinde. &lt;br /&gt;Bir ben miyim keyif ehli içinizde? &lt;br /&gt;Bakmayın, gün olur, ben de &lt;br /&gt;Bir şiir söylerim belki sizlere dair; &lt;br /&gt;Elime üç beş kuruş geçer; &lt;br /&gt;Karnım doyar benim de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ORHAN VELİ KANIK&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-2856072099397750745?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/2856072099397750745/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=2856072099397750745' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/2856072099397750745'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/2856072099397750745'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/orhan-veli-den-galata-kprs-iiri.html' title='Orhan Veli den &apos;GALATA KÖPRÜSÜ &apos; şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-6875019206315830307</id><published>2008-03-29T06:09:00.000-07:00</published><updated>2008-03-29T06:10:42.823-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Orhan Veli Kanık Şiirleri'/><title type='text'>Orhan Veli den 'İstanbul Türküsü' şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;İSTANBUL TÜRKÜSÜ &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’da Boğaziçi’nde &lt;br /&gt;Bir fakir Orhan Veliyim, &lt;br /&gt;Eli’nin oğluyum, &lt;br /&gt;Tarifsiz kederler içinde. &lt;br /&gt;Rumeli Hisarı’na oturmuşum; &lt;br /&gt;Oturmuşta bir türkü tutturmuşum: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'İstanbul’un mermer taşları; &lt;br /&gt;Başıma da konuyor aman martı kuşları; &lt;br /&gt;Gözlerimden boşanır hicran yaşları; &lt;br /&gt;Edalım &lt;br /&gt;Senin yüzünden bu halim.&lt;br /&gt;İstanbul’un orta yeri sinema; &lt;br /&gt;Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama; &lt;br /&gt;El konuşur, sevişirmiş; bana ne? &lt;br /&gt;Sevdalım &lt;br /&gt;Boynuna vebalim!' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’da Boğaziçi’nde &lt;br /&gt;Bir fakir Orhan Veli; &lt;br /&gt;Eli’nin oğlu; &lt;br /&gt;Tarifsiz kederler içindeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ORHAN VELİ KANIK&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-6875019206315830307?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/6875019206315830307/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=6875019206315830307' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/6875019206315830307'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/6875019206315830307'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/orhan-veli-den-istanbul-trks-iiri.html' title='Orhan Veli den &apos;İstanbul Türküsü&apos; şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-4980576826367686892</id><published>2008-03-29T06:06:00.000-07:00</published><updated>2008-03-29T06:09:01.652-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Orhan Veli Kanık Hayatı'/><title type='text'>Orhan Veli Kanık'ın Hayatı</title><content type='html'>HAYATI &lt;br /&gt;İstanbul'da doğmuştur (1914) . Cumhurbaşkanlığı Bando Heyeti şeflerinden Veli Kanık'ın oğludur. İlk öğrenimini Galatasaray Lisesi'nin ilk kısmında yapmış, dördüncü sınıfı burada tamamlamış (1925) , ilkokulu Ankara'ya gittikleri için Gazi İlkokulu'nda bitirmiştir (1926) . Daha sonra Ankara Erkek Lisesi'ne yatılı girmiş, burayı bitirdikten sonra (1933) İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümüne girmiştir. Ancak Fakülte'yi bitirmeden Ankara'ya dönmüş (1936) , PTT Genel Müdürlüğü Telgraf İşleri Reisliği Nizamlar Bürosu'na memur olarak girmiştir. Daha sonra askere gitmiş (1942-1944) , terhis olunca da Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu'na girmiştir. Reşat Şemsettin Sirer'in Milli Eğitim Bakanlığı'na getirilmesi üzerine, Bakanlığa egemen olan 'tutucu havaya uyamayacağını anlayarak' görevinden istifa eder. Türk yazınında olduğu kadar dönemin düşünce yaşamında da önemli yeri ve etkisi olan Yaprak dergisini yayımlamaya başlamış (1 Ocak 1949) ,28 sayı çıkarmıştır. Oktay Rıfat ve Melih Cevdet Anday'la birlikte, Nâzım Hikmet'in serbest bırakılması için üç gün açlık grevi yapmış (1950) , eylem geniş yankı uyandırmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara'da bir gece sokakta Belediye'nin açtırdığı bir çukura düşmüş, başından yaralanmış (10 Kasım 1950) , iki gün sonra da İstanbul'a gitmiştir. İstanbul'da bir arkadaşının evinde öğle yemeği yerken fenalık geçirmiş, hastaneye kaldırılmıştır (14 Kasım 1950) . Alkol zehirlenmesi teşhisiyle tedavi edilmiş, ancak sonradan beyin kanaması geçirdiği anlaşılmıştır. Aynı gün akşama doğru komaya giren Orhan Veli, geceleyin saat 23.20'de hayata gözlerini yummuştur (14 Kasım 1950) . &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;36 yaşında, en verimli çağında ölen Orhan Veli, özgeçmişini, şiirine içselleşmiş olan humour'uyla şöyle özetlemiştir: '1914'te doğdum.1 yaşında kurbağadan korktum.9 yaşında okumaya,10 yaşında yazmaya merak sardım.13'te Oktay Rıfat'ı,16'da Melih Cevdet'i tanıdım.17 yaşında bara gittim.18'de rakıya başladım.19'dan sonra avarelik devrim başlar.20 yaşından sonra da para kazanmasını ve sefalet çekmesini öğrendim.25'te başımdan bir otomobil kazası geçti. Çok aşık oldum. Hiç evlenmedim, şimdi askerim'. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazın Yaşamı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orhan Veli'nin edebiyata ilgisi daha ilkokul sıralarında başlamış, lise öğrencisiyken Oktay Rıfat ve Melih Cevdet Anday ile arkadaş olmuş, bu dostluk Türk şiirinde bir dönemin başlangıcını oluşturmuştur. Lise sıralarında öğretmenleri olan Ahmet Hamdi Tanpınar, Rıfkı Melul Meriç, Halil Vedat Fıratlı ve Yahya Saim Sinanoğlu'nun yakın ilgisini görmüştür. Lisede Oktay Rıfat ve Melih Cevdet'le Sesimiz diye bir dergi çıkarmıştır. Orhan Veli, daha ilk okul beşinci sınıfta iken yazmaya başlamış, ilk öyküsü, eski yazıyla yayımlanan Çocuk Dünyası adlı dergide çıkmıştır. Orhan Veli'nin düzyazıdan şiire dönmesinde, kendisinden iki sınıf önde olan Hıfzı Oğuz Bekata'nın etkisi olduğunu bildirmektedir kardeşi Adnan Veli. Kanık'ın ilk şiirleri Nahit Sırrı Örik'in teşvikiyle Varlık dergisinde yayımlanmış, şair bu şiirlerin bazıların Mehmet Ali Sel imzasını kullanmıştır. Kanık, dönemin İnsan, Ses, Gençlik, Küllük, İnkılâpçı Gençlik gibi dergilerinde de yazmıştır (1936-1942) . &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orhan Veli, Moliere'den Rimbaud'ya La Fontaine'den Musset'ye uzanan bir çok da çeviri yapmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Kaynak: Kültür Bakanlığı)  &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;ESERLERİ &lt;br /&gt;Şiir: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Garip, (1941- O. Rıfat ve M. Cevdet ile birlikte) , Vazgeçemediğim (1945) , Destan Gibi (1946) , Yenisi (1947) , Karşı (1949) , Nasrettin Hoca Hikâyeleri (1949) , Bütün Şiirleri (1951) . &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düzyazı: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nesir Yazıları (1953) , Edebiyat Dünyamız (1975) , Bütün Yazıları (1982- 1. Cilt 'Sanat Edebiyat Dünyamız',2. Cilt 'Bindiğimiz Dal') . &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çeviri: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Kapı Ya Açık Durmalı Ya Kapalı (1943- A. De Musset'den) , Scapin'in Dolapları (1944- Moliere'den) , Fransız Şiiri Antolojisi (1947) , W.Shakespeare, Hamlet Ve Venedikli Tüccar (1949- C. Labm'dan - Ş. Erdeniz'le) , Saygılı Yosma (1961- J. P. Sartre'den) , Batıdan Şiirler (1963) .  &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Usta şairimiz Orhan Veli şüphesiz yetenekli bir şairdir fakat hayatı hiç akla gelmeyecek bi şekilde sona ermiştir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-4980576826367686892?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/4980576826367686892/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=4980576826367686892' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/4980576826367686892'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/4980576826367686892'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/orhan-veli-kankn-hayat.html' title='Orhan Veli Kanık&apos;ın Hayatı'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-311402600039989739</id><published>2008-03-29T03:29:00.000-07:00</published><updated>2008-03-29T03:31:20.059-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bülent Ecevit Hayatı'/><title type='text'>Bülent Ecevit'in Hayatı</title><content type='html'>Bülent Ecevit 28 Mayıs 1925 tarihinde İstanbul'da doğdu. "Ecevit Seceresi (Devlet Arşivi - No 1265)" belgesine göre İnebolu'da doğdu. Babası Kastamonu doğumlu Ahmet Fahri Ecevit Ankara Hukuk Fakültesi'nde adli tıp profesörüydü. (5 Mayıs 1951 tarihli Bülent Ecevit'in AÜ DTCF öğrenci kimlik cüzdanındaki nüfus cüzdan suretine göre baba adı Mehmet Fahrettin, gene 15 Ocak 1945 tarihli AÜ DTCF talebe hüviyet cüzdanındaki nüfus cüzdan suretine göre baba adı Fahrettin, öte yandan babasının 31 Ekim 1951 tarihli Yeni Sabah gazetesindeki ölüm ilanında Dr. Prof. Fahri Ecevit, ayrıca kullandığı kartvizitte Pr. Dr. Fahri Ecevit) A. Fahri Ecevit daha sonra siyasete girerek 1943-1950 yılları arasında CHP'den Kastamonu milletvekilliği yaptı. İstanbul doğumlu olan annesi Fatma Nazlı ise ressamdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Karaoğlan ve çok sevdiği güvercinlerBülent Ecevit 1944 yılında Robert Kolej'den mezun oldu ve aynı yıl içinde çalışma hayatına Basın Yayın Genel Müdürlüğü'nde çevirmenlik yaparak başladı. 1946 yılında okul arkadaşı Rahşan (Aral) Ecevit ile hayatını birleştirdi. Önce Ankara Hukuk Fakültesi ve sonra da Dil Tarih Coğrafya Fakültesi'ne kayıt yaptırmasına rağmen yüksek öğrenimine devam etmedi. 1946-1950 yılları arasında Londra Elçiliğinin Basın Ateşeliği'nde kâtip olarak çalıştı. 1950 yılında Cumhuriyet Halk Partisi'nin yayın organı olan Ulus Gazetesi'nde çalışmaya başladı. Ulus Gazetesi Demokrat Parti tarafından kapatılınca Yeni Ulus ve Halkçı gazetelerinde yazar ve yazı işleri müdürü olarak görev yaptı. 1954 Ocak ayında CHP Çankaya Ocağı'na kaydoldu. 1955 yılında ABD'nin Kuzey Karolina eyaletinin Winston-Salem kentinde, The Journal and Sentinel'de konuk gazeteci olarak çalıştı. 1957'de Rockefeller Foundation Fellowship Bursu ile yeniden ABD'ye gitti, Harvard Üniversitesi'nde sekiz ay sosyal psikoloji ve Orta Doğu tarihi üzerine incelemeler yaptı. Bu sırada Ecevit'in sürekli "Hocam" diye bahsettiği Henry A. Kissinger Harvard rektörü idi. Harvard'da 1957 yılında, 1950-1960 arasından verilen antikomünizm seminerlerine sürekli Olaf Palme, Bertrand Russell gibi kişilerle katıldı. 27 Ekim 1957 seçimlerinde CHP'den milletvekili olarak siyasete girdi. Biri ABD'de Rumlar tarafından olmak üzere siyasi hayatında 6-7 kere suikaste uğradı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitlis sigarası, Meclis sigarası içer, eniştesi İsmail Hakkı Okday'ın hediyesi Erika marka daktilosuyla yazardı. Bu 70 yıllık daktiloyu, ODTÜ Bilim ve Teknoloji Müzesi'ne armağan etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1973 seçimlerinde CHP'nin seçim kampanyasında, yaşlı bir kadının "Karaoğlan nirede ha evlatlar, Karaoğlan'ı görmek istiyom." şeklindeki sorusundan sonra Karaoğlan adı CHP'liler tarafından benimsenmiş ve ilerleyen yıllarda da Türkiye'de Bülent Ecevit için kullanılmaya başlanmıştır.[2] Seçim propagandalarında 'Umudumuz Karaoğlan' sloganı söylenmeye başlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;12 Kasım 2006İlerleyen yaşıyla birlikte sağlığı bozuldu. Doktorlarının karşı çıkmasına rağmen Danıştay'a düzenlenen saldırıda ölen Yücel Özbilgin'in 19 Mayıs 2006'daki cenazesine katılan Ecevit, törenin ardından rahatsızlandı.[2] Aynı gece fenalaştı ve beyin kanaması geçirdi. Uzun süre yoğun bakımda kaldı. Bu sırada kendisi için tutulan ziyaretçi yazıları Kaldırım Defteri adıyla anılıyor. Bülent Ecevit, bitkisel hayata girdikten 172 gün sonra 5 Kasım 2006 pazar günü Türkiye saatiyle saat 22:40'da (20:40 [UTC]) Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde dolaşım ve solunum yetmezliği sonucu vefat etti. [3]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ecevit'in devlet mezarlığına gömülebilmesi için, ölümünün hemen ardından 9 Kasım'da yapılan bir kanun değişikliğiyle bu mezarlıklara başbakanların da gömülmesi sağlandı. [4] 11 Kasım 2006'da yapılan cenaze törenine o zamana dek eşi nadir görülen bir kalabalık katıldı. Yurdun dört bir yanından ve başta KKTC olmak üzere pek çok ülkeden insan Ecevit'e son borçlarını ödemek ve onu sonsuzluğa uğurlamak için başkente akın etti. Cenaze törenine beş cumhurbaşkanı ve siyasetçiler de katıldı. Kocatepe Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Devlet Mezarlığı'na doğru yola çıkan Ecevit'in naaşına halk gözyaşları ve çiçeklerle eşlik etti. Bu uzun yol boyunca eşi Rahşan Ecevit bir an olsun cenaze arabasının arkasından ayrılmadı. [5] [6] [7] 11 Kasım 2006 günü Devlet Mezarlığı'na defnedilen Ecevit için anıt mezar yapılması gündemdedir. [8]&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-311402600039989739?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/311402600039989739/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=311402600039989739' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/311402600039989739'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/311402600039989739'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/blent-ecevitin-hayat.html' title='Bülent Ecevit&apos;in Hayatı'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-4484494994268857821</id><published>2008-03-29T03:27:00.000-07:00</published><updated>2008-03-29T03:29:55.093-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bülent Ecevit Şiirleri'/><title type='text'>Bülent Ecevit'ten 'Sınır' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;SINIR&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dur yolcu bura sınır&lt;br /&gt;yabandır yasaktır ötesi&lt;br /&gt;çiçeklerden seçemezsin&lt;br /&gt;kokuları renkleri bir bir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kuşdan pasaport sorulmaz&lt;br /&gt;gümrüksüz geçer yüküyle karınca&lt;br /&gt;dur yolcu bura sınır&lt;br /&gt;sen geçemezsin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dereye bakma durmaz akar&lt;br /&gt;öteden de içer ceylan bu suyu&lt;br /&gt;dur yolcu bura sınır&lt;br /&gt;sen geçemezsin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dur yolcu bura sınır&lt;br /&gt;ne çizili ne yazılı&lt;br /&gt;geçemezsin yine de silemezsin&lt;br /&gt;içinde kazılı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bülent Ecevit&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-4484494994268857821?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/4484494994268857821/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=4484494994268857821' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/4484494994268857821'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/4484494994268857821'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/blent-ecevitten-snr-iiri.html' title='Bülent Ecevit&apos;ten &apos;Sınır&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-1563770657555637988</id><published>2008-03-29T03:26:00.000-07:00</published><updated>2008-03-29T03:27:44.358-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Atilla İlhan Şiirleri'/><title type='text'>Atilla İlhan'dan 'Herşeyi Birden İstemek' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;HERŞEYİ BİRDEN İSTEMEK&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o kitabı da okudum bitirdim &lt;br /&gt;hani o genç kızın beni unuttuğu &lt;br /&gt;bir ara fena halde fikrindeydim &lt;br /&gt;dudağındaki nem gözündeki buğu &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;durmadan hayal değiştiriyorduk &lt;br /&gt;çetrefil bir hayat herkesin korktuğu &lt;br /&gt;kaderlerimiz kalındı sevinçlerimiz çabuk &lt;br /&gt;yaşamadan dağılıyor yarısından çoğu &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;erteleyip durduk suç ortalığımızı &lt;br /&gt;asıl mutluluğun içinde bulunduğu &lt;br /&gt;bazı ben yalnıştım o yalnıştı bazı &lt;br /&gt;çünkü gecikmenin ağır yorgunluğu &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yanıldığımız herşeyi birden istemekti &lt;br /&gt;isteği gerçekleştirmez isteğin yoğunluğu &lt;br /&gt;ihtiyaç başka bir boyuta geçmekti &lt;br /&gt;devreden çıkarıp gereksiz sorumluluğu &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tekrar loş yalnızlıkların en dibindeyim &lt;br /&gt;sararmış yaprakların usulca savrulduğu &lt;br /&gt;köprüler yıkıldı artık kendimleyim &lt;br /&gt;parmak uçlarımda ölümün soğukluğu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ATTİLA İLHAN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-1563770657555637988?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/1563770657555637988/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=1563770657555637988' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/1563770657555637988'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/1563770657555637988'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/atilla-ilhandan-hereyi-birden-istemek.html' title='Atilla İlhan&apos;dan &apos;Herşeyi Birden İstemek&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-423426924585705187</id><published>2008-03-29T03:22:00.000-07:00</published><updated>2008-03-29T03:26:29.817-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Atilla İlhan Şiirleri'/><title type='text'>Atilla İlhan'dan 'Emirgan da Çay Saati' Şiiri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;EMİRGANDA ÇAY SAATİ&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çerağân sarayı'ndan büyükdere'ye &lt;br /&gt;üşümek sonbaharında eski çınarların &lt;br /&gt;uzadığı yerde gizlice akşamların &lt;br /&gt;başlayıp adetâ kendini dinlemeye &lt;br /&gt;kafeslerin ardında bol gözlü bir kadın &lt;br /&gt;ansızın giydirilmiş ipek ferâceye &lt;br /&gt;bir çay yalnızlığı emirgân'dan öteye &lt;br /&gt;değdikçe ısındığı yaldızlı bardağın &lt;br /&gt;nedîm'den yansıması tatyos efendi'ye &lt;br /&gt;tenhâ bir genç kız sesiyle hicazkâr'ın &lt;br /&gt;kuytularda çürüdüğü bağdadî yalıların &lt;br /&gt;yorgun sarmaşıklarıyla sarkmış bahçeye &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;soğuk kuşlar gibi dağılır boğazda &lt;br /&gt;rüzgârın getirdiği donuk bir yağmur pusu &lt;br /&gt;istinye'de gemilerin karanlık uykusu &lt;br /&gt;kırık direkleriyle dalgın ve hasta &lt;br /&gt;birden içimi kaplayan ölüm korkusu &lt;br /&gt;selâm verilince meçhul bir namazda &lt;br /&gt;gâzâli'yse biraz mevlânâ biraz da &lt;br /&gt;kubbenin altındaki divan uğultusu &lt;br /&gt;'şeref' vapurundan en kirli beyazda &lt;br /&gt;yüzlerce harbiyeli sürgün yolcusu &lt;br /&gt;havada bir asılmış adam kokusu &lt;br /&gt;istanbul jöntürkleri hüzzâm bir yasta &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yankılarıyla telaşlı geceleri bir bebek'ten &lt;br /&gt;motorların taşıyıp o kadar bitiremediği &lt;br /&gt;en yılgın sonbahar benim gözlerimdeki &lt;br /&gt;çok daha dumanlı mütâreke günlerinden &lt;br /&gt;alaturka saat kaçta ikinci tömbeki &lt;br /&gt;miralay sadık bey'in nargilesinden &lt;br /&gt;dem çekip kumrular gibi sebilleri şenlendiren &lt;br /&gt;osmanlı sehpâların gölgesindeki &lt;br /&gt;emirgân'da acılaşmak koyu bir semâverden &lt;br /&gt;çaylar gibi kararıp kaç defalarca eski &lt;br /&gt;bir şiir üzüntüsüyle müseddes biçimindeki &lt;br /&gt;çoktan unutulmuş kilitli defterlerden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ATTİLA İLHAN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-423426924585705187?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/423426924585705187/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=423426924585705187' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/423426924585705187'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/423426924585705187'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/atilla-ilhandan-emirgan-da-ay-saati.html' title='Atilla İlhan&apos;dan &apos;Emirgan da Çay Saati&apos; Şiiri'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5019238492707828122.post-141796606319128477</id><published>2008-03-29T03:20:00.000-07:00</published><updated>2008-03-29T03:22:42.340-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Atilla İlhan Hayatı'/><title type='text'>Atilla İlhan ın Hayatı</title><content type='html'>Attila İlhan 15 Haziran 1925’te Menemen’de doğdu. İlk ve orta eğitiminin büyük bir bölümünü İzmir ve babasının işi dolayısıyla gittikleri farklı kentlerde tamamladı. İzmir Atatürk Lisesi birinci sınıfındayken mektuplaştığı bir kıza Nazım Hikmet şiiri göndermesi nedeniyle 1941’de tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı. Üç hafta gözetim altında kaldı. İki ay hapiste yattı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP ŞİİR ARMAĞANI’NDA İKİNCİLİK ÖDÜLÜNÜ KAZANDI &lt;br /&gt;Türkiye’nin hiçbir yerinde okuyamayacağına dair bir belge verilince, eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. Danıştay kararıyla, 1944 yılında okuma hakkını tekrar kazandı ve İstanbul Işık Lisesi’ne yazıldı. Lise son sınıftayken amcasının kendisinden habersiz katıldığı CHP Şiir Armağanı’nda Cebbaroğlu Mehemmed şiiriyle ikincilik ödülünü kazandı. 1946’ta mezun oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Hukuk Fakültesi’ne kaydoldu. Üniversite yıllarında Yığın ve Gün gibi dergilerde ilk şiirleri yayınlanmaya başladı. 1948’de ilk şiir kitabı Duvar’ı yayınladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1949 yılında, üniversite ikinci sınıftayken Paris’e gitti. Fransız toplumu ve orada bulunduğu çevreye ilişkin gözlemleri daha sonraki eserlerinde yer alan bir çok karakter ve olaya temel oluşturmuştur. Türkiye’ye geri dönüşünde sıklıkla başı polisle derde girdi. Bir kaç kez gözaltına alındı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1950’Lİ YILLARDA ADINI DUYURDU &lt;br /&gt;1951 yılında Gerçek gazetesinde bir yazısından dolayı kovuşturmaya uğrayınca tekrar Paris’e gitti. Fransa’daki bu dönem Attilâ İlhan’ın Fransızca’yı ve Marksizmi öğrendiği yıllardır. 1950’li yılları İstanbul - İzmir - Paris üçgeni içerisinde geçiren Attilâ İlhan, bu dönemde ismini Türkiye çapında duyurmaya başladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yurda döndükten sonra, Hukuk Fakültesi’ne devam etti. Ancak son sınıfta gazeteciliğe başlamasıyla beraber öğrenimini yarıda bıraktı. Sinemayla olan ilişkisi, yine bu dönemde, 1953’te Vatan gazetesinde sinema eleştirileri yazmasıyla başlar. 1957’de askerliğini yaptıktan sonra sinema çalışmalarına ağırlık verdi. Ali Kaptanoğlu adıyla onbeşe yakın senaryo yazdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;’YASAK SEVİŞMEK’ VE ‘AYNANIN İÇİNDEKİLER’ &lt;br /&gt;1960’ta Paris’e geri döndü. Babasının ölmesiyle birlikte İzmir’e döndü. Sekiz yıl İzmir’de kaldığı dönemde, Demokrat İzmir gazetesinin başyazarlığını ve genel yayın yönetmenliğini yürüttü. Aynı yıllarda, şiir kitabı olarak Yasak Sevişmek ve Aynanın İçindekiler serisinden Bıçağın Ucu yayınlandı. 1968’te evlendi, 15 yıl evli kaldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1973’te Bilgi Yayınevi’nin danışmanlığını üstlenerek Ankara’ya taşındı. Sırtlan Payı ve Yaraya Tuz Basmak’ı Ankara’da yazdı. 81’e kadar Ankara’da kalan yazar Fena Halde Leman adlı romanını tamamladıktan sonra İstanbul’a yerleşti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘SEKİZ SÜTUNA MANŞET’, ‘KARTALLAR YÜKSEK UÇAR’ VE ‘YARIN ARTIK BUGÜNDÜR’ &lt;br /&gt;İstanbul’da gazetecilik serüveni Milliyet ve Gelişim Yayınları ile devam etti. Bir süre Güneş gazetesinde yazan Attilâ İlhan, 1993-1996 yılları arasında Meydan gazetesinde yazmaya devam etti. 1996 yılından beri köşe yazılarını Cumhuriyet gazetesi’nde sürdürmekteydi. 1970’lerde Türkiye’de televizyon yayınlarının başlaması ve geniş kitlelere ulaşmasıyla beraber Attilâ İlhan da senaryo yazmaya geri dönüş yaptı. Sekiz Sütuna Manşet, Kartallar Yüksek Uçar ve Yarın Artık Bugündür senaryosunu yazdığı dizilerdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2005 yılında İstanbulda hayata gözlerini yumdu.Atilla İlhan Şüphesiz Edebiyatımızın En büyük şairlerinden bitanesidir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5019238492707828122-141796606319128477?l=sanatseverler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sanatseverler.blogspot.com/feeds/141796606319128477/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5019238492707828122&amp;postID=141796606319128477' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/141796606319128477'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5019238492707828122/posts/default/141796606319128477'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sanatseverler.blogspot.com/2008/03/atilla-ilhan-n-hayat.html' title='Atilla İlhan ın Hayatı'/><author><name>Mehmet Karagöz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11711354972285253305</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
